Uykunuzdan uyandırır, canlandırır, heyecanlandırır!

Genel, Haber, Hasan Teoman
Haberi paylaşın

Uykunuzdan uyandırır, canlandırır, heyecanlandırır!

İki yılda iki kitap…

‘Zeytinlik Devrimcileri’ ve ardından ‘Başı açık Düşünceler…’

Biri Mudanya temalı Öykü, biri toplumsal içerikli Deneme…

Üretmek, insan ayrıcalığının birincil koşuludur… Toprakta üretirsiniz, sanayide üretirsiniz, kültürde üretirsiniz; ama en önemlisi, tümünün, önce düşüncelerinizde planladığınız değerlerin tohumları olmasıdır…

Halkların kavgasında düşünce, emek ve üretim, sermayenin kavgasında o tohumların sahipliği ve kazanacağı artı değerler vardır…

Yaşam, bu çelişkinin tezgâhında ilmek ilmek dokunur…

Siyaset, bu ilişkilerin düzenini kurarken kimin yanında duracağını bilmek sanatıdır… O siyasal düzeni kimler kurduysa güç öncelikli ve de sürekli onlarındır!

Sonrası; kurulu düzenin içinden adaleti ve emeğin terini bulup çıkarma çabasıdır…

Üretileni, adil paylaşma savaşıdır…

Sahiplerin vicdanlarından, emeğin fiyatını koparma uğraşıdır…

Devletin yasalarına ve sahiplerin ayağına basmadan, devrimci bir yol bulma becerisidir…

XXX

‘Okudukça düşünür, düşündükçe üretir insanoğlu’ dedik ya; toplumsal uyanışımız da, çağdaş demokrasi savaşımız da, gelecekle barışıklığımız da, bir çiftçinin toprağı sürmesindeki umutlu bekleyiş gibi gerçeğe dönüşebilir… Güneşe bakarız üretmek için, aydınlığı bekler gözlerimiz… Bırakın onlar kapalı plazalarda dünyayı kurup yıksınlar, sanal rakamların hesabını tutsunlar, küresel güçle, yerel zayıflığı ezmeye yemin etsinler; toplasınlar, çarpsınlar, bölsünler…

Hesap kitap, bunca hırs, tonlarca ihtiras, iki metrelik toprağa girmiyor…

Örneğin ben, emekliyim; param yattığında, düşünürüm…

Param bittiğinde de düşünürüm…

İşin asi yanı, yazarken de düşünürüm…

Düşündürtmeyeceksin o zaman!

‘Tehlikeli’ dönemeçlere giriyorsun efendi; dön konuya…

XXX

Gelelim ikinci yapıtın muhtevasına!

BAŞI AÇIK DÜŞÜNCELERİ;

Kişiliklerini, özgürlükle büyütenler…

Geleceğe, MAVİ GÖZLÜ DEV gibi bakanlar…

Gözü dönmüş küresel sermayenin cenderesindeki Türkiye’yi,  bağımsız ve özgür kılmak adına devrimlere ve Atatürk’e sahip çıkanlar…

Laikliğe ve uygar demokrasiye inananlar…

Barışarak yaşamaya özlemli, halkların kardeşliğine ve eşitliğine alkış tutanlar…

Ortadoğu’dan esen din fırtınalarını bilim, sabır, sağduyu, tarihsel deneyim ve soğukkanlılıkla göğüsleyen, umudunu yitirmemiş vatanseverler…

Mezhepçiliğin, cemaat seviciliğinin, kırsal feodalizmin ve siyasal dinciliğin dalgalarına, Bandırma Vapur’u inadıyla kafa tutanlar için…

YAZMADIM ASLINDA!

BU KİTABI;

Demokrasiyi, TEK ADAMLILIK…

Laikliği, DİNSİZLİK…

Özgürlüğü, TURİZM…

Pahalılığı, KADER…

Kadını, MAL…

Gençleri, BAŞKALDIRICI…

Okumuşları, YEDEK…

Emekçiyi, KÖLE…

Emekliyi, GİDİCİ…

İşsizleri, ŞANSSIZ…

İşvereni, SAHİP…

Komşuyu, DÜŞMAN…

Ulusu, uysallaştıran (!) ‘YENİ DÜZENİ’ biraz olsun anlatmak için…

KALEME ALDIM!

Sorusuz ve sorgusuz, bilerek ya da bilmeyerek ‘küresel kuşatmaya’ sessiz kalan dindar, genelde yoksul; yaşamını ‘kader, inanç ve dünya işleri’ üçgenine çivilemiş halkımıziçin YAZDIM!

Umut içindeyim, ilahi adalete inançlıyım, geçit vermeyen en engebeli yolun bile yürüyerek düzleşip açıldığını bilirim… Yağmurdan sonraki güneş gibi yüzlerin güleceğine inanırım… Bu nedenle ‘Başı Açık Düşünceler’i, şu sözlerle başlattım… 

“Dönüyoruz kötülüklerden, yanlışlardan, bencillikten, döneklikten, aldatılmış olmaktan… Sağlam ayaklar üzerinde durduğunu varsaydığımız, ancak yıkılışına üzülerek tanık olduğumuz özgür düşünceyi, bağımsız hukuku, laikliği ve çağdaş cumhuriyeti yeniden ve daha güzelini inşa etmek için kendimizi de yenilemek gerektiğini biliyoruz.”

XXX

Kadın, dünyanın çekirdeğidir…

Kadın, bu kitabın da mürekkebindedir, hamurundadır…

Sevgisiyle, sorunlarıyla, ölüsü dirisiyle…

Anlatabildim mi tümüyle?

Kalemim yetmez!

Düşüncem yetmez!

Toprak gibi kutsaldır; eşelemeye bilgim yetmez!

Anadır, bacıdır, eştir; doğanın bin bir renkli çiçeğidir…

Bakmaya, koklamaya, ‘benim olsun diyerek’ koparmaya gücüm yetmez!

Ya sen?

Doğanın egemeni sanılan ERKEK!

Bir insan yavrusu nasıl doğuyor, tanık ol ki buruşmuş beynin dursun…

Yaşamın kıvılcımı nasıl çakıyor; anlamana aklın yetmez…

Bir çuval bıyık, geriye taranmış jöleli saç, göğsünde bir tomar kıl, elinde iri taneli tespih…

Kadının duygularını tartmaya ağırlığın, ona zincir vurmaya ağızındaki laf yetmez…

Kolundaki güç olmasa…

Cüzdanındaki paran yetmez!

XXX

UMUT yine bizlerin ekmeği, anam babam…

Can çıkmayınca bedenden, her düzensizlikten yeni bir DÜZEN yaratırmış insanoğlu…

Bilge tarih böyle diyor…

Hakça düzen, düzensizlik olduğunda değer kazanır; aranır, bulunur ve yaşanır…

Başı Açık da yazsak, korkup sinsek de, bizlerin dışında bir saat geleceğe koşuyor… Geri kalmak, zamanı yakalayamamak korkusu beynimizi kemirdiğinde, mutluluğu yakalama şansımız artar… Dünya bizim isteğimizle dönmüyor; değişimler, kurallar, sistemler bizlerin yanından geçip gidiyor, anlayamıyoruz… İster durağanlığı savunalım, istersek devrimleri; kitlesel zamanı saat gibi kolumuzda taşımalıyız… Her eskiyeni, yenisiyle değiştirerek bir bayrak yarışı sprinteri gibi hedefe koşmalıyız…

Koşanlar kazanıyor…

Tarihin kaldırımları, geçmişi özleyip, durup bekleyenlerle dolu…

‘Başı Açık Düşünceler’ kafanızı üşütmez…

‘Başı Açık Düşünceler’ isyan da ettirmez…

‘Başı Açık Düşünceler’ uykunuzdan uyandırır, canlandırır, heyecanlandırır!

Tüllerin arasından giren sabah yeli gibi gezinir odanızda; güneşli günlerin pek yakında olduğunu muştular size…

Pencereniz aydınlığa hep açık kalsın…

ANIMSATMA: Geçtiğimiz günler içinde TÜYAP Kitap Fuarı’nda iki kitabımın da imza günü vardı. İlgiden, okurların sıcaklığından, her imzaladığım kitaptan gurur duydum… Arkadaşlarım,  gazetecilikten kalma ve yüreğime sığdırdığım onlarca basın emekçisi dostum beni yalnız bırakmadı. Tümüne iyi okumalar diliyor, teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar…

Bir cevap yazın