Allı Turnam Ne Ararsın Burada?

Genel, Haber, Sedat Kaya
Haberi paylaşın

Likya’da bir kahramandı Bellerophon.
İki kanatlı atı Pegasus ile canavarlara meydan okurdu.
En yakın arkadaşı Barglos’tu.
Bir gün Pegasus Barglos’u çifteleyerek öldürdü.
Bellerophon kahroldu.
En yakın arkadaşı ölemezdi, ölmemeliydi.
İsmini sonsuza kadar yaşatmak için bir kent kurdu.
Bargylia koydu adını.
Mitolojiye böyle konu olan Bargylia antik kenti Milas da, Boğaziçi Köyüne bağlı (eski adı Tuzla) Mandalya(Güllük) Körfezi’nin güneyinde bir tepenin üzerinde.
En az 2500 yıllık.
Profesör Bilge Umar’a göre kökü Luwiler’e kadar dayanıyor.
Strabon’a göre bu kentte bir Artemis tapınağı vardı.
Tarih hazinesi olan bu kent henüz kazılmadı.
Ama birinci derece sit alanı ve yasalara göre çivi çakılamaz.

*. *. *

Bargylia antik kentinin çok yakınında dünyanın sayılı sulak alanlarından biri var.
Metruk Tuzlası Sulak Alanı.
Bir tuzlu lagün, iki küçük tatlı su gölü, küçük dereler ve sazıklar mevcut.
Burası bir kuş cenneti.
Allı turnaların(flamingo) konak yeri.
Ayrıca tepeli pelikanların da.
Yalı çapkınlarının, leyleklerin alanı.
197 tür kuş yaşıyor burada.
Derelerinde su samurlarına rastlanıyor.
Nesli küresel ölçekte tehlike altında olan şeritli engerek yılanı da burada yaşıyor.
Bu bölge 2001 yılında BirdLife International tarafından önemli kuş ve biyoçeşitlilik alanı kabul edildi.
Ayrıca deniz börülcesi ve ılgınla kaplı düzlükler, kızılçam ve Halep çamı ormanları, maki toplulukları ve tarım alanları var.
Ülkemizde Halep çamının az sayıdaki doğal yayılış alanından biri .
Mandalya Orkidesi’nin de anavatanı.
Her metrekaresi doğal sit alanı.
Mutlak korunması gerekiyor.

İşte böylesine hem arkeolojik, hem de doğal sit alanı olan bu cennet Mandalya Körfezi şimdi beton imparatorluğu tarafından teslim alınmak üzere.
Ali Ağaloğlu’nun sahibi olduğu Akdeniz İnşaat firması ile Kıbrıs’ta kumarhane ve otel işleten Besim Tibuk bu bölgeye 30 bin kişilik bir kent kurmak için harekete geçti.
Mandalya Koyu’nda 3 bin 683 villa, 4 otel ve 6 adet günübirlik dinlenme tesisi ile alışveriş merkezi, hastane, okul, bankalar, su sporları merkezi, sinema, sanat merkezi, kongre merkezi, rezidans, kafeterya ve restoranlar inşa edilecek.
Milas’ın 150 bin olan nüfusu bir anda 180 bine çıkacak.
İnsan yoğunluğu, trafik gürültüsü, çevre kirliliği doğal yaşamı yok edecek.
Güzelim doğa betona gömülecek.
Buna hangi akıl, hangi vicdan izin verir diyorsunuz değil mi?
Verdiler.
Üstelik Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü izin verdi.
Doğayı korumakla görevli bir genel müdürlük verdi.
Ardından ÇED(Çevre Etkileşim Değerlendirmesi) olumlu raporu da verdiler.
Yani 30 bin kişilik bir kentin çevreye, doğal yaşama, ekolojik dengeye, antik Bargylia kentine hiç zarar vermeyeceğini savundular.
O raporun altında kimlerin imzası var gerçekten merak ediyorum.
O imzalar ölecek her allı turnanın, her tepeli pelikanın, kesilecek her ağacın, koparılacak her orkidenin idam fermanıdır.

Bu idamları durdurmak için Muğlalılar, doğaseverler, çağından çevresinden sorumluluk duyanlar, yaşam savunucuları harekete geçti.
Arka arkaya mahkemeler açılıyor.
Her türlü hukuksal mücadele veriliyor.
Tabi ülkede hukuk kaldıysa.

Hani güzel bir türkümüz var bizim.
“Allı turnam ne gezersin havada
Arabam kırıldı kaldım burada
Gülüm gülüm, kırıldı kolum
Tutmuyor elim, turnalar hey”

Eğer toplum olarak bu katliama dur diyemezsek, allı turnaları bir daha göremeyeceğiz buralarda.

Bir cevap yazın