1 Mayıs İşçi Bayramı Datça’da kutlandı

Genel, Haber
Haberi paylaşın

Muğla’nın Datça ilçesinde 1 Mayıs İşçi Bayramı Datça Demokrasi Platformu üyelerince Cumhuriyet Meydanı’nda 25 kişilik katılımcı ile kutlandı.

Ülke genelinde pik yapan salgın nedeniyle 17 günlük kapanma sürecine denk gelen 1 Mayıs İşçi Bayramı Muğla’nın Datça ilçesinde az sayıda kişinin katılımıyla kutlandı. 25 kişilik Datça Demokrasi Platformu üyesi ellerindeki pankart ve dövizlerle Cumhuriyet Meydanı’nda kutlama yaparak bildirilerini okudu. Toplantı olaysız dağıldı.
Datça Demokrasi Platformu sözcüsü anma töreninde bildiri okudu. Bildiride, “İnsanlık tarihinin en büyük salgınlarından biri devam ederken girdiğimiz ikinci 1 Mayıs’tayız. 1886 yılında Chicago’da 8 saatlik iş günü talebiyle başlayan mücadelenin öncülüğünü yapan anarşist işçilerin bir komplo sonucu idam edilmesi nedeniyle, 1889 yılındaki 2. Enternasyonal toplantısında 1 Mayıs, ‘İşçilerin uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü’ ilan edilmiştir. Düzenin sıvasının iyiden iyiye döküldüğü pandemi koşullarında 1 Mayıs’ın simgesel önemi daha da artıyor” denildi.

CORONA SALGINI YOKSUL VE İŞÇİLERİN ÖLÜMLERİNE NEDEN OLDU
Açıklamada, kapitalist üretim ve dağıtım ilişkilerinin sonucu olarak ortaya çıkan yeni corona virüsü pandemisi, çalışma ve yaşam koşulları ile sağlık hizmetine erişimdeki muazzam eşitsizlik nedeniyle işçiler ve yoksulların daha fazla hasta olması ve ölmesine neden olduğunun belirtildiği açıklamanın devamı şöyle:
“İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre 2020 yılında 741’i Covid-19 nedeniyle olmak üzere en az 2 bin 427 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. İSİG raporlarına göre Türkiye genelinde Covid-19 nedeni ile yaşanan ölümlerin yüzde 95’i işçi sınıfı bileşeni, yani işçiler, aileleri veya emekliler. Salgın boyunca yeterli ekipman olmadan, gece gündüz, çoğu zaman ailelerini dahi göremeden, fedakarca mücadele eden sağlık emekçileri ise bu süreçten en fazla etkilenen kesimlerin başındaydı. Pandemi süreci aynı zamanda toplumsal muhalefete ve toplumun farklı kesimlerine yönelik devlet baskısının ve polis şiddetinin arttırılmasının bahanesi olarak kullanıldı.”

AKIL VE İNSANLIK DIŞI BİR DÜZEN
Aşılama ile bu düzenin, akıl ve insanlık dışı olduğunun bir kez daha görüldüğü ifadelerin kullanıldığı açıklamada, “İlaç tekellerinin patent hakkını, milyarlarca insanın yaşam hakkının önünde tutan düzen ülkeler arasında aşılama konusunda büyük bir adaletsizlik yaşanmasına neden oluyor. Bazı ülkeler nüfusunun birkaç katına kadar yetecek aşı stoklarken, bazı ülkelere hiç aşı ulaşmaması ancak böylesi vahşi düzende mümkün olabilir. Oysa zenginlik ve iktidarı elinde tutan bir azınlık aşıya ulaşmada öncelikliyken, yeterli önlemler alınmayan iş yerlerinde çalışmak, hınca hınç toplu taşıma araçlarına binmek zorunda olan milyarlarca emekçi hala aşılanamadı” denildi.

KAPİTALİZM DENEN BU KOKUŞMUŞ DÜZEN
Milyarlarca emekçi için her zaman sömürü, yoksulluk, açlık, baskı, savaş, zorunlu göç ve doğanın fütursuzca talanı olduğu da belirtilerek açıklamaya şöyle devam edildi:
“İş yerlerindeki sömürüye karşı mücadeleler, barınma, sağlık ve gıda gibi temel haklar için verilen mücadeleler, kentlerin ve doğal yaşamın talanına karşı mücadeleler bir bütünün parçaları haline gelmiştir. Bizler bugün bu anlayışla, Gebekum’dan Kargı’ya, doğayı ve yaşam alanlarımızı talan etmeye çalışanlara karşı Datça’yı savunuyoruz.
İşkencedere Vadisi’nde taş ocağına, İkizköy’de termik santrale, Munzur Vadisi’nin yapılaşmasına, Cudi’de ormanlık alanların yakılmasına, İstanbul’da kanal projesine karşı mücadelelerin de, iş yerlerindeki işçi grev ve direnişlerini de, kadınların erkek şiddetine karşı ve İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak için sürdürdükleri eylemlerin de, üniversite öğrencilerinin kayyum rektörlere ve polis şiddetine karşı direnişini de sahipleniyoruz.”

ÇEŞİTLİ SEKTÖRLERDEKİ İNSANLAR AÇLIKLA BAŞBAŞA
Birçok sektörde aylardır işsiz olan ve destekten yoksun bırakılan on binlerce insanın açlıkla sınandığı, bazılarının ise çareyi intihar etmekte bulduğu da açıklamada yer aldı. Ayrıca, “Bugün Datça’da da nüfusun önemli bir kısmının geçim kaynağı olan bu sektörlerde çalışanların da dahil olduğu milyonlarca kişi işsizken, işi olanlar güvencesiz, tedbir alınmadan ve hastalıkla burun buruna çalışmak zorunda bırakılıyor. ‘Çarklar dönsün’ diye tarif edilen politikalarla hedefin sermayenin kârlılığını sürdürmesinden başka bir şey olmadığı açıktır. Çarklar patronlar için dönmüş, birçok büyük şirket pandemi döneminde kârlarını arttırmıştır. Bugün ülkenin yüzde 60’ı asgari ücret ve altında gelire sahiptir. Aşı çalışmaları ayrı bir fiyaskodur. Toplumun henüz yüzde 10’u bile aşılanmamış ve öncelik, risk grubuna göre değil, iktidara yakınlığa, şöhrete ve zenginliğe göre belirlenmiştir” sözlerine yer verildi.

TEDBİR YOK, AŞI YOK, İŞSİZLERE DESTEK YOK
“Sonuç olarak, bugün iş yerlerinde tedbir yok, milyonlarca kişiye aşı yok, işsizlere destek yok ama pandemi önlemi adı altında keyfi yasaklar var” sözlerine yer verilerek açıklama şöyle sonlandırıldı:
“AKP’ye lebalep kongreler yapmak, patronlara Kod-29 ile işçileri işten çıkarmak, erkeklere kadınları öldürmek, açgözlü şirketlere doğayı talan etmek serbest. Parti kapatmak, sesi fazla çıkanı içeri tıkmak, LGBTİ+’lara, göçmenlere ve azınlıklara nefret kusmak, hatta şiddet uygulamak serbest. Sağlık tedbiri olmayan iş yerlerinde çalışmak, hınca hınç dolu da olsa toplu taşıma araçlarını kullanmak yalnızca serbest değil, zorunlu ama açık havada dolaşmak, sosyalleşmek, evinde içki içmek yasak. Aşı olmuş olsalar da 65 yaş üstü ve 20 yaş altındakilere sokağa çıkmak yasak ama çalışıyorlarsa serbest. Çocuk işçilik de serbest. Yani yaşamak yasak ama çalışmak serbest. Ancak yasaklara rağmen bugün sınırlı sayıda kişiyle de olsa sömürüye, özelleştirmeye ve doğanın talanına karşı, Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi burada da alanlardayız. Ancak baskılarınız, yasaklarınızı bizi yıldıramayacak. Bu böyle gitmez, sömürü devam etmez. Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde.”

Bir cevap yazın