Muğla’da depreme hazır mıyız?

Genel, Haber
Haberi paylaşın

İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi Yönetim Kurulu, merkez üssü Seferihisar açıklarında Sisam adası olan ve İzmir’de 114 kişinin ölümüyle sonuçlanan depremin ardından bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Öncelikle deprem master planı şart olup, depremin afete dönmesinde zemin değil, yapı zemin etkileşimine bakılmalıdır” denildi.

İnşaat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi Yönetim Kurulu, merkez üssü Seferihisar açıklarında Sisam adası olan ve İzmir’de 114 kişinin ölümüyle sonuçlanan depremin ardından bir açıklama yaptı. Yönetim Kurulu Başkanı Azmi Cihangir Aygın, “Öncelikle deprem master planı şart olup, depremin afete dönmesinde zemin değil, yapı zemin etkileşimine bakılmalıdır” dedi.
Depremlerin doğa olayları olduğu, doğa olaylarının afete dönüşmesinin sebeplerinin tartışılması gerektiğinin belirtildiği açıklamada, Azmi Cihangir Aygın, “Özellikle 1999 Marmara depreminden bu yana bu tartışmalar yapılmakta ve ne yazık ki bir sonuca varılamamaktadır. Deprem sonrası arama kurtarma çalışmaları, yardım organizasyonları ve edinilen tecrübeler elbette kıymetlidir ancak yeterli değildir. Asıl olan bu değildir” diye konuştu.

İKİ FARKLI KURUMDAN İKİ AYRI AÇIKLAMA
İzmir depremi ardından bakış açılarının çok da değişmediğini gördüklerini, iki farklı kurumdan depremin şiddetine dair farklı iki açıklama geldiğini de söyleyen Aygın, “Depremin şiddetini, büyüklüğünü konuşmak, fay hatlarının yerlerini tarif etmek gerek deprem öncesi gerekse deprem sonrası önceliğimiz midir? Jeoloji ve jeofizik mühendisleri bu konularda sayısız kıymetli çalışmalar yapmışlardır. Fay kırıkları tespiti ve akabinde Türkiye’nin deprem haritası çıkartılmıştır. Deprem algısı, fay ile eşleştirilmiş ve yapının oturduğu zemin üzerinde yoğunlaştırılmıştır. Ancak depremin afete dönmesinde zemin değil yapı zemin etkileşimine bakılmalıdır” dedi.

DEPREME KARŞI GÜVENLİ BİR YAPIDA OTURMAK BİLİNCİNE SAHİP OLMALIYIZ
Marmara depremi ardından yaşanan İzmir depremi ile benzer zemin özelliklerine sahip kırılan fay hattına eşit mesafede, yan yana bulunan iki binadan birinin çökmüş olması, inşaat mühendisince yapılan tasarımın ne kadar hayati olduğunun açıkça gösterdiğini hatırlatan Cihangir Aygın sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yapı sahibi olurken balkonun geniş olması, salonun güneş görmesi gibi önceliklerimiz de değişebiliyor. Son depremler mimari kaygılardan öte, depreme karşı güvenli bir yapıda oturmak bilincine sahip olmamız gerektiğini öğretti. Bir yapının depreme karşı güvenli olması için pek çok parametre vardır. Projesinin doğru tasarlanması, uygulama hataları ve işçilik kusurlarının olmaması, beton sınıfı ve donatı çap aralıklarının doğru seçilmesi başlıca parametrelerdir. Ve bu parametrelerin değerlendirmesi, konusunda uzman inşaat mühendislerinin meslek disiplini içerisindedir. Depreme dayanıklı bina tasarlamak biz inşaat mühendislerinin görev ve sorumluluğunda olduğu gibi depremden sonra yapısal ya da yapısal olmayan hasarlara karar verecek olan yine biz inşaat mühendisleriyiz.”

DEPREM ÖNCESİ, ESNASI VE DEPREM SONRASI PLANLANMALI
Yaşanan her depremde olduğu gibi bu depremde de aynı şeylerin konuşulduğunu, deprem planları yapılırken deprem öncesi, deprem esnası ve deprem sonrası planlamalar ın yapılması gerektiğini de sözlerine ekleyen Aygın, “Deprem sonrası arama kurtarama çalışmalarında gerek ülke gerekse yerel yönetimler epey tecrübe kazanmış noktada. Deprem esnasında nasıl davranılacağı konusunda okullardan başlayarak verilen eğitimler ile epey yol alındı. Ancak depremden cenin pozisyonunda kalarak kurtulmak oldukça sığ bir yaklaşımdır. Asıl olan deprem öncesi planlamalardır. Deprem öncesi planlama aslında kentin deprem master planıdır. Deprem başlayarak tüm kentin mevcut yapı stoku analizinden tutun da olası deprem esnasında kullanılacak yolların planlamasına, denize kıyısı olan yerlerde deniz dolgusunun olup olmadığına bakılacak bir planlama sürecidir. Peki, ülke olarak biz bu sürecin neresindeyiz?” diye konuştu.

İMAR BARIŞI ADI ALTINDA KAÇAK YAPILARIN YASALLAŞMASI YANLIŞTIR
Deprem master planlarını yapmak bir yana, görevi vatandaşın can ve mal güvenliğini korumak olan devlet kurumlarının inisiyatifi vatandaşa bırakarak imar barışı adı altında kaçak yapılaşmayı desteklemesinin son derece yanlış olduğunun da vurgulandığı açıklamada şu sözlere yer verildi:
“Devlet olası bir deprem ardından yaşanacak felakette sorumluluğu üzerinden atmaktadır. Kıyı alanları dolguya teslim edilmekte, yüzyılın projesi diyerek kanal açma yolları aranmaktadır. Peki, kendi özelimizde biz Muğla’da depreme ne kadar hazırlıklıyız? Muğla’daki mevcut yapı stokumuz ile ilgili deprem risk analizi çalışması yapılmış mıdır? Muğla ve ilçelerinde olası depremde oturmalara sebebiyet verecek sıvılaşma riski olan alanlar tespit edilmiş midir? Deprem sonrası toplanma alanları belirlenerek kamuoyu ile paylaşılmış mıdır? Yerel yönetimlerden Çevre Şehircilik Bakanlığına kadar herkes taşın altına elini koymak zorundadır.”

HER TÜRLÜ TEKNİK KATKIYI VERMEYE HAZIRIZ
Azmi Cihangir Aygın, “Biz İnşaat Mühendisleri Muğla Şubesi olarak bin 500’den(1500)  fazla üyemiz ile her türlü teknik katkıyı vermeye hazırız. Bu bağlamda kendi meslek disiplinimiz içerisinde diyoruz ki; zaman kaybetmeden hızlı ve teknik arama yöntemleri ile mevcut yapı stoku analizi yapılmalı, risk içeren yapıların deprem performans analizleri sonuçlarına göre güçlendirme, yıkım veya kentsel dönüşüm kararları verilmelidir.
Bir dahaki olası deprem felaketinde can ve mal kayıplarında üzüntü duymak ve aynı tekrarlara girmek, biz söylemiştik demek istemiyoruz. Söylemek, söylenmek yerine deprem master planı içerinde görev ve sorumluluk almayı istiyoruz” diye konuştu.  

Bir cevap yazın