#TorbaYasayıGeriÇek” imza kampanyası çığ gibi büyüyor

Genel, Haber
Haberi paylaşın

Muğla Ekoloji Birliği ile birlikte 100 sivil toplum örgütünce başlatılan “Maden ve enerji şirketlerini değil, doğayı savun #TorbaYasayıGeriÇek” imza kampanyasını bir haftada 24 bine yakın kişi imzaladı. Hedef 25 bin imza.

Muğla Ekoloji Birliği ile birlikte 100 sivil toplum örgütünce bir hafta önce başlatılan “Maden ve enerji şirketlerini değil, doğayı savun #TorbaYasayıGeriÇek” imza kampanyasını bir haftada 24 bine yakın kişi imzaladı. Hedef 25 bin imza.
100 sivil toplum örgütü ile imza kampanyası başlatan Muğla Ekoloji Birliği açıklamasında, “TBMM’de, maden, termik, petrol şirketlerinin önünü açacak, ağaç kesimlerini cezasız bırakacak bir torba yasa görüşülmeye başlandı. Bu yasanın “Kazdağları’nı, Toroslar’ı, Karadeniz’i, Erciyes’i vahşi maden ve jeotermal şirketlerinin ‘İnsafına bırakacak’ olduğunu söyleyen 100 doğa koruma kuruluşu Torba Yasa’nın geri çekilmesi için imza kampanyası başlattı. Kampanya her geçen gün büyüyor” denildi.

#TorbaYasayıGeriÇek 
“5 Ekim’de Meclise getirilen Torba Kanun teklifi geçerse, maden ve enerji şirketlerine yeni imtiyazlar tanınacak, doğayı tahrip etme pahasına faaliyetlerine devam edebilmeleri sağlanacak” denilen açıklamanın devamı şöyle:
“Sen de, maden ve enerji şirketlerini değil, doğayı savunmak için kampanyayı imzala, paylaş.
Söz konusu, Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, 13 Ekim Salı günü Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşüldü. Çok yakında, bir üst komisyonda da görüşülecek. 
Bu teklifte, maden ve enerji şirketlerini denetleyen mekanizmalar ‘Bürokratik engel’ olarak tanımlanıyor. Kamu yararına hizmet etmeyen, sermayeyi önceleyen, kamulaştırma işlemlerinin hızlı ve denetimden uzak gerçekleştirilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılmak isteniyor.”
  

YAPILMAK İSTENEN DEĞİŞİKLİKLERLE NELER OLACAK?
Açıklamada yapılmak istenen değişiklikler de sıralandı:

•  Maden şirketlerinin 12 ay ruhsatsız çalışması, işletme izin alanı dışına cezasız bir şekilde taşması, devlete olan borçlarına göz yumulacak. Örneğin Kaz Dağları’nda ruhsat yenileyemediği için uzun zamandır faaliyet gösteremeyen Alamos Gold’un önü açılacak. 

•  Havaya çok miktarda kimyasal ve zehirli gaz salan, araba lastiği, orman ürünleri ve çöp yakarak elde edilen enerji “yenilenebilir” sayılıyor ve teşvik ediliyor. Biyokütle santrallerinin önü daha da açılıyor.

•  Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destek Mekanizması (YEKDEM) kapsamı genişletilerek Karadeniz derelerinde ekolojik yıkımlara ve sel felaketlerine neden olan HES’lerin sayısının artmasın neden olunuyor.

•   Cumhurbaşkanı izni ile T.C. Kanunlarından muaf enerji şirketleri kuruluyor.

•  Enerji yatırımları için gereken taşınmazlar kolayca, kamu yararı kararı olmaksızın istimlak ediliyor ve halkın, köylünün toprakları sermayeye peşkeş çekiliyor.

•   Dağıtım şirketlerine çeşitli kolaylıklar sağlanarak daha fazla kar elde etmeleri sağlanıyor.

• Ülkemizin her yerinde köylüleri ve halkı canından bezdiren, ekolojik yıkımlara yol açan, havayı, su kaynaklarını ve tarım alanlarını kirleten ve HES’ler, JES’ler ve RES’lere YEKDEM destekleri devam ettiriliyor.  Bu santrallerin sayısı kontrolsüz bir şekilde verilen teşviklerle daha da arttırılıyor.

YOK’LAR TEKLİFİ
“Söz konusu kanun teklifi, 3065 Sayılı KDV Kanunu, 3213 sayılı Maden Kanunu, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun, 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu olmak üzere 7 adet kanunda değişiklik öngörüyor” denilerek açıklamanın devamında şunlara yer verildi:
“Bu kanun teklifinde halk yok, enerji demokrasisi yok, enerji tasarrufu yok, enerji verimliliği yok, ekolojik duyarlılık yok. Teklifte, enerji ve maden şirketlerine daha fazla destek, daha fazla kıyak, kamu denetiminin ortadan kaldırılması, tüm yetkilerin tek adamda, Cumhurbaşkanı’nda toplanması, karın şirketlere, zararın halka yıkılması ve ekolojik yıkım var. Hali hazırda uygulamada olan kanunların bile koruyamadığı doğayı daha da fazla tahrip edecek, sermayenin sahip olduğu ayrıcalıklara yenilerini ekleyerek halkın omuzlarına yeni yükler bindirecek bu kanun teklifi geri çekilmelidir.”

Bir cevap yazın