Özgün mimari yapısı, tarihi konakları ve damak tadıyla Safranbolu

GEZİyorum, Haber
Haberi paylaşın

Safranbolu adeta bir saklı cennet. Safranbolu kelimesinin geçtiği anda ilk akla gelen özgün mimarili evleri ile konakları olsa da Homeros’un İlyada destanında geçen Paflagonya bölgesinde yer alan ve M.Ö. 3 bin yıllarına kadar giden şirin bir Karadeniz beldesi. Bu küçük yerleşim yerinin yemekleri de en az evleri ve Safranbolu’nun gezilecek yerleri kadar güzel ve meşhur. Doku iyi korunmuş doğası ve tarihi yapıları, kültür yapısı,  yaşam tarzı, gelenek ve görenekleri, yöresel lezzetleri, doğal güzellikleri ile Safranbolu’yu bilerek ve duyarak gezdiniz mi? Ülkemizin en önemli turizm merkezlerinin ilk sıralarını teşkil eder. Asya ve Avrupa arasındaki ticaretin önemli bir merkezi olmuş, tarihi Safranbolu 1994 yılından bu yana UNESCO listesinde yer alıyor. Günübirlik ziyaretin yeteceğini sanmıyorum. Bir hafta sonunun tadı uzun yıllar damakta kalır.
Geziye ilçe merkezinden başlıyoruz

Cinci Hanı ve Hamamı: Çok değişik hikayelerle bezenmiş. 1645’te Kazasker Hüseyin Efendi tarafından yaptırılan kervansaray konumundaki Cinci Han Kervansarayı, harap haldeyken restore edilerek, 2 katlı ve 63 odalı Cinci Han Oteli, kafe ve etkinlik merkezi olarak hizmet veriyor. Eski çarşının içinde yer alan kervansaray, dönemin en büyük ve en görkemli kervansaraylarından biriydi. En üst kattan ilçeyi panoramik izlemek mümkün.

Kaymakamlar Gezi Evi: Kültür Bakanlığınca 1976’da “Kentsel Sit” olarak koruma altına alınan Safranbolu’da birbirinden güzel ve tarihi karaktere sahip evlerden birisi. Mimarinin yaşama biçimi ile şekillendiği örnek bir ev. Ev, 3 kata dağılmış 7 odası ve bahçesiyle görülmesi şart. Konağın her köşesi ince ahşap işçiliğiyle bezeli. Kapılar, pencere pervazları ve kapakları, tavanlar, yani duvarlar dışındaki neredeyse her yeri ahşap.

Eski Çarşı: Çok iyi restore edilmiş tarihi çarşı içerisinde hem yerel halk hem de gelen turistlerin büyük beğenisini kazanıyor. Küçük ve otantik dükkanlarla çevrelenmiş olan çarşıda, bölgeye özgü tatlar var. Safranı lokumu, özel sirkesi, küçük Safranbolu ev maketlerinden satın alabilirsiniz.

Safranbolu Kent Tarihi Müzesi: Geçmişte hükümet konağı olarak kullanılan bina, 2006’da hizmete Safranbolu Kent Tarihi Müzesi olarak açıldı. Kale olarak adlandırılan tepede yer alan müzede, Safranbolu’ya dair her türlü tarihi bilgi ve belgeler ile eşyalar sergileniyor. İlçenin günümüze kadar geçirdiği evreleri kronolojik olarak izlenebildiği müzenin zemin katında, Safranbolu ticari yaşamı ve geleneksel el sanatları örnekleri var. Esnaf Ve Zanaatkarlar Çarşısı’nda Eczanecilik Müzesi, Lokumculuk Müzesi, yok olmaya yüz tutmuş bir zanaat olan yemenicilik, demirci, kunduracı, semerci, baharatçı, kalaycı, bakırcı ve esnaf kahvesi gibi Safranbolu’daki zanaatların eski çalışma ortamları özgün canlandırmalarla sunulmuş.

Arasta Sokağı -Lonca Çarşısı: Lonca(Belli bir iş esnafının, meslek çıkarlarını korumak için, usta, kalfa ve çırak olarak bir pirin, başkanın yönetiminde oluşturdukları, meslek derneği) örgütlerinin bulunduğu içe dönük dükkanlardan oluşan iki sokaktan oluşuyor. Rivayete göre Kurtuluş Savaşı zamanında askerler için aralıksız çalışarak binlerce yemeninin (ayakkabı) yapıldığı çarşıda aynı zamanda bez işlemeli el yapımı ürünleri çoğunlukta. Osmanlı şerbetiyle sunulan közde kahve içmek için bire bir yer.

Demirciler Çarşısı: Arastanın üst tarafında bir sokağa toplanan Lonca’nın ikinci bölümü. El yapımı demir ve metal ürünler satılıyor. Buralarda meslek okullarında çalışanlar staj görüyor.

Safranbolu Evleri: Geçmişi 18-20 yüzyıla dayanan 2 binden fazla tarihi ev var ve bunlardan bildiğim kadarıyla 850 tanesi koruma altında. Safranbolu konum itibariyle karşılıklı iki yamaca, birbirinin manzarasını ve güneşini kapatmadan dizilmiş muhteşem bir görüntü çizen konumda.

Hıdırlık Tepesi: İlçeyi panoramik olarak göreceğiniz en önemli yer.  Osmanlı kumandanı Hıdır Bey’in türbesi de burada

Saat kulesi: İzzet Mehmet Paşa öncülüğünde 1797 yılında yapıldı. Kesme taştan tasarlanmış olan yapıt, 12 metrelik dikdörtgen  prizma şekli ile adeta heybetli bir görüntüye sahip. Eski Hükümet Konağı’nın arka kısmında bulunan saat kulesinin üst kısmında Londra’dan getirildiğini ifade eden bir yazı var.

Tokatlı Kanyonu: Sevgili dostum, can abim kaptan, dalgıç ve dağcı Ümit Çolakoğlu’nun can verdiği Safranbolu’nun tarihi yüzünün dışında doğal güzelliğini göreceğiniz önemli bir yer. Kanyonu önceki haliyle gezmenin bile mümkün olmadığı bir konumdan ahşap merdivenler, su göletleri, patika yollar yaparak muhteşem hale getiren sevgili dostuma buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Mükemmel bir çalışmanın ürünü. Kanyonun bir ucu Tokatlı Köyü’nde, diğer ucu ise Eski Çarşı’nın Gümüş Mahallesi’ne kadar uzanıyor. Nehir boyunca yapacağınız şahane bir yürüyüş ile şelaleler, kuş cıvıltıları, tertemiz havası var.

Kristal Teras:Tokatlı Kanyonu’nu en iyi izlenebileceği noktada, yerden 80 metre yükseklikte yapılan teras Türkiye’de de bir ilki temsil ediyor ve bunun da mimarı Ümit Çolakoğlu. Tabanı çok dayanıklı kırılmaz camdan yapılmış, 75 ton ağırlığı taşıyabilen Kristal Teras, üzerinde gezenleri hem korkutuyor ve hem de ürkütüyor.

İncekaya Su Kemeri: 116 metre uzunluğunda, 6 kemerli oldukça görkemli bir yapı. Kristal Teras’tan Tokatlı Kanyonu’na inilirken solda. 110-220 cm değişen genişlikteki kemerin altından Tokatlı deresi akıyor. Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından, Safranbolu’ya su getirmek için yaptırılmış.

Bulak Mencilis Mağarası: Merkeze 8 km, Bağlar Değirmenbaşı’na ise 5 km uzaklıkta bir vadide yer alıyor. 150 merdiveni göze almanız gerekiyor. 65-200 milyon yıl öncesine kadar uzanan, etkileyici renklerdeki damlataş, sarkıt, dikit ve sütunlar var.

Yörük Köyü: Karabük-Safranbolu yolu yakınlarında hani neredeyse küçük bir Safranbolu. Sokaklar boyunca sıralanan, bazıları yıkılmaya yüz tutmuş tarihi ev, konak, tarih ve kültürüyle çok güzel bir yer. Merkeze 20 km uzaklıktaki, açık hava müzesi görünümünde olan Yörük Köyü, 1996’da koruma altına alınmış olsa da evler zamanın yıpratıcı etkisine yenik düşmüş. Geçmişi 15. Yy. dayanıyor. Konakları tek tek saymaya gerek yok. Zaten gezdiriliyorsunuz. Özellikle Emine Bacı’nın evini gezerken sizi duvar içinde gizli ve kapaklı banyoda elbiselerinizle yıkama rolü yaparken manileri harika.

Nasıl gidilir?
Ankara’ya 220, İstanbul’a 380 km. İstanbul-Ankara karayolu üzerinde Gerede kavşağından ayrılarak Karabük yolu üzerinden gidiliyor. Otobüsle gidilebileceği gibi havayolu ile gidecekler Ankara veya Kastamonu’yu tercih etmeli. Kastamonu-Safranbolu otobüsle 1 saat 45 dakika.

Nerede kalınır?
Kimse otel aramasın boş yere. Safranbolu’ya gidilmişse mutlaka otel ya da pansiyona dönüştürülmüş tarihi konaklarda kalmasını tavsiye ediyorum.

Ne yenir?
Otlu Pide Bükme, Kuyu Kebabı, Cevizli Yayım, Bütün Et, Peruhi, Göbü, Tereyağlı uzun pakla fasulye, Keş (Erişte), Cimitli ve cimitsiz simit, Safranlı Zerde, Safranbolu Baklavası, Bağlar Gazozu, Kiren Şerbeti, Safranlı Lokum, Safran Baharatı.

Yorum:
Tarihi doku, eski ev ya da konak ve çarşı sevenlere hemen gidin derim. Birkaç kez gittim, adım adım gezdim. Bana sorarsanız derin bir nefes alıp tarihe yolculuk yapmak istiyorsanız 3-4 gününüzü mutlaka ayırın. Konum itibariyle iki ayrı yamaca yapıldığından her zaman söylediğim gibi aşağı inerken güzel de geri dönüş sıkıntı yaratıyor. Hayatımda ilk kez sirkeyi hiçbir yemeğe koymadan direkt içtim, bu kadar mı güzel olur? Bir de Safran konusu çok ilginç. Mutlaka görülmesi gereken yerlerde ilk ona girer.

 

 

 

 

Bir cevap yazın