Marmaris ve gerçekler

Genel, Haber, Mustafa Sarıipek
Haberi paylaşın

İnsanlar, fikir ve eleştirilerini bilgiye dayandırmadıklarında sadece boş bir ukalalık taşıdıklarını bilmezler nedense. Hatta çok komik duruma düştüklerinin hiç ama hiç farkında değillerdir. Bu nedenle genelde ben bilirimci bu grup, dikkat ederseniz fazla da ciddiye alınmazlar. Nedense sürekli içi boş ukalalıklarla beslenen acımasızlıklarını sürekli abartma hakkına sahip olduklarını düşünürler.
Hastalanınca doktora muayene olduktan sonra doktorun yazacağı ilaca itiraz ederek “Şunu yazsanız daha iyi gelmez mi doktorum” deme cüretini gösterenler buna en güzel örnek.
Bu gruptan daha başka diğer bir ben bilirimci grup ise hiçbir şey bilmedikleri halde ufak ufak ortamlara akmaya başlayan, muhabbet edilecek ortamlarda kendilerini kabul ettirmek yarışında olanlar vardır ki bunlar aslında daha da tehlikeli olanlardır. Onlar için bilgi kaynağının kesinlikle önemi yoktur. Onlar için bilgi bilgidir. Nereden geldiği, nasıl geldiği, kim tarafından, ne amaçla söylendiği hiç umurlarında değildir. Duyduklarını araştırıp incelemek yerine özellikle sosyal medyalarda ayaküstü üfürülen yalanlara anında inananlar sanki bu düşünceyi kendileri söylemiş gibi fütursuzca savunurlar.
Dünya genelinde olduğu gibi ülkemiz de corona virüsü salgını yaşantımızı allak bullak etti. Zaten varla yok arasında gidip gelen ekonomi iyice dibe vurdu. Kendini idare etmeye çalışan ortanın üzerinde esnaf bırakın orta grubu en düşük gelirli konumuna düştü. Orta ve küçük esnaf kayboldu kaybolacak. Büyük şirketler batıyor. Milyonlarca insanlarımız işsiz güçsüz kaldı. Binlerce insanımız açlık sınırında. Cebinde tek lirası olmadan yaşam savaşı verenleri medyadan izliyoruz.  
Çekilen sıkıntılar için sanırım hepimiz hem fikiriz. Karşı çıkacak kimsenin olabileceğine aklım kesmiyor. O zaman gelin bir de Marmaris gerçeklerine bakalım:

**

Marmaris yaşayanı geçimini neyle sağlıyor?
Marmaris’in Türkiye’nin önde gelen turizm merkezlerinden birisi olarak öne çıktığı bir gerçek. Sahip olduğu turizm tesisleri, yat ve kurvaziyer limanları her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti bölgeye çekiyor. Bunun yanı sıra ilçede tarım alanlarının iç kesimlerde yoğunlaşması ile birlikte turizm tesislerini besleyen bir gıda sektörünü oluşturuyor. Fakat ilçede gıda da dâhil herhangi bir sanayi sektörü gelişmemiş durumda.
Yani;
Kısaca ilçenin geçim kaynağının yüzde 100’e yakını turizm değil mi?
Turizm olmazsa üretilen ve dünyaca da ünlenen çam balını nereye ve nasıl satacağız?
İç kesimlerdeki tarımla uğraşan insanlarımız bu ürettiklerini turist olmaz da otel açılmazsa, pazara giden olmazsa kime satacaklar?
Bakkal,
Manav,
Nalbur,
Pastacı,
Ayakkabıcı,
Çantacı,
Berber,
Kuaför,
Giyim mağazaları,
Şarküteri,
Kırtasiye,
Restoran,
Lokanta,
Bar,
Onlarca, yüzlerce küçük esnaf ilçede kime neyi satacak, ağırlayacak da ev geçindirecek, istihdam sağlayacak?

**
Marmaris geneli turizme açılmalı derken neye dayandırıldı bu düşünce?Sağlık Kurulu’nun raporlarına.
Muğla geneli pandemi açısında sarı bölgede. Yani kurallara uyulduğu taktirde büyük sıkıntıların yaşanmasının mümkün olmayacağı yerlerden birisi.
Marmaris’te bir ailede corona virüsü çıktı ve tedavi sonrasında ikinci ve sonrasındaki kontrolleri negatif oldu. Onlar da büyük şehirlerden birisine gidip gelen bir ailedeydi.
O zaman;
49 bin 719’u erkek, 45 bin 30’u kadın olmak üzere toplam 94 bin 749 nüfusa sahip Marmaris yaşayanlarının acil olarak normal yaşamlarına dönmeleri gerekmez mi?
Yani turizmin yeniden canlanması gerekmez mi?
Birilerinin bilmeden ahkam keserek “Sakın haaa” demesine karşılık genel kanı “Tabii ki gerekir” şeklinde.
Buna ben de katılıyorum.
Ama
Tek şartla:

**
Tüm oto kontrol bizde olmalı.
Özellikle hijyen, mesafe ve maske kurallarına uyulmalı.
Sağlıkçılar neyi tembihlediyse o mutlaka ama mutlaka yerine getirilmeli.
Şimdi yine birileri (Sosyal medyada salladıkları gibi) “Gidip bir Uzunyalı sahilini görün, insanlar iç içe” diyecekler.
Ben de vatandaşlara diyorum ki;
Böyle olan yerlere gitmeyin kardeşim. Giden dostlarınız varsa da onlara, onlar da diğer dostlarına söylesin ki onlar da gitmesin.
Kavga gürültü çıkarmadan, yetkili kurum ve kuruluş ve hatta o işletmenin sahibi tatlı dille uyarılmalı.
Yani;
Lafın özü:
“Herkes kendi evinin önünü temiz tutarsa şehir tertemiz olur” atasözünden yola çıkarak “Kendini temizlemeyen, başkasını temizleyemez” sözleriyle NOKTA diyelim.

Bir cevap yazın