Ormanlar “Ağaçlandırma” adı altında kesilerek, özelleştiriliyor mu?

Genel, Haber
Haberi paylaşın

Muğla’nın Milas ilçesi Beçin ve Çamovalı mahallelerinde 2 bin dönümlük orman arazisinde başlayan ve köylülerin direnci ile karşılaşan kızılçamların kesiminin ardından kampanya başlatıldı. Anayasa’da “Orman arazileri amaç dışı kullanılamaz“ denilmesine rağmen “Ormanlar ‘Ağaçlandırma’ adı altında kesilerek, özelleştiriliyor mu?” denilerek Milas Beçin/Çamovalı bölgesinde Endüstriyel Plantasyon projesinin iptali istendi.

Muğla’nın önce Fethiye ilçesi Koruköy, Üzümlü, Ula ilçesi Gökova mahallesi Taşkesik ormanlarının endüstriyel plantasyon için kesilme, ormancıların deyimiyle traşlanma girişimleri ve ardından da Milas ilçesi Beçin ve Çamovalı mahallelerinde 2 bin dönümlük orman arazisinde başlayan ve köylülerin direnci ile karşılaşan kızılçamların kesiminin ardından kampanya başlatıldı. Anayasa’da “Orman arazileri amaç dışı kullanılamaz“ denilmesine rağmen “Ormanlar ‘Ağaçlandırma’ adı altında kesilerek, özelleştiriliyor mu?” denilerek Milas Beçin/Çamovalı bölgesinde Endüstriyel Plantasyon projesinin iptali istendi.
Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Milas Beçin ve Çamovali köyü sınırlarında, içinde Denizcik Gölü’nün de olduğu kızılçam ağaçları ile kaplı 2 bin dönümlük dağ yamacındaki orman arazisi, Anayasa’da “orman arazileri amaç dışı kullanılamaz“ diye belirtildiği halde, gece gündüz demeden endüstriyel plantasyon (ağaçlandırma) kurmak ve ormanı gençleştirmek gerekçeleriyle kesildiğini duyurdu. MUÇEP açıklama yaparak “Sadece Beçin’de değil, sadece Milas’ta da değil, Muğla’nın birçok bölgesinde Fethiye’de Koruköy ve Üzümlü, Gökova’da Taşkesik ormanlarının endüstriyel plantasyon için kesilme, ormancıların deyimiyle traşlanma girişimleri oldu. Bölgede yaşayanlar ise, ‘Bizlerin bireysel çıkar hedeflemeyen çığlığımıza kulak vermenizi, orman ekosistemimize daha fazla zarar verilmeden Milas Beçin/ Çamovalı bölgesinde Endüstriyel Plantasyon projesini iptal etmenizi talep ediyoruz’ diyorlar. MUÇEP de bu amaçla bir imza kampanyası başlatılarak projenin iptali istendi.

ORMANLARIN ÖZELLEŞTİRİLMESİ Mİ, ENDÜSTRİYEL PLANTASYON MU?
Muğla Çevre Platformu Bilim Komisyonu Sözcüsü Dr. Semra Purkis, konuyla ilgili şunları söyledi:
“Plantasyon alanlarıyla ilgili sorulara cevaplar genellikle ‘Odun üretimi ihtiyacını karşılamak ve ormanı gençleştirmek için yapılan rutin ve teknik bir uygulama’ şeklinde oluyor. Endüstriyel plantasyon doğal ormanların dışında uygun yerlerde ve uygun tekniklerle yapıldığında, odun ihtiyacını ve sanayinin odun hammaddesi talebini karşılamak için gerekli görülüyor. Ancak, önceki yıllarla oranla yapılan kesimlerin hızlandığı ve genellikle orman içlerinde boşluklu alanlarda ya da doğal ormanlar kesilerek yapıldığı görülüyor. Bu yanlış uygulamanın önünü daha da açacak ve özel şirketlerce yapılan bir işkolu haline getirecek hukuki düzenlemelerin de hızla yapıldığına tanık oluyoruz. Buna neden olarak nüfus artışı, toplam endüstriyel odun arz açığı, sanayinin artan odun talebi, eski Sovyetlerden yapılan uygun fiyatlı odun ithalatının azalması, Türk Lirasının değer kaybı dolayısı ile ithalatın pahalanması gösteriliyor.”

ASIL AMAÇ YURTİÇİ İHTİYACIN KARŞILANMASINDAN ÖTE İHRACAT
Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) stratejik planlarına yansıyan bazı ifadelere bakıldığında asıl amacın yurtiçi ihtiyacın karşılanmasından öte ihracat olduğu görüldüğünü de belirten Dr. Purkis, “Ormanlar her dönemde popülist politikalara konu olmuşsa da özellikle 1980 sonrası çıkarılan turizmi teşvik, 2B, Büyükşehir yasaları ve SİT tanımlarının değiştirilmesi ile orman kanununda yapılan değişikliklerle turizm, enerji, maden, kentsel yerleşim ve sanayi yatırımlarına açılmış, bu eğilim 2000’li yıllardan sonra hızlandı. 6831 sayılı Orman Kanununun 16, 17 ve 18. maddeleriyle ‘Kamu yararı’ ve ‘Zaruret’ halinde orman alanlarında yerli ve yabancı sermayeye maden arama, işletme ve altyapı tesisleri, turizm yatırımları, balık üretim tesisleri, odunkömürü ocakları, define arama, arkeolojik kazı ve restorasyon yapılması, yol, liman, havaalanı, enerji santrali, tünel, hastane, eğitim kurumları, spor ve eğitim tesisleri, yeraltı depolama alanları, vb. yapma olanağı getirildi” diye konuştu.

ÖZELLEŞTİRME YOLUNDA HIZLI ADIMLAR ATILDI
Son dönemde ise ormanlık alanların özelleştirilmesi yolunda adımların hızlandırıldığını, Hazine arazileri, orman ve makiliklerin, vakıf, dernek, özel ve tüzel kişilerce ve özel ağaçlandırma (ceviz, kestane, badem, fıstık, zeytin, tıbbi ve aromatik bitki, meyve ağaçları vb.) ve endüstriyel plantasyon uygulamalarına açılması için yasalarda yeni düzenlemelerin yapıldığını sözlerine ekleyen Dr. Semra Purkis, “Mülkiyeti kamuya ait alanlarda uzun yıllar için verilen izinlerle yapılan uygulamalar, doğal ormanların hızla yok edilmesine ve makilikler gibi ekolojik değeri yeni anlaşılmaya başlanan zengin eko sistemlerin yok edilerek yerine ekonomik kazanç getiren ve hızlı yetişen türlerin ekilmesiyle biyo-çeşitliliğin yok edilmesine, toprağın erozyona açık hale gelmesine yol açıyor. Özellikle endüstriyel plantasyon durumunda yoğun mekanizasyon kullanımı, hızlı yetişen türlerin ticari amaçlı ekimi, doğal ekosistemi bozarak monokültüre yol açıp toprağın verimliliği düşürülmekte ve doğa tektipleştirililor. Oysa ormanlar karasal türlerin yüzde 80’ini barındıran en zengin biyoçeşitliliğe sahip ekosistemlerdir” dedi.

330 BİN HEKTARLIK POTANSİYEL ALANDA UYGULAMA ORANI YÜZDE 100’E ÇIKARILACAK
Dr. Purkis sözlerini şöyle sürdürdü:
“OGM’nin 2019-2023 Stratejik Plan dönemi içinde endüstriyel ağaçlandırmaya uygunluğu tespit edilen toplam 330 bin hektarlık potansiyel alanda uygulama oranı yüzde 9’dan yüzde 100’e çıkarılacak. Bu süre içinde yıllık etanın (bir yıl içinde kesilecek olan ve hacim olarak belirtilen hasılat miktarı) 30 milyon m3, 2020 yılı içinse 50 milyon m3 olarak planlanıyor. Bu birleştirildiğinde bugün sermaye birikiminin en çok doğanın kar amacıyla yeniden üretimine dayandığı, sermayeye yeni ve karlı yatırım alanları açılıp ormanların fiilen özelleştirildiğini söylemek daha doğru olur. 2019 yılında 304 sayılı tebliğle endüstriyel plantasyona uygun alanların eğiminin yüzde 30’dan yüzde 50’ye çıkarılması da öncesine göre çok daha geniş doğal ormanlık alanı endüstriyel plantasyon uygulamalarına açık hale getiriyor.
Ormanların ağaçlandırılarak değil, kendi doğal sürecinde kendini yenilemesi önemlidir. Orman ekosistemi toprak, hava, su, çalı, farklı türlerde hayvanlar, mantar, bitki, yosun vs. yüzlerce yılda oluşmaktadır. Oysa endüstriyel plantasyon üzerinde kuşların bile yaşamasına izin vermeyen bir monokültürdür.”

Öte yandan MUÇEP’in bu konuyla ilgili başlattığı imza kampanyasına ulaşmak isteyenler;
https://www.change.org/MilastaOrmanlarınKesilmesiniDurdurun
İnstagram ve twitter :    @muglacep adreslerine başvurabilecek.

Bir cevap yazın