Selanik’in 12 Kasım 1912’de Osmanlı’ca Yunan’a savaşmadan, ordunun yığınağıyla terk edilişi

Genel, Haber, Övgün Ahmet Ercan
Haberi paylaşın

Anneannem ile büyükbabam Selanik’lidir. Anneannem, “Ah! Benim güzel Selanik’im” diye ölünceye kadar ağlamıştır. Dedem de Selanik’de bitirdiği “Mülkiye Mektebinde” kazandığı bilgiyle, Kurtuluş Savaşında Nazilli-Aydın’da, Yunan’a karşı direnç güçleri içinde yer almıştır. İşte, onlardan Selanik anılarını dinleyerek büyümüş, Yunan’ın sirtaki oynayıp, tabak kıran güzel yüzünün arkasındaki Türk düşmanlığını görmüştüm. Oysa, biz ne Yunan, ne de Rumlara düşmanca gözle hiç bakmazdık. Balkan Savaşları sırasında, savaşmadan, bozguna uğrayarak İstanbul’a doğru kaçan Osmanlı, böylece Karadağ, Sırbistan, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Eflak-Boğdan (Romanya), Yunanistan, Moldova, Makedonya’yı yitiren Osmanlı Devleti, 8 Kasım 1912 günü, Osmanlının eğitim, akçal özeği Selanik’i de, Balkanların en güçsüz ordusu Yunan güçlerine, hiç savunmadan terk etmişti. Hasan Tahsin Paşa, 35 bin er ile bir tek kurşun sıkmadan 22 milyon mermi, 70 bin tüfek, 300 kadar top ile 35 bin top mermisi ile birlikte Osmanlı’nın üçüncü büyük kentini, Selanik’i Yunanlılara altın tepsi içinde sunmuştur. İşte, o Yunan’a bırakılan Osmanlı silahları, tüfekleri, topları, mermilerini alarak, aynı Yunan, bu kez, İzmir’de Anadolu’yu basıp binlerce Türk’ü, Atatürk’ün erlerini öldürmüştü. Kente giren Yunan erleri camilerde biriken halkı zorla çıkartmış, kimi camileri aynı gün içerisinde, minarelerini yıkıp, kiliseye çevirmiş, yunaklardan Müslüman kadınları eğlenmek, tecavüz etmek için kaçırmış, ötesi kenti Yunan’a sunan Hasan Tahsin Paşa’nın evini bile basarak eşine yıldırıda bulunmuşlardı. London News dergisi kentteki bir Türkün fesine Yunan ile Bulgar askerlerince Haç çizilişini, derginin kapak resmi yapmıştı. Avrupalı gazeteci ile diplomatlar ülkelerine Selanik’te “Yunanlar Utkularını Kana Buladı…” diye duyuru yapıyorlardı. Ele geçirilen bu büyük kentte büyük kıyım, yıldırı, saldırılar görgüsüzce sergileniyordu. Saatli Camiden her akşam gelen tecavüz sesleri, burmalı camide Yunan erlerinin içki alemleri, ayrıca Alaca imaret camisinin hocası Talip Efendi’nin kızının vaftiz edilmek üzere kaçırılması ile bir daha da bulunamaması çok üzücüydü. “Keşke Yunan kazansaydı” diyenler bu durumu gözardı edip, torunları olmakla övündükleri Osmanlı Padişahlarının bu kıyıma, saldırıya görmezden gelip, uzaktan izlemekten başka bir şey yapmadıklarını, saltanatlarını koruma sevdasına düştüklerini bilsinler. Türklük çekirdeği, derinliklerinden yine bir Selanikliyi, Mustafa Kemal Atatürk’ü çıkardı da, Türklüğün kökü kazınamadı, bugün toprağını öptüğümüz yurdumuz Türkiye Cumhuriyet’ini kurup elimize altın tepsiyle sundu. Ne mutlu Türküm diyene. Ülkümüz, aydınlanma kılavuzumu olacak Atatürk sürekli gönlümüzde yaşayacaktır. O her türlü karanlığa karşı bir kalkan, ışığıyla karanlıkları aydınlatan bir güneştir, sonsuza kadar parlayacak. Bugünlerde, Türkiye’mizde, hortlayan, yine karabasan gibi ülkeyi saran Osmanlıcı karanlık güçlerin kentlerde yılgıcılarınca silahlı örgütlenmesini sağlamak, yasalaştırmak için İzmir camilerinde kışkırtmaların, kendilerince yapıldığını anlamayacak denli algısız da değiliz……
Siz, birer Atatürk olduğunuzu unutmayın….
Atatürk, Atatürkçülük; en büyük ışık, ayrıca günümüzde kentlerde örgütlenmelerinin önü açılan gericilere korku saçan güçtür….
Bir kez daha, sonsuz kadar;
Ne mutlu Türküm diyene…

One thought on “Selanik’in 12 Kasım 1912’de Osmanlı’ca Yunan’a savaşmadan, ordunun yığınağıyla terk edilişi

Bir cevap yazın