Ekoloji Birliği: Milletin adı yok, enerji ve maden şirketlerinin adı var

Genel, Haber
Haberi paylaşın

 Muğla Ekoloji Birliği, TBMM Sanayi Alt Komisyonu’nda görüşülen Elektrik Enerjisi Kanunu ve bazı diğer kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi toplantısına Ekoloji Birliği ve diğer çevre örgütlerinin alınmamasına karşı çıktı. Açıklamada, “AKP ve MHP millet vekillerinin izlediği politikalarla TBMM artık TBŞM (Türkiye Büyük Şirketler Meclisi) haline gelmiştir. Tüm muhalefet partilerini, demokratik kitle örgütlerini ve ekoloji örgütlerini bu yasa teklifine karşı çıkmaya çağırıyoruz” denildi.

Muğla Ekoloji Birliği yaptığı yazılı bir açıklamayla TBMM Sanayi Alt Komisyonu’nda görüşülen Elektrik Enerjisi Kanunu ve bazı diğer kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi toplantısına Ekoloji Birliği ve diğer çevre örgütlerinin katılımının reddedilmesine karşı çıktı. Açıklamada, “AKP ve MHP millet vekillerinin izlediği politikalarla TBMM artık TBŞM (Türkiye Büyük Şirketler Meclisi) haline gelmiştir. Tüm muhalefet partilerini, demokratik kitle örgütlerini ve ekoloji örgütlerini bu yasa teklifine karşı çıkmaya çağırıyoruz” denildi.
Alt komisyon toplantısının tutanaklarını Meclis web sitesinden öğrendiklerini belirten Ekoloji Birliği eş sözcüleri Süheyla Doğan ile Coşkun Özbucak’ın açıklaması şöyle:

TEKLİF ŞİRKETLERİN TALEBLERİ DOĞRULTUSUNDA HAZARLANMIŞ
“Teklifin enerji ve maden sektörü şirketlerinin talepleri doğrultusunda hazırlandığını zaten biliyorduk ancak tutanaklar gerçek niyetleri açığa çıkarıyor. Komisyon toplantısına kimler mi davet edilmiş? Kamudan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığını, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunu, Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ), Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünü, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünü, Türkiye Kömür İşletmeleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Kamu İhale Kurumunu, Gelir İdaresi Başkanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü. STK’lar adına davetliler ise Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, MÜSİAD, TÜSİAD, ASKON, YASED, Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER), Elektrik Üreticileri Derneği, Türkiye Madenciler Derneği, Hidroelektrik Santralları Sanayi İş Adamları Derneği, Güneş Enerjisi Yatırımcıları Derneği, Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği, Türkiye Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği.
İş kesimi ve Sektör şirketleri örgütleri dışında katılması kabul edilen örgüt sayısı ise yalnızca iki adet: Maden Mühendisleri Odası ve Elektrik Mühendisleri Odası. Görüşmeler bir günde jet hızıyla bitirildi.”

ORTADA NE RAPOR NE DE İSTATİSTİK VAR
Tutanağa göre, teklifi sunan AKP Milletvekili Nevzat Şatıroğlu’nun, komisyona ne bir rapor, ne bir istatistik sunmadığı belirtilerek, “Toplantıda aynen neler dedi biliyor musunuz: ‘Öncelikle, 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 5 ayrı maddesinde yapılan düzenlemeler ile tamamen, yatırımcı ve işletmecilerimiz lehine birtakım kolaylıklar getirmeye çalıştık. Arazi ihtiyacına ilişkin düzenlemelerde de yine yatırımcı lehine kolaylıklar getirmeye çalıştık. 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nun 5 ayrı maddesinde yine düzenlemeler yapmaya çalıştık. Bu düzenlemelerle, jeotermal kaynak kullanan işletmecilerden tahsis edilen idare payı işletmeci lehine daha hakkaniyetli, daha adaletli bir şekilde yeniden düzenlendi. MTA’ya jeotermal sahaların yatırıma açılması, ihale edilmesi esnasında 6 yıla kadar taksitlendirme yapma imkânı sağlayarak bu jeotermal sahaların ekonomiye kazandırılması önündeki bir engeli aşmaya çalıştık.”  Yani özetle, milletin değil şirketlerin vekilinin kendi sözleri ile her şey yatırımcı ve işletmeci lehine” şeklinde devam edildi.

ŞİRKETLER DÜZENLEMELERDEN MEMNUN
Tutanağın devamında, sektör örgütlerinin lehlerine yapılan bu düzenlemelerden genel olarak memnun olduklarını, ancak yeterli bulmadıklarını ve daha fazla destek istediklerini de gördüklerini belirten eş sözcülerin açıklamasının devamı şöyle: 
*İçinde halkın olmadığı ve jet hızıyla geçirilmek istenen teklifle, maden şirketlerinin 12 ay ruhsatsız çalışması, işletme izin alanı dışına cezasız bir şekilde taşması, devlete olan borçlarına göz yumulması sağlanıyor. Havaya bir sürü kimyasal ve zehirli gaz salan, araba lastiği, orman ürünleri ve çöp yakarak elde edilen enerji ‘Yenilenebilir’ sayılıyor ve teşvik ediliyor. Biyogaz santrallarının önü daha da açılıyor.
*Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destek Mekanizması (YEKDEM) kapsamı genişletilerek Karadeniz derelerinde ekolojik yıkımlara ve sel felaketlerine neden olan HES’lerin sayısının artmasın neden olunuyor.

*Cumhurbaşkanı izni ile T.C. Kanunlarından muaf enerji şirketleri kuruluyor.
*Enerji yatırımları için gereken taşınmazlar kolayca, kamu yararı kararı olmaksızın istimlak ediliyor ve halkın, köylünün toprakları sermayeye peşkeş çekiliyor.
*Dağıtım şirketlerine çeşitli kolaylıklar sağlanarak daha fazla kar elde etmeleri sağlanıyor.
*Ülkemizin her yerinde köylüleri ve halkı canından bezdiren, ekolojik yıkımlara yol açan, havayı, su kaynaklarını ve tarım alanlarını kirleten ve HES’ler, JES’ler ve RES’lere YEKDEM destekleri devam ettiriliyor.

YEKDEM’DEN BU ŞIRKETLERE AKTARILAN TEŞVIK 25 MILYAR TL
Tutanakta ilgili bakanın verdiği bilgiye göre yalnız 2019 yılında YEKDEM’den bu şirketlere aktarılan teşviğin 25 milyar TL olduğu da açıklanarak, “Her derede sayısız HES vardı, artık her rüzgar alan tepede sayısız türbin görmeye başladık ve her jeotermal kaynak yakınında tarım alanı vb demeksizin JES’lere tanık olduk. Şimdi bunların sayısı kontrolsüz bir şekilde verilen teşviklerle daha da arttırılıyor. 
Bir kez daha yineliyoruz, kanun teklifinde halk yok, enerji demokrasisi yok, enerji tasarrufu yok, enerji verimliliği yok, ekolojik duyarlılık yok.
Ne mi var? Enerji ve maden şirketlerine daha fazla destek, daha fazla kıyak, kamu denetiminin ortadan kaldırılması, tüm yetkilerin tek adamda, Cumhurbaşkanı’nda toplanması, karın şirketlere, zararın halka yıkılması ve ekolojik yıkım var.
AKP ve MHP millet vekillerinin izlediği politikalarla TBMM artık TBŞM (Türkiye Büyük Şirketler Meclisi) haline gelmiştir.  Tüm muhalefet partilerini, demokratik kitle örgütlerini ve ekoloji örgütlerini bu yasa teklifine karşı çıkmaya çağırıyoruz.
Sermayeden değil, halktan yana, ekolojik dengeyi gözeten enerji ve maden politikası!
Acilen enerji demokrasisi!
Torba yasa teklifini geri çekin!” sözlerine yer verildi

Bir cevap yazın