Hıraca hıraca yavrımlarım…

Bora Ayyıldız, Genel, Haber
Haberi paylaşın

1940’ların başı. Hasan Çavuş  paraçelesi(*) ile Fenaket’in iskelesine yanaştı. Saman yüklenecekti. Bir hafta sürer diye geçirdi içinden. İyi ki çocukları da getirmişim. Buralarda dolanırlar. Aklına geldi.

Mustafa, İsmet…

“Burdayız  buba.”

“Gaybolman” dedi.

Diyene kadar İsmetle Mustafa yokuşa doğru kaybolmuşlardı. Savaş yılları. Yokluk günleri. Çelimsiz oluyor doğal olarak çocuklar. Yürürken sağda, solda bağ bahçe, incir ağaçları görürler. Çocuklar, canları çeker. Duvarın üstünden atlar İsmet. Hadi der Mustafa’ya. İncir, üzüm yemeye başlarlar. Bir yandan da tedirgin olurlar. Başkasının bahçesi sonuçta. Tam yerlerken yemişleri, bir kadın belirir bahçede. Ismet ve Mustafa “gaçalım lee” diyerek kaçmaya başlarlar. Kadın sakin sakin

“Durum hele”..

“HIRACA HIRACA(**) yavrularım. Yin gari. Makıf(***) maalı bunlaa, makıf maalı”…

Mustafa ve İsmet dururlar. Kadın yanlarına da biraz meyve vererek gönderir iskeleye doğru…

(*)Paraçele- yelken ve kürekle hareket eden ahşap tekne.

(**)Hıraca- cılız, çelimsiz, sıska.

(***)Makıf- vakıf.

Bir cevap yazın