İyi ki gelmişim diyeceğiniz bir tatil merkezi KEKOVA

GEZİyorum, Haber
Haberi paylaşın
  • 3
    Shares

Kekova hakkında o kadar çok şey söylenmiş ki hangi birisini yazsam bilemiyorum. En hoşuma gideni “Kendini denize gömmüş bir kent konumundaki Kekova’” sözü. Burada bir hafta bile kalsanız bütün kışı geçirecek enerjiyi toplayarak dönebileceğiniz nadir yerlerden birisi. Başta taş yığınlarının olmadığı, hatta konaklama tesislerinin bile aldırış edilmediği, zar zor yer bulsanız da mutlaka gidilmesi gereken bir yer Kekova. Mutlaka gidin siz de başlığı tekrarlayıp “İyi ki gelmişim” diyeceksiniz. Çünkü daha önce böyle bir yere gitmediğinizi ancak burayı görünce anlarsınız.

Binlerce yıllık görülmeye değer tarihi kalıntılarıyla turistin ilgisini çeken Kekova aynı zamanda her yıl binlerce yatın demirlediği eşsiz koylarıyla yatlara adeta doğal bir liman, ve barınak oluyor konumunda. Deniz kıyısında kurulu binlerce yıllık tarihi kalıntıları içinde barındıran bir balıkçı köyü olan Üçağız ve sadece deniz yoluyla ulaşım sağlanan, tarihi Simena Kalesinin eteklerinde kurulu olan Kale köyü görülmeye değer önemli alanlar. Bazı bölgelerde sualtına dalış yasak. Fakat bizim ilgili bakanlıklardan aldığımız özel izin ile buranın hem belgeseli yapıldı ve hem de fotoğrafları çekildi.

Biraz ön bilgi vereyim önce:

Kekova; Üçağız (Teimiusa) ve Kale (Simena) köyleri karşısında 500 mt. Genişlik ve 7,4 km. uzunluğunda uzun bir ada. En yüksek tepesi 188 mt. Kekova artık turizm alanları arasında adından söz ettiriyor. Denizin dibini gösteren kurşungeçirmez camlı teknelerle turları çok meşhur. Buna sebep ise bölgede deniz altında kalan tarihi kent kalıntıları.

Deniziyle, çevresiyle tertemiz bir yer.

Binlerce yıllık görülmeye değer tarihi kalıntılarıyla turistin ilgisini çeken Kekova aynı zamanda her yıl binlerce yatın demirlediği eşsiz koylarıyla yatlara adeta doğal bir liman, ve barınak oluyor konumunda. Deniz kıyısında kurulu binlerce yıllık tarihi kalıntıları içinde barındıran bir balıkçı köyü olan Üçağız ve sadece deniz yoluyla ulaşım sağlanan, tarihi Simena Kalesinin eteklerinde kurulu olan Kale köyü görülmeye değer önemli alanlar. Bazı bölgelerde sualtına dalış yasak. Fakat bizim ilgili bakanlıklardan aldığımız özel izin ile buranın hem belgeseli yapıldı ve hem de fotoğrafları çekildi.

Özel Çevre Koruma Alanındaki Kekova, Lykia bölgesi kıyısında yer alan Demre (Kale) ilçesinin hemen batısında bulunan kayalık bir ada aslında. Üçağız, Kekova doğal bir balıkçı köyü. Tarihi kaynaklar da Kakava olarak geçen bu ada, ismini çevrelediği bölgeye de vermiş. Depremlerle deniz altında kalan kısım, günümüzde Batık Şehir olarak biliniyor.

Binlerce yıllık görülmeye değer tarihi kalıntılarıyla turistin ilgisini çeken Kekova aynı zamanda her yıl binlerce yatın demirlediği eşsiz koylarıyla yatlara adeta doğal bir liman, ve barınak oluyor konumunda. Deniz kıyısında kurulu binlerce yıllık tarihi kalıntıları içinde barındıran bir balıkçı köyü olan Üçağız ve sadece deniz yoluyla ulaşım sağlanan, tarihi Simena Kalesinin eteklerinde kurulu olan Kale köyü görülmeye değer önemli alanlar. Bazı bölgelerde sualtına dalış yasak. Fakat bizim ilgili bakanlıklardan aldığımız özel izin ile buranın hem belgeseli yapıldı ve hem de fotoğrafları çekildi.

Bölgede 51 familyaya ait 187 cins ve bu cinslere ait 26 tanesi endemik 272 tür ve tür altı taksondan bitki türü var. Ayrıca, 20 memeli türü, 96 kuş türü, 16 sürüngen ve 4 tane iki yaşamlı türü bulunuyor.

Binlerce yıllık görülmeye değer tarihi kalıntılarıyla turistin ilgisini çeken Kekova aynı zamanda her yıl binlerce yatın demirlediği eşsiz koylarıyla yatlara adeta doğal bir liman, ve barınak oluyor konumunda. Deniz kıyısında kurulu binlerce yıllık tarihi kalıntıları içinde barındıran bir balıkçı köyü olan Üçağız ve sadece deniz yoluyla ulaşım sağlanan, tarihi Simena Kalesinin eteklerinde kurulu olan Kale köyü görülmeye değer önemli alanlar. Bazı bölgelerde sualtına dalış yasak. Fakat bizim ilgili bakanlıklardan aldığımız özel izin ile buranın hem belgeseli yapıldı ve hem de fotoğrafları çekildi.

Kekova’yı karaya bağlayan Üçağız köyü ismini, Yunanca Tristomo sözcüğünün Türkçe karşılığından alıyor.

Benim Kekova ile de çok güzel anım var.

Batık kente dalış izni olanlardan birisiyim

Binlerce yýllýk görülmeye deðer tarihi kalýntýlarýyla turistin ilgisini çeken Kekova ayný zamanda her yýl binlerce yatýn demirlediði eþsiz koylarýyla yatlara adeta doðal bir liman, ve barýnak oluyor konumunda. Deniz kýyýsýnda kurulu binlerce yýllýk tarihi kalýntýlarý içinde barýndýran bir balýkçý köyü olan Üçaðýz ve sadece deniz yoluyla ulaþým saðlanan, tarihi Simena Kalesinin eteklerinde kurulu olan Kale köyü görülmeye deðer önemli alanlar. Bazý bölgelerde sualtýna dalýþ yasak. Fakat bizim ilgili bakanlýklardan aldýðýmýz özel izin ile buranýn hem belgeseli yapýldý ve hem de fotoðraflarý çekildi.

Kekova deyince benim için özel bir anlam da taşıyor. Orman Bakanlığı’na çektiğimiz belgesellerden birisi de buradaki batık şehir oldu.

Binlerce yıllık görülmeye değer tarihi kalıntılarıyla turistin ilgisini çeken Kekova aynı zamanda her yıl binlerce yatın demirlediği eşsiz koylarıyla yatlara adeta doğal bir liman, ve barınak oluyor konumunda. Deniz kıyısında kurulu binlerce yıllık tarihi kalıntıları içinde barındıran bir balıkçı köyü olan Üçağız ve sadece deniz yoluyla ulaşım sağlanan, tarihi Simena Kalesinin eteklerinde kurulu olan Kale köyü görülmeye değer önemli alanlar. Bazı bölgelerde sualtına dalış yasak. Fakat bizim ilgili bakanlıklardan aldığımız özel izin ile buranın hem belgeseli yapıldı ve hem de fotoğrafları çekildi.

Dalış ve çekim için özel izin verilen nadir kişiler arasındayım, yoksa o bölgede tekneyle kıyıya yanaşıp durmak ve yüzmek bile kesinlikle yasak. Sahil Güvenlik Komutanlığı gözetim ve korumasında bu bölgeyi su altı ve üstünden boydan boya görüntüledik. Hani altı cam tekneleri kiralayıp gezdiğiniz alanlar var ya, işte oraların çekimlerini yaptık. Çok yıllar öncesiyle şu andaki görüntü arasında dağlar kadar fark var. Hem deniz hareketleriyle yıpranma hem de daha doğrusu en çok da kaçak dalış ve talan ile pek bir şey kaldığı söylenemez ama hala çok çok güzel.

Aşağıda neler var?

Binlerce yıllık görülmeye değer tarihi kalıntılarıyla turistin ilgisini çeken Kekova aynı zamanda her yıl binlerce yatın demirlediği eşsiz koylarıyla yatlara adeta doğal bir liman, ve barınak oluyor konumunda. Deniz kıyısında kurulu binlerce yıllık tarihi kalıntıları içinde barındıran bir balıkçı köyü olan Üçağız ve sadece deniz yoluyla ulaşım sağlanan, tarihi Simena Kalesinin eteklerinde kurulu olan Kale köyü görülmeye değer önemli alanlar. Bazı bölgelerde sualtına dalış yasak. Fakat bizim ilgili bakanlıklardan aldığımız özel izin ile buranın hem belgeseli yapıldı ve hem de fotoğrafları çekildi.
Binlerce yıllık görülmeye değer tarihi kalıntılarıyla turistin ilgisini çeken Kekova aynı zamanda her yıl binlerce yatın demirlediği eşsiz koylarıyla yatlara adeta doğal bir liman, ve barınak oluyor konumunda. Deniz kıyısında kurulu binlerce yıllık tarihi kalıntıları içinde barındıran bir balıkçı köyü olan Üçağız ve sadece deniz yoluyla ulaşım sağlanan, tarihi Simena Kalesinin eteklerinde kurulu olan Kale köyü görülmeye değer önemli alanlar. Bazı bölgelerde sualtına dalış yasak. Fakat bizim ilgili bakanlıklardan aldığımız özel izin ile buranın hem belgeseli yapıldı ve hem de fotoğrafları çekildi.

Depremlerin etkisiyle Kekova adasında yapıların bir bölümü sulara gömülmüş. Bugün, “Batık Kent” adıyla anılan bu kalıntılar, günümüze kadar gelen tarihle coğrafyanın birlikte yaşadığı ender ve hatta nadir yerlerden birisi. Su üstündeki lahitler arasından su altındaki merdivenler, duvar kalıntıları, amfora kalmasa bile parçaları, taş kanallar, temel kalıntılarına kadar mükemmel bir tarih gözler önünde.

 Üçağız’da ne yapılır?
Beton yığınları ve iş sıkıntıları arasında boğulmuşlar için kafa dinlemek adına son derece ideal bir yer. Sessizlik ve huzur önde. Deniz ile dip dibe restoranlarda deniz mahsulleri çok güzel. Sahil güvenlik binasının üzerinde, Hamidiye Gemisinin korunaklı bir liman olmasından dolayı Rauf Orbay komutasında, Üçağız’da konaklamasıyla ilgili bir panoyu mutlaka görmelisiniz.  Kekova çok önceden keşfedilmesine rağmen gelişmeye hala direnen bir yerleşim yeri.Büyük binalar olmadığı gibi şirin pansiyonları mevcut.

Kekova ile ilgili yazılanlardan ortak bir metin çıkardım. Şöyle denilmiş:

“Depremler nedeniyle adalar ve devamında da sulara gömülmüş kentler kalır. Bu batık kentlerin biri de, turkuaz renkli suların sarmaladığı Kekova adasında. Likya Uygarlığının izleri büyük. Tlos, Xanthos, Patara, Pınara, Myra, Olympos, Arykanda, Sidyma gibi kentler çok kez yangın, yağma ve deprem yaşamasına rağmen günümüze kadar ulaştı. Sıçak iskelesindeki Aperlai, Üçağız’daki Theimussa ve Kaleköy’deki Simena aynı aliden gibi yan yana duruyor.

Simena Kalesi ve Kaleköy
Özel mülkiyetler arasından geçerek kaleye çok kolay ulaşılıyor. Kolay ve kısa bir tırmanışla 500 metrelik yolla kaleye mutlaka çıkarak bölgenin çok güzel fotoğraflarını çekebilirsiniz. Hatta gün batımına yakın çıkın ki güneşin nasıl battığının en güzel fotoğrafını buradan çekebilesiniz.

Binlerce yıllık görülmeye değer tarihi kalıntılarıyla turistin ilgisini çeken Kekova aynı zamanda her yıl binlerce yatın demirlediği eşsiz koylarıyla yatlara adeta doğal bir liman, ve barınak oluyor konumunda. Deniz kıyısında kurulu binlerce yıllık tarihi kalıntıları içinde barındıran bir balıkçı köyü olan Üçağız ve sadece deniz yoluyla ulaşım sağlanan, tarihi Simena Kalesinin eteklerinde kurulu olan Kale köyü görülmeye değer önemli alanlar. Bazı bölgelerde sualtına dalış yasak. Fakat bizim ilgili bakanlıklardan aldığımız özel izin ile buranın hem belgeseli yapıldı ve hem de fotoğrafları çekildi.

Kekova turuna çıkan teknelerin uğrak yeri olan Simena Kalesi tarihi güzellikleri ve doğal manzaraları sebebi ile uğramadan geçilmemesi gerekir. Kale Likyalılar tarafından inşa edilmiş, bir dönem Persler, devamında da Roma ve son olarak da Osmanlılara geçmiş. Kalenin içinde dünyanın en küçük amfi tiyatrosu var.

Kale çevresinde yaşlı teyze ve genç kızlardan oluşan kendilerinin yaptığı el işlerini satmak için büyük gayret sarf ediyorlar.

Suya batık lahit
Bölgenin en ilginç yerlerinden biri de suya batmış antik Likya Kral Mezarı. Kalenin hemen önündeki lahit gerçekten büyük ilginçlik taşıyor. Dört bir yanı suyla çevrili bir lahiti gözlerinizin önüne getirin.

Binlerce yıllık görülmeye değer tarihi kalıntılarıyla turistin ilgisini çeken Kekova aynı zamanda her yıl binlerce yatın demirlediği eşsiz koylarıyla yatlara adeta doğal bir liman, ve barınak oluyor konumunda. Deniz kıyısında kurulu binlerce yıllık tarihi kalıntıları içinde barındıran bir balıkçı köyü olan Üçağız ve sadece deniz yoluyla ulaşım sağlanan, tarihi Simena Kalesinin eteklerinde kurulu olan Kale köyü görülmeye değer önemli alanlar. Bazı bölgelerde sualtına dalış yasak. Fakat bizim ilgili bakanlıklardan aldığımız özel izin ile buranın hem belgeseli yapıldı ve hem de fotoğrafları çekildi.

Batık Kent
Biraz önce üstte yazdım. Kekova adasına giden tüm tekne turları batık kentin yakınından ve üstünden yavaş bir şekilde seyrederek buraları görmenizi sağlıyor. Teknenin altını gösteren camlı gezi tekneleriyle gezeceğiniz batık kentle ilgili detayı yukarıda anlattım. 10- s15 dakika süren bu tura katılmakta yarar var. Çünkü orada yüzmek ya da inceleme şansı bulmak mümkün değil. Tarihi 8.yy dönemine rastlıyor. Aslında tümü ile kara parçası olan bölge, bir bölümün çökmesi ve suların dolması sebebi ile Kekova Adası oluşmuş.

Tekne turları ve dalış
Saat 10:45’de başlayıp 17:30’da sona eren günlük ve yemekli, saat 10:30 ile 14:00 arası veya 14:00 ile 17:30 saatleri arasında yarım günlük (Yemek isteğe göre yapılıyor), 1,5 veya 2 saatlik ya da altı camlı teknelerle 45 dakika-1 saat süreli gezilerden birisine katılmak gerekir. Ayrıca bölgede güzel dalış yerleri de mevcut.

Nasıl gidilir?
Antalya ve Muğla yönünden ulaşım var. Rahat gezmek için tur, kiralık ya da özel araç tavsiye ederim. Fethiye yönünden hareketle önce Kalkan, Kaş ve son olarak Kekova’ya gidiliyor. Otobüs ile seyahat edenler için Kekova’da araca ihtiyaç pek fazla yok.

Nerede kalınır?
Aracınızla Kekova yönüne döndüğünüzde yollarda 12-16 yaş aralığında çocuklar otostop yaparak merkeze inerken size pansiyon tavsiyesinde bulunuyor. Zaten çok sayıda olmayan konaklama yerlerini siz mutlaka görerek gezmelisiniz. İsim vermeyeceğim çünkü hepsi güzel. Denize sıfır mı, biraz daha yukarıda mı artık tercih size kalmış.

 Ne yenir?
Tabii ki Akdeniz mutfağı hakim. Kekova’ya gidip de balık ve meze tabağı yemeden dönmek olmaz. Balık yanına tabii ki yine deniz mahsulleri ön planda. Burada eskiden meyhane dediğimiz şimdilerin küçük restoran barlarından mutlaka bulup keyif yaşayabilirsiniz.

Yorum
Fethiye’den sonra Antalya’ya kadar olan sahil kesiminde en keseye uygun yer. Konaklama sıkıntısı yaşamamak için önceden ya yer ayırtın ya da hazırlıklı gidin. Kekova’nın sakinliği ve bakirliği çok çok güzel. Balık yemeden önce rakamları inceleyip önceden pazarlığınızı yapın. Ciddi anlamda keyif alınacak bir tatil yeri.

Bir cevap yazın