Hayat Bilgisi

Haberi paylaşın

Kızlar doktor olur mu?

Her fırsatta; ”ben büyüyünce doktor olacağım” diyen 6 yaşındaki kızı annesi anaokuluna kaydettirmişti. Geçenlerde okuldan eve dönen ufaklığı suratsız, mutsuz gören annesi;
– Ayşeciğim ne oldu neden mutsuzsun?
– Anne bugün okulda arkadaşlarımla oynarken herkes ne olacağını söyledi. Ben de;’”Ben doktor olacağım” deyince bazı arkadaşlarım bana; ”kızlar doktor olamaz, yasak” dediler… Kızlar doktor olamaz mı anne?
– Hiç öyle şey olur mu? Kızlar elbette doktorda olurlar mühendiste, ne isterlerse olurlar…
– …..
– Bak ben yarın hastaneye gideceğim. Benim doktorum bir kadın. Seni onunla tanıştıracağım olur mu?
– Olur…
Ertesi kız anne kız dahiliye uzmanı kadın doktorun yanına gittiklerinde, annesi küçük kızına;
– Bak bu teyzen doktor. Önlüğünün cebinde ne yazıyor? Okumayı tam bilmeyen ama harfleri tanıyan küçük kız. Deee Reee diye coşkuyla okudu. Annesi;

– Gördün mü? DR. Doktor demek. Konuyu bilen doktor hanım küçük kıza sarılarak;
– Ayşeciğim sen istedikten sonra çok çalışarak her şey olabilirsin. Büyük Atatürk biz kadınlara bu olanağı yıllar önce verdi. Tamam mı?
– Tamam. Ben de doktor olacağım….

Anne zehir kanına karışmadan küçük kızını kurtarmış onu bilinçlendirmişti. Ya o kıza;’ “Kızlar doktor olamaz” diye zehirlenen aynı yaşta çocuklar ve onları zehirleyen aşağılık mahlûklar ne olacak?(yaşanmıştır)

xxx

Yaşanmış bir hikaye

Sanırım 1973-74 yılları. İstanbul’da trafik polisi olarak eğitim büroda görev yaptığım sırada sabah akşam ek göreve çıkıyorduk..

Bizim yerimiz İstiklâl Caddesinin Taksim’den girişindeki yaya geçidi idi…

Taki iki yıl sabah ve akşam burada son derece kibar bir dille yayaları uyarıyor, kurallara uygun karşıya geçmelerini sağlıyorduk.

Her sabah ve akşam genellikle hep aynı kişiler geçmesine rağmen biraz geciktiğimiz de ortalık karışıyordu.

Sonradan Toplum Polislerini trafiğe takviye olarak verdiler.

Onları biraz eğittik ve en uygun yer olan yaya geçitlerinde görevlendirildiler.

Alışık olmadıkları bu yerde sıkılıyorlar ve ellerindeki copları sallayıp bir aşağı, yukarı dolaşıyorlardı.
Fakat hayret… anons yok, düdük yok, ikaz yok… ama coplar sallanıyor..

İnanır mısınız bir tek kişi yeşil ışık yanmadan karşıya geçmiyordu. Bizim yıllarca yapamadığımızı coplar anında halletmişti.
Çok çirkin olacak ama halkımızın anladığı dil ne yazık ki kaba kuvvetten geçiyormuş… Bunu bir kez daha burada anlamış olduk.
Saygılarımla…- Kâzım Cengiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

BODRUM’DA DAVOS RÜZGARI

Haberi paylaşınTweetBodrum için bir şeyler yapılınca öylesine seviniyor ve mutlu oluyorum ki anlatamam. Gerçi memleketimin her köşesinin gelişimi ve kazanımı da ayrı heyecanlandırıyor beni. Ama Türk turizminin gözbebeği, dünyanın artık bilinen markası, çok kıymetli antik kentimiz Bodrum bir başka işte…Orada yaşıyor olmam, Ankara tarafından ihmal edildiğini görmem, eksik ve noksanlarının […]