Boyayarak hayata tutundu, fırçası ortama renk kattı

Genel, Haber
Haberi paylaşın

Muğla’nın Ortaca ilçesi Dalyan mahallesinde yaşayan Gülay Çolak geçirdiği kaza sonucu omurilik felci olarak tekerlekli sandalyeye mahkum olmasına rağmen, bulduğu her şeyi boyayarak hayata tutundu. Önce bir okulun duvarlarını boyadı, taş, konserve kavanozları, ahşap, tuval ve ahşap üzerine resimler yaptı şimdi de süs kabaklarına adeta can vererek yaşamını sürdürüyor.

 Muğla’nın Ortaca ilçesi Dalyan mahallesinde yaşayan 41 yaşındaki Gülay Çolak geçirdiği kaza sonucu omurilik felci olarak tekerlekli sandalyeye mahkum olmasına rağmen, bulduğu her şeyi boyayarak hayata tutundu. Önce bir okulun duvarlarını boyadı, sonra eline ne geçerse taş, konserve kavanozları, ahşap, tuval ve ahşap üzerine resimler yaptı. Yerli ve yabancı dostları sayesinde hayata daha olumlu ve güzel bakmaya başlayan Çolak, şimdilerde ise süs kabaklarına adeta can veriyor.
Aslen Köyceğizli bir ailenin 6 kardeşten en küçük çocuğu olan Gülay Çolak ilk ve orta eğitimimi Ortaca’da, lise eğitimimi Denizli Kız Meslek Lisesi resim bölümünde bitirdi. 2001 yılında geçirdiği bir trafik kazası sonrasında omurilik felci olarak 19 yıldan bu yana tekerlekli sandalyeye mahkum olarak yaşamaya başladı. Tam hayata küsmek üzereyken yerli ve yabancı dostları yardımına koştu.

DOSTLARIM OLMASA YAŞAYAMAZDIM
Engelli kaldıktan sonra ne yapacağını şaşırdığını, sıkıntılı günler geçirirken neredeyse bunalıma düşmek üzereyken dostlarından büyük destek gördüğünü belirten Çolak, “Denizli Sanayi Odası Başkanı Müjdat Keçeci ve eşi Nilgün Keçeci bana uygun ev yaptırdılar ve engelli olarak yaşamama alışmak adına ilk adımımı attırdılar. Resimle olan bağım öncesine dayansa da bu işi tamamen engelli kaldıktan sonra geliştirdim. Bundan 15 yıl önce Okçular İlkokulu duvarlarını boyama projesi hayatımı değiştirdi” dedi.

İNGİLİZ DOSTLARIMLA OKUL DUVARINI BOYADIK
Kendisine en büyük destek verenler arasında İngiliz dostları Alan Fenn, Janet Surman ve Fiona Mac Rae ile 3 ay boyu okul duvarlarını boyadıklarını söyleyen Çolak şöyle devam etti:
“Alan ve bayan arkadaşı Janet Surman ve Fiona ile çok güzel günler geçirdik. Bana büyük destek oldular. Aynı yıllarda Hollandalı emekli İngilizce öğretmeni Maria ve eşi Co Jonker ile tanıştım. Bu insanlar asker, yazar, fotoğraf sanatçısı olup çok değerli insanlardı. Beni tekrar hayata bağlayan resim ve yabancı dostlarımdır. Evimin yanında yine yabancı dostlarımın kendi elleriyle yaptıkları küçük bir resim atölyem var. Yıllar içinde her türlü objeleri boyadım.”

ELİME NE GEÇERSE BOYAMAYA BAŞLADIM
Evinin yanına resim atölyesinin de yapılmasıyla birlikte olaylara çok daha mantıklı bakmaya başladığını, güzel düşünmeye ve hayatın olumlu yanlarını görmeye çalıştığını da sözlerine ekleyen Gülay Çolak, “Elime ne geçerse boyamaya başladım. Taş, konserve kavanozları, ahşap, tuval ve ahşap üzerine resimler yaptım. Kabakla tanışmam bundan 3 yıl önceydi. Önceleri yapamadığım kesme işlerinde bana Co yardım ediyordu. Sonra bana kabak kesme aleti verdi ve nasıl keseceğimi öğretti. 3 yıldır kendimi bu konuda geliştirdim ve su kabağında değişik şeyler denemek beni heyecanlandırıyor. Maria ve Co beni her konuda motive ediyorlar ve çok destek veriyorlar. Sipariş almama yardımcı oluyorlar. Ben çok şanslıyım ki Alan ve Janet sonra Maria ve Co’yu tanıdım. Beni hayata karşı böyle sandalyede yaşasam da güçlü olmayı öğrettiler” diye konuştu.

Bir cevap yazın