TÜRSAB nereye 2

Bahattin Yücel, Genel, Haber
Haberi paylaşın

AB içinde yurt dışına en fazla turist gönderen devletler, sırayla vatandaşlarının tatile gidebilecekleri ülkeleri açıklıyorlar. 
Ne yazık ki, aralarında Türkiye henüz yer almıyor.
Rusya da onlardan farklı değil.
Sınırlamanın nedenlerini araştırmak yerine, doğrudan ikili görüşmelerle çözüleceğini sanan, Kültür ve Turizm ile Dışişleri Bakanlarının beklentileri boşuna yükselten açıklamaları sorunu ortadan kaldırmaya yetmiyor.
Sadece bakanlık değil son dönemde demeçleriyle sektörün gerçek ihtiyacını dile getirmek yerine, bu temelsiz iyimserliğe dolaylı yoldan katkıda bulunduklarını farkedemeyen meslek örgütleri de bir türlü gerçeği kabul edemiyorlar.
Örneğin bu meslek kuruluşları arasında en köklüsü TÜRSAB.
İçlerinde en eskisi ve kurumsal alt yapısı hazır olanı.
Binlerce üyesi var..
Her gün sorunlarını anlatan, çıkış arayan seyahat acentelerinden gelen ortalama 4-5 mesaj okuyorum.
Söylentilere bakılırsa 2000 civarında seyahat acentesi çalışmalarını başka alanlara kaydırmışlar. İçlerinde emlakçılık dahil farklı işkollarına dönüşenler bulunuyor. Anlaşılan Türkiye’deki seyahat acenteleri de dünyadaki meslektaşları gibi önlerini görmekte zorlanıyorlar.
TÜRSAB yönetimi de çaresiz ve üyelerinden farklı değil. Oysa bu süreçte çekinmeden gerçek durumu kamuoyu ile paylaşarak, genel hasarı saptaması ve ardından, akılcı ve gerçekçi bir kriz yönetimini hayata geçirmesi gerekiyordu.
Yönetim bu aşamada üyelerine dönük basit bir araştırma ile kuruluş tarihlerine, son 5 yılın ortalama cirosuna, çalışan sayısına, hangi alan da uzmanlaştıklarına bakarak, “yeni normale” geçildiğinde, yapılacakları farklı senaryolara göre kurgulayarak, pekala bir takım varsayımları geliştirebilir.
Kuşkusuz tam bir doğal felaket ya da savaş durumundan farksız bu salgın koşullarında, üye seyahat acentelerinin diğer ülkelerdekilere benzer biçimde, bir sure için maddi yardımlarla hibe ve /veya uygun faizli ve vadeli kredilerle desteklenmeleri, TÜRSAB’ın siyasal iktidardan talep etmesi gereken doğal bir haktır.
Araştırmalar sonunda belirlenecek kriterlere göre, bulundukları çevre ve ortak özelliklerini dikkate alan formüller üretilebilir. Örneğin birleşmeler, iş ortaklıkları gibi örgütlenme modelleri, destek ve vergi kolaylıkları özendirici olabilir.
Bu konularda üyelerle sağlanacak iletişimin farklılaştırılması ve profesyonel kadronun teknik desteğinden farklı biçimde kurulması ve sürdürülmesinin yararlı olacağına hiç kuşku yok.
TÜRSAB yönetimi seyahat acentelerinin hak arayışlarına öncülük ederek, beklentileri yönetmek zorunda. 
Örneğin bu yıl kayda değer sayılarda turist getirmeleri imkansız, 4 yabancı tur operatörüne aktarılan 120 milyon Dolarlık kolay kredinin benzerini sağlamak amacıyla, binlerce üyesi adına girişimde bulunması. Her zaman olduğundan daha önemli. 
Aksi halde hem üyeleri hem de iktidar nezdinde inandırıcılığı kalmayacaktır.
Kriz sonrasında Türkiye’de turizmin dünyadaki gelişmelerden bağımsız olarak eski haline döneceğini beklemek, kelimenin tam anlamıyla hayalciliktir.
Önemli olan kaçınılmaz zararları en aza indirecek girişimlerde bulunmaktır. Ve hala yapılacak çok şey vardır.

Bir cevap yazın