İnanç mantıktan üstündür

Genel, Haber, Şahin Erkenez
Haberi paylaşın

Yaşlı Kore gazisi anlatıyor. Cepheden yorgun argın döndüğümüz bir Kore köyünde karavana dağıtıldı. Yemeğin biri de pirinç pilavıydı. Tam pilavı yerken karşıma Koreli küçük bir erkek çocuğu gelerek oturdu ve gözlerini yediğim yemeğe dikti. Belli ki çok açtı.

Pilav dolu tabağımı kaşığıyla birlikte götürüp verdim. Çocuk büyük bir iştahla yemeğe başladı. O kadar hızlı yiyordu ki yere pirinç taneleri düşüyordu. Tabağını bitirince parmağımla yerdeki pirinç tanelerini göstererek parmağıyla toplayıp yemesini işaret ettim. Çocuk anlamaz gözlerle baktı. Ayağa kalktı, yerdeki pirinç tanelerini ayağıyla ezdi. Nimete yaptığı bu saygısızlığa çok kızarak tokadı yapıştırdım, ağlayarak gitti.

Dinleyenlerden biri:

-Ya amca ne güzel bir davranış sergilemişsin ama sonunu kötü bitirmişsin. Yani kaşıkla verip sapıyla göz çıkarmışsın adeta…

-Ne yapsaydım yani? Çocuk nimeti ayaklarıyla ezdi, elbette cezasını verdim bende…

– Anlamıyorsun hâlâ değil mi?

– ?

– Lan Allah’ın cahili! O çocuk Müslüman değil, dinsiz ya da Budist. Yani pirinç ya da ekmek onun için kutsal değil, anlamıyor musun? Senin gösterdiğin nimete onlar saygı göstermezler, üstelik o daha bir çocuk…-ş.e. (yaşanmıştır)

Xxxxxx

Saygısız Hoca, Tepkisiz Cemaat

Yıllar önce Marmaris’te soğuk bir kış günü bayram namazı için kayınbiraderle birlikte camiye gittik. Caminin içi dolmuş, geri kalanlarda buldukları kartonları kaldırıma serip hocanın bayram ile ilgili konuşmasını dinliyorlar. Bizde karton bularak bir yere sığıştık.
Hava öyle soğuk ki bir de durduğumuz yer cereyan yapıyor, ayazda kalmış it gibi titreyip duruyoruz. Neyse kendimizi ‘namaza az kaldı’ diye teselli ederken, namaz saati geldiği halde hoca namazı kıldırmayıp aynı cümleleri 3. kez söylemeye başlayınca dayanamadım:
– Hocaa başlatsana namazı,15 dakika geçti diye homurdanırken kayın birader;
– Enişte sakin abdestin bozulacak nasıl olsa kıldırır… deyince;
– Lan başlarım abdestine bu terbiyesiz herif resmen mastürbasyon yapıyor! Yazık değil mi bu kadar insana… Kendi kıçını sıcak mindere koymuş dışarıda soğukta donan insanlara aldırmıyor aynı cümleyi 3. kez söylüyor derken benden başka hiç kimsenin sesinin çıkmadığını görmek beni daha da sinirlendirmişti. Neyse hoca soytarısı namazı kıldırdı çıktık. Artık ben mi namaz kıldım, namaz mı beni kıldı, sevap yerine günaha mı girdim bilmiyorum.
Eve geldim. Doktor olan eşime;
– Müftüyü tanıyor musun dedim?
-Tanıyorum, tedaviye hep bana gelir. Hayırdır ne oldu ki? Durumu anlattım.
– Müftüyle görüş bugün yeni camide bayram namazı kıldıran o saygısız hocanın kulağını çeksin, insanları soğukta bekleterek zamanlarını çalma terbiyesizliğini cezasız bırakmasın. En azından bu hatayı bir daha tekrarlamasın.
Kısa bir süre sonra eşim kendine muayeneye gelen Müftüye durumu anlatınca, Müftü üzülerek ;”Defalarca uyarıyoruz ama yine de yapıyorlar bu hatayı” diyerek özür dileyip gereğini yapacağı sözünü vermişti.
Gerçekten de o günden sonra ne cuma, ne de bayram namazlarında görevli hocalar saate uyup cemaati mağdur etmediler.
Bu yaşanmışlığı ‘Düğün Dernek’ filminde Çetin karakterinin bayram namazında caminin hocasıyla olan tartışmasını izlerken aklına benim geldiğini söyleyen kayın biraderim hatırlattı.(yaşanmıştır) -ş.e.

Bir cevap yazın