Marmaris, Bozburun ve İztuzu

Haber, Mustafa Sarıipek
Haberi paylaşın

Bu yazımda sizlere güzel bir karma “Laf Salatası” hazırladım. Salatanın yağı, tuzu, sirkesi yerindeyse yemeye doyulmaz. Yazının da hem nalına ve hem de mıhına olması önemli. Benim de işim nalına ve mıhına. Dobra, yalansız, dolansız. Lafı dolaştırmadan direkt gediğine koymak türünden. Ama seviyeli. Belden aşağı çalışmadan, delikanlı gibi. Doğru söyleyen, dokuzu boş verdik on, yirmi köy… Alıştık artık.

 

Teşekkürler Mehmet Oktay’a

Bundan önceki yazımda kendisini hayli eleştirdim. Hatta ciddi anlamda ağır eleştirdim. Yazdıklarımda yalan, yanlış yoktu. Bunu herkes biliyordu ama önemli olan yazılanları hazmedebilmek. Bu tür tenkitlerden ders çıkarabilmek. Yazımı yayınladığım günün ertesinde başkan ile bir konu haber yapmak üzere sözleştiğimiz gün belediyeye gittim. Koridorda karşılaştık. Daha önce de yazmıştım birbirimizi fazla tanımadığımızı. Bu kadar eleştiriye karşılık karşılaşmamızda daha önce görüştüklerimizden çok daha sıcakkanlı karşıladı beni. Muğla’ya yola gidiyordu, hoş beşten sonra Özel Kalem Müdürü Hakan Öner “Abi Başkanı yolcu edeyim biraz görüşebilir miyiz?” dedi. Bekledim doğal olarak.

Ben yazdıklarımla ilgili tenkit bekliyordum açık söylemek gerekirse. Düşündüklerimden utandım ilk kez. Tam tersi oldu. “Abi Başkan yazdıklarından çok mutlu oldu” diye söze başladı. “Dalga mı geçiyorsun?” cümlesi dilimin ucunda kaldı. Öner ile çok şey konuştuk. Anladım ki yeni başkan bazı şeyleri değiştirmekte kararlı. Partili değilim ama Marmaris için destek sözü verdim. Sözümün arkasındayım.

 

Bozburun’da neler oluyor?

Turizm öncesinde çevre ve deniz kirliliği ile ilgili haber yapmamaya özen gösteriyoruz. Ama bölge yaşayanları kendi bindikleri dalları kesmeye devam ediyor. Kalbimin içi, kızım Çağın, yeni bir Türkiye Turu başlattığım günün bilmem kaçıncı gününde Bursa’ya doğru yol alırken beni arayıp. “Baba ben ne zaman Bozburun’a hafta sonu tatile gelsem denizi kirletiyorlar. Her yere şikayette bulunduk ama yeter yani” dedi. Tam da “Kızım gitme sen o zaman oraya demek ki senin yüzünden kirletiyorlar” esprisine kendim bile gülemediğim için söylemekten vazgeçtim. Oradaki dostları, arkadaşları aklıma kim geldiyse aradım. Çok şey diyen oldu. Belli ki bazıları arasında çekememezlik var. Ama ortadaki gerçek bunlardan çok daha büyük. Yemek yediğiniz kaba bilmem ne yapıyorsunuz beyler dikkat. Bundan sonraki yazıda bu kadar kibar olmam bilesiniz.

 

İztuzu’nun bilinmeyenleri

Dünyaca ilk on arasına girmiş olan İztuzu Plajı nereden nereye geldi? 33 yılda durmadan sahip değiştiren bir yer oldu çıktı. Kimlerden kime geçmiş? Bu kimleri, kim tayin etmiş? Bunun adına kim ne derse dersin “Ranttan” başka tek kelime edilemez. İşin gerçeği işin boyutları artık gerçeklerini çok aştı. İşin başından sonuna kadar konuyla iç içeydim ama son olarak Can Abi (Pulak) ile konuşunca bilgilerimin eksik kaldığını üzülerek gördüm. Bunun için herkesten özür diliyorum. Hoş gerçi Can Abi “Sarıipek, üzme kendini, bunu zaten çok çok az sayıda insan biliyor” dedi son olarak. Bunun üzerine güç buldum kendimde.

Can Pulak’ı anlatmak için sayfalar yetmez. İztuzu ile ilgili Can Abi’nin anlattıklarını sizlere yansıtmadan edemeyeceğim. Bunları yazma dedi ama bana kızmasını göze alıp kendi fikrim olarak yazmakla sanırım kendisine saygısızlık etmemişimdir.

 

Gerçekler çok başka

İztuzu Sahiline işadamı Osman Kavala tarafından çok katlı otel yapılmak istenir. Tüm izinler alınır. Sahilde ölçümler, biçimler başlar. Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz o dönemlerde bu konuyla ilgili tek yetkilidir. Muğla’dan çok sayıda insan gelip bu işin iptalini isterler. O dönemlerde merhum Turgut Özal’ın baş danışmanı olan Can Pulak ortalık çok fazla karışmadan devreye girer. Olayı şöyle dile getirdi bana Can Pulak:

“Konudan haberdar olunca yurt dışındaydım. Ne tesadüftür ki sahile otel yapmak isteyen Osman Kavala ile Atina’da bir araya geldik. Oturup konuştuk”

 

Daha yasa çıkmadan otel yapmaktan vazgeçti

“Atina’ya turizm konusunda önemli bir görüşmeye gitmiştik. Bu toplantı sonrasında bu konuyla ilgili beni haberdar ettiler ve çevrecilerin hassasiyetini anlattılar. Şans eseri iş adamı olarak Osman Kavala da oradaydı. Hiç zaman kaybetmeden otelin lobisinde bu konuyu kendisine aktardım. Oteli yapıp yapmayacağını sordum. Daha tek kelime söylemeden ‘Tamam madem öyle inşaatı durdurdum’ diyerek gerçekten inşaata devam etmedi.

 

Bölgeyi Özel Çevre Korumaya aldık

Bunun üzerine Türkiye’ye döner dönmez acil bir toplantı ile bölgeyi Özel Çevre Koruma Bölgesi yaptıran Can Pulak, Kaptan June (Haimoff) ile ilgili olarak da çok güzel anekdotlar paylaşarak şunları anlattı:

“Bu bölgeye yeni gelmiş ve hatta İztuzu’nda bir barakada yaşıyordu. Onun en büyük çabası sahile yumurtlamaya gelen Caretta Caretta’lardı. Bu kaplumbağaların hamiliğini üstlendi. Kendisini taktir ediyorum. Çok da destekledik”

 

Zamana karşı yarış başlıyor

Can Abi’den öğrendiğim gerçek İztuzu hikayesinin ancak bir kısmını yazabileceğim:

“Plaj Ortaca Belediyesi’ne geçtikten sonra ciddi sıkıntılar yaşandı. İyi bakılmadığıyla ilgili şikayetler oldu. Plajın belediyeden alınacağı ve başka bir işletmeye verileceği bilgisini alır almaz Fatih Çekirge ve rahmetli Sadun Boro ile birlikte Ankara’ya dönemin Turizm Bakanı İdris Naim Şahin’in makamına çıkılır. Durumun açıkça anlatılması üzerine bakan “Madem öyle burayı Muğla Üniversitesi’ne verelim” diyerek olaya noktayı koyar. Böylece birilerine düşünülen rant kapısı da kapatılmış olur. Çok özür diliyorum geriye kalanını anlatamam. Sonuç olarak şu anda plaj 33 yılda nereden nereye geldi bunu iyi düşünmek gerekir.

 

Güzel söz:

İnsan her yerde aynı insandır; bir insanın yaratılışında asalet yoksa kâinatın tacını giyse yine de çıplak kalır. Montaigne

 

 

Bir cevap yazın