İvedi durum yönetimi

Haber, Övgün Ahmet Ercan
Haberi paylaşın

Değerli okurlar. “İvedi Durum Yönetimi” adı üzerinde, beklenmeyen bir kıran-afet durumunda nasıl davranılacağını, ne gibi önlemler alınarak toplumun can ile edinç güvenliğinin, beslenmesinin nasıl sağlanacağı, sağlığının nasıl korunacağının tanımını kapsar. Burada, kolay anlaşılsın diye bilge (Çok bilen çocuk) ile Küçümen’i (Bulaşkı-virüs) konuşturarak hem bilgilendiriyorum, hem de uyarıyorum. İstanbul ile öteki kentler için önemli olan “ivedi durum yönetimini” ilgilendiren konular,

1. Salgın,

2. Deprem,

3. Susuzluk,

4. Açlık,

5. Parasızlık,

6. Saldırı

7. Güvenlik,

gibi konulardır. Yazılarımda açıklamak istediğim, İstanbul’da 2045’den önce deprem beklemesem de, yarın deprem olacakmış gibi tetik olmamız gerektiğidir. Çünkü, “deprem dışarıya çık, salgın çıkma” diyor. Bu çok önemli bir durum. Bilim sürekli kuşku ile irdelemeye gebedir. Her yazımdan ikinci bir anlam çıkararak ürperti koparmanıza gerek yoktur. Olası kötü durumu önlemek üzere, deprem olmuş gibi barakalar, yunaklar, ayakyolları, sağlık ocakları yeşil ya da uygun yerlere kurulmalı, kimi sağlam oteller bu kapsam içine alınmalı, gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

İstanbul’da en ivedi durumlardan biri de susuz kalmaktır. Çünkü küçük bir alanda 18 milyon kişi bir arada yaşıyoruz. Su kaynaklarımız kısıtlı. Melen suyu İstanbul’a yıllardır bağlanamadı. Tek dileğimiz yağışlar, ancak bu yıl yeterince de yağış alamadık. Göletlerin doluluğu yalnızca yüzde 65. Evlerinde kapalı yaşayan toplum, suyu daha çok tüketir. Salgın diyor ki, “çok su kullan temiz ol”, su kaynakları diyor ki, “yeterli suyum yok, kısıtlı su kullan”. Bunu önlemek için bir an önce yüzde 23 tuzluluğu olan Karadeniz suyu arıtılarak, bir yandan Ömerli, öteki yandan Durusu’ya verilmelidir. Yukarıda saydığım 3 konunun bir arada olması, “kıran-afet kurgusuna” göre İstanbulluların en az üçte birinin kırılmasıyla sonuçlanabilir.

Öteki önemli konu ise, tüm küçük işyerlerinin kapalı olmasıdır. Geliri olmayan, ancak gideri süren yurttaşlarımızı bekleyen durum, açlık, parasızlık, beslenememe, çaresizlik, ruhsal gerilim, canına kıymalar, ya da çevreye saldırganlığa dönüşebilir. Bu durum toplumsal kargaşaya, ötesi ölümlere bile neden olabilir. Bu durumu önlemek için, kamu güvenliğini sağlamak düşük geliri olanlara karşılıksız para ile sağlık yardımında bulunmak gerekir.

Benim bile özel koruncum-sigortam yok, çoğu yoksul yurttaşlarımızın nasıl olsun? Ben bir Emekli Sandığı/ SSK emeklisiyim. Ancak bir bulaşma durumu olsa tüm kamu hastaneleri dolu. Bu durumda yoksul halk özel hastanelere nasıl para yetiştirsin? Şu anda Türkiye “ivedi kıran durumu sürecinde” olduğuna göre, tüm hastaneler, devlet hastaneleri gibi çalışmalı, hasta kim olursa olsun, sigortalı olmasa bile ücretsiz bakım ile gözetime alınmalıdır.

Özet olarak, Türkiye’yi yönetenlerden ivedi beklediklerimiz bunlardır. “Yurttaşı yaşat ki, devlet yaşasın. Yurttaşsız devlet olmaz”.

Bir cevap yazın