İstanbul’daki ABD-İran düğünü

Can Pulak, Haber
Haberi paylaşın

Büyük Atatürk’ümüz ne güzel söylemiş, “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” diye…
Herkesle iyi geçinmek, dost yaşamak, komşunun toprak ve imkanlarında gözü olmamak, düşmanlık yapmamak, kafayı iyiye ve güzele doğru çalıştırmak, tüm insanlığı sevgiyle kucaklamak tüm ülkelerin politikası olmalı değil mi? Ama ne gezer, dünya haritasına bir bakın, neredeyse devletlerin tamamı birbirinin kuyusunu kazıyor, gözünü oymaya, gücünü kırmaya çalışıyor.
Kıran kırana bir savaş var dünyada. Siyasi, ekonomik ve askeri bir savaş bu. İklimler değişiyor, afetlerde müthiş bir artış görülüyor, tarımsal üretimler ve su kaynakları azalıyor. Nüfus iyice artarken kıtlığa doğru hızlı bir gidiş yaşanıyor. İşte bu gidiş, düşmanlıkları da körüklüyor. Ekonomisi şimdilik güçlü ülkeler ve süper devletler ortalığı kasıp kavururken, yerli kaynak kıtlığı çekenlerle, dişe dokunur bir imkanı olmayanları ezip geçiyorlar.
Giderek tüketici ülkeler haline geliyoruz. Her imkanı olan bizim gibi ülkeler bile, üretim tembelliğine ve fukaralığına düşürülüyoruz. Yerli mallar iyice azalıyor, piyasaları ithal ürünler dolduruyor. Rusya’nın doğalgazı olmasa, kışları donacağız soğuktan. Amerika ve Avrupa’nın yiyecekleri gelmese, iyice sıkıntıya düşeceğiz. Hayvana yedirdiğimiz samanı bile dışardan alıyoruz. Gübreyi, tohumu, tarımsal ilacı hep ithal ediyoruz.
Bu tembellik, bu yorgunluk, bu sorumsuzluk sadece bizi değil, benzer ülkeleri de zorluyor, düşmanlıkları daha da körüklüyor. Baksanıza İran’a, doğalgazı var, petrolü var ama bir türlü iki yakası bir araya gelmiyor işte. Amerika ambargoyu koyunca, kontrolü de sıklaştırınca ekonomik gücü iyice kırılıyor. Bakmayın fiyakalı görünme gayretlerine, mollaların atıp tuttuğuna kulak asmayın, halk büyük sıkıntı içinde İran’da. Pahalılık bizden beter durumda, geçim derdi milleti silindir gibi ezip geçiyor. Şimdilik kuyruğu dik tutmaya çalışıyor ama nereye kadar…
Devletler düşmanlığı arttırırken, o devletlerin yurttaşları dostluğu ve insanlığı geliştirmekten, birbirleriyle kucaklaşmanın özlem ve hasretini bitirmekten yana tavır koyuyorlar. İmkan bulsalar bu genel arzularını hedefine götürecekler ama yönetimlerin baskısı ve yanlış politikalarındaki ısrar insanları ürkütüyor işte…
Bunları niye yazıyorum biliyor musunuz? Günümüzün iki düşman devletinin iki çağdaş yurttaşı, İstanbul’da evleniyorlar da ondan…Neden İstanbul’da evleniyorlar acaba? Birbirlerinin ülkelerine giremedikleri için…. Damat Hint asıllı bir Amerikalı, gelin ise İranlı olunca, düğünlerini ülkelerinde yapamıyorlar. Amerika’da yapsalar İranlı gelin giremiyor ABD’ye. İran’da yapsalar, Amerikalı damat gidemiyor Tahran’a. Öyle olunca, üstelik iki gönül de bir olunca, yıldırım aşkı ve büyük bir sevgi de engel tanımayınca, düğün yeri olarak İstanbul seçiliyor.
İşte bu düğüne ben de davetli olarak katıldım. Amerika’dan, Hindistan ve İran’dan gelen 300’den fazla akraba ve konuk, Hint ve İran geleneksel usullerine göre yapılan bu görkemli düğünün tanıkları oldular. Bizdeki Kına Gecesinin benzeri olan takı takma merasimi Dedeman Otelinde, büyük düğün ise eskinin Gümüşsuyu’ndaki meşhur Park Oteli (Bugünkü adıyla CVK Park Bosphorus Hotel)’de yapıldı. Hint asıllı Amerikalı damat Sidharath Sadeghi finansçı, İran’lı gelin Nahid Sakhuja ise bir öğretmen…
Aslında Hindistan’da düğün bir ay sürermiş. İstanbul’daki düğün bir haftada bitecek. Gerçi bizim Milas’ın Çomakdağ köyünde de, Bodrum ve Marmaris’in bazı köylerinde de düğünler günlerce sürüyor. Değişen fazla bir şey yok ama Hint düğününde durmaksızın dans ediliyor, tabanları dans etmekten şişiyor konukların. Ayrıca giysiler bir renk cümbüşü yaratıyor, takılar göz kamaştırıyor. Kim ne derse desin, müthiş coşkulu, duygulu, eğlenceli oluyor Hint düğünleri. Ayrıca da iyi para harcıyorlar doğrusu. Düğünde İran tarafı da gecenin tadını çıkardı. Onlar da kendi müzikleriyle danslara eşlik ettiler, hatta kendi dillerinde şarkılar söylediler.
Gelinin annesi, kızı iki sene sonra Amerika’ya girebilirse, bir daha onu görme şansı olmayacak torunlarını sevemeyecek. Gerçi kızı da, İran’daki annesini artık hiç ziyaret edemeyecek, aile büyükleriyle hasret gideremeyecek. Ne acıklı bir durum değil mi? Görün düşmanlık nelere sebep oluyor, annneyle kızını bile nasıl ayırabiliyor..
Sadece Amerika-İran düşmanlığının değil, dünyadaki tüm düşmanlıkların bitirilmesi, tüm insanların birbirlerine kardeşçe sarılması ve geleceğin dünyasını tüm yaşayanların aydınlatması dileğiyle…
NOT: İstanbul medyası iyice tembelleşti. Onca gazete, internet gazetesi ve televizyon kanalları uyuyor olmalılar ki, böylesine büyük bir haberi atladılar. Sadece muhalefeti değil, basını da uyuyor bu ülkenin. Hepsini Çeçen sineği sokmuş olmalı. Yazık, çok yazık doğrusu…

Bir cevap yazın