Rakı üzerine

Haber, Mustafa Sarıipek
Haberi paylaşın

Son zamanlarda ciddi konular artık hepimizin midesini ağzına getirdi. Değişik bir konuya değinelim bu hafta.
Milli içkimizRakı” mı yoksa “Ayran” mı?
Bilen biliyor, sonradan uydurmalara karnımız tok. Hatta konuya girmeden önce çok önemli bir ayrıntı:
“Rakının keyfi kafaya değil, mideye içildiğinde anlaşılır”
Yıllardır rakıdan tek yudum almadan önce söylerim bu sözü sonra demesinler ki kafayı buldun da uyduruyorsun. Başka birisi demiş de benim aklımda mı kalmış yoksa benim lafım mı iddiam yok. Kim demişse iyi demiş.
Gelelim sözlük anlamına:
“Rakı, farklı meyveler ama özellikle de üzüm, incir, erik, elma gibi meyvelerin alkolle mayalanıp damıtılması yoluyla yapılan, içine anason vb. de katılan, alkol derecesi yüksek bir içki”
Rakı, ülkemizde Osmanlı’nın son dönemlerinde üretilmeye başlanmış olup zamanla ülkemizdeki en popüler alkollü içki haline gelmiş, lamı cimi olmayan milli içkimiz” Bunun milattan önce ya da sonrası yok NOKTA

İtalya‘daki rakının adı Sambuca. Ramazzotti ve Molinari tanınmış markaları. İçtim hiç hoşuma gitmedi. Aşırı tatlı. Minik bardaklara konulup yakılarak alev alev yanıyor ve söner sönmez fondip içiliyor. Hiç sevmedim, keyif bile vermedi.
Fransa‘da bu içkinin genel adı Anis veya Pastis. Aynı rakıda olduğu gibi sulandırılınca kirli sarı-beyaz renk alıyor. Pernod, Pastis 51, Ricard gibi markalar varmış.
Tunus‘ta Anisette, Boukha ve Sarab rakıları.
Slavlar rakıya Düziko diyorlar.
Portekiz‘de Anis.
İspanya‘nın en iyi rakısı Anis Del Mono.
Bulgaristan‘da sert ve etkili meyve rakıları sarım tırak renkli, erik ve üzümden yapılıyor. Mastika, Targovitsche ve Pechterska isimleriyle bilinir. Sert içki sevenlere tavsiye ederim.
Romanya‘da Clasic Rakı adında bir ticari marka varmış.
Lübnan‘da Zahle, El Kibrit ve Kefraya gibi markalar satılıyormuş.
Kuzey Kıbrıs‘ta bildiğimiz rakılar.
Mısır’da Ömer Hayyam.
Suriye‘nin Al-Mimas.
Yunanistan Ouzo. Bunu da içtim. Afrodit, Ouzo 12 ve Barbayanni en bilinenleri. Ayrıca sakız aromalı rakılarının adı da mastika. Yaş üzümden üretilen rakıya “Uzo” denir. Uzo Yunanistan’ın en popüler içeceği. Eski bir Yunan atasözü: “Uzo ruhu yükseltmektedir” (Оuzo makes the spirit).
Makedonya’da üzümden, anasonsuz, sarı ve beyaz rakıya “mastika” denir.  Mastika uzun bir geleneğe sahip bir içki türü ve tavsiye edilir.
Bosna, Slovenya ve Karadağ’da “Rakiya”
Balkan ülkelerinde oldukça popüler olan Rakia, meyveli bir brendi türü. Normal Rakia’nın alkol oranı % 40 iken, ev yapımı Rakiaların alkol oranı % 50 ile % 80 arasında değişiyor.
Damıtmayı keşfedenler Yunanlar olmuş.
Alkolü ilk Suriyeli Sami kabilesi damıtmış. Ardından simyacılar damıtmayı yıllarca sır olarak saklamış. Bazı ülkeler ise bu içeceklerin gerçek sahibinin kendileri olduğunu iddia eder ama hiç birisi Türk rakısının yanına bile yanaşamaz.

Ülkemizde rakı içme adabı
Ülkemizde ciddi anlamda bir geçmişe dayanan rakı içme adabı var. Türkiye’de “rakı” denince ilk akla gelen rahmetli mimar, yazar ve gazeteci Aydın Boysan olur. “Rakı içme adabı” hakkında çok sayıda yazısı ve söyleşisi bulunan Boysan, meyhane masasında “planlı, programlı ciddi işlerin konuşulamayacağını” söyleyen kişi. Diğer güzel bir sözü de “Geyik muhabbeti yapılır, memleket kurtarılır, anılar tazelenir, dedikodu yapılır

Rakı adabının diğerleri
– Rakı güneş batınca yavaş yavaş ve muhabbetle içilir.
– Masada yaşça en büyük kişi rakı kadehini tokuşturmak için kaldırmadan rakı kadehleri masadan kalkmaz.
– Bardaktaki rakı ile su yarı yarıya olmalıdır.
-İlk yudum ağızda bekletip, dişlerin arasından derin bir nefes alınır ki akciğerler de nasibini alsın.
– Rakı kadehine önce rakı, sonra su, daha sonra da (konmasa daha iyi olur buz konur. Bu sırayı bozarsanız, anason kadehin üzerine çıkar, rakının hem tadı hem keyfi kaçar.
– Rakı sofrasında planlı, programlı ciddi işler konuşulmaz. Geyik muhabbeti yapılır, memleket kurtarılır, anılar tazelenir.
– İçmeye başlamadan önce aperatif bir şeyler yenmelidir. Favori zeytinyağlılardır. Zeytinyağı, mide dolmaya başladıkça üste çıkarak, alkolün genzinize doğru gelmesini engeller.
– Rakı sofrasında kadeh yalnızca bir defa tokuşturulur.
– Masaya yeni birisi eklendiğinde ise tekrar kadeh tokuşturulabilir.
– Rakı şalgam suyuyla içilmez.
– Mezesiz rakı içilmez.
– Şişe numarasının önemi yoktur. Zira ilk damıtılan rakı, 01 numaraya denk gelmez.
– Rakı masasına avuç içiyle ya da yumrukla vurulmaz. Bağıra çağıra, böğüre öğüre konuşulmaz.
– Önce kendine gel, sonra meyhaneye. Kalender ol da gir kalenderhaneye, Bu yol kendini yenmişlerin yoludur, Çiğsen başka bir yere git eğlenmeye.
– Usul, adap bilen en genç kişinin saki olması adettendir, büyüklere bu kişi ev sahibi olsa bile sakilik yaptırılmaz.

Kimin yazdığını bilmiyorum ama bugüne kadar rakı üzerinde okuduğum en güzel yazı
“Puslu bir İstanbul akşamında, güneşi boğazda batırmaya ant içmiş yakamozların dansını izleyip kadehler tokuşturulurken yan masada memleket kurtarılıyorken avucumun içindeki buz gibi bardağa baktım da;
‘Ne menem bir şeysin sen’ dedim.
‘Bir içecek, sarıldığı gazete kağıdına da, sakız kokulu beyaz keten örtüsü yayılmış masaya da, ete, ciğere, mezeye de maviye de bu kadar mı yakışır.
Neşeye de efkara da yoldaştır.
Ondan mı ki, geceye inat bembeyazdır’.
Bira gibi ayağa, çoluk çocuğa düşmemiştir, belli bir yaşanmışlığı, anıları, en basitinden hazırlanmış bir masası vardır rakının.
Viski gibi boğazı yakmaz, süzülerek akar gider.
Rakının silueti sevgilidir, kokusu yar, tadı can.
Ne zaman bir efkar bassa içi, ne zaman çıkamasak işin içinden, kafada deli sorular, bassa afakanlar, bir koşu meyhaneye gidilir.
Oysa rakı, cevabı bulmak için değil, soruyu unutmak için içilir…
Lübnan’ın Arak’ı, Yunan’ın Uzo’su, İtalyan’ın Sambuca’sı, gaflet ve delalete düşüp alternatif olmaya çalışsalar da rakıya, hüzünlerini sulandırmadan sek içmeye çalışmış bir milletin evlatları buna izin vermemiş, korumuşlardır bu anason kokulu cesaret hapının sıvılaştırılmış halini.
Milli içkimiz olur kendileri;
Son nefes verilene, son aşık ölene, son ümit tükenene kadar eğdirmeyiz başını öne.
Düşündüm de rakı, dünyada çift bardakla içilen tek içki;
Ruhla beden gibi, iki sevgili, gece ve gündüz gibi.
Yan yana durup birbirinin derdini dinlermişçesine, bir dudakta birleşip sevişircesine…
Rakı olmasaydı hayat olurdu yine belki ama şarkılar yetim, besteler öksüz kalırdı;
Bir ihtimal daha olmazdı; Senede bir gün bile.
Dalgalansak da durulsak da, yine bütün meyhanelerini dolaşırdık İstanbul’un ama o tatlı huzuru bulamazdık Kalamış’ta mesela.
Bir bekleyenimiz olmazdı ada sahillerinde, deniz ve mehtap sormazdı; Neredesin? diye.
Ve Elbet bir gün kavuşacağız desek de kavuşmak hayal olurdu, dönülmez akşamın ufkunda…
Derdi, gamı, tasayı unutturup anda dondurabilme özelliği de vardır bu rakının.
Hatta işin ucunu umuda bağlayıp gökyüzüne salıverdirir alimallah.
Ben bizzat yaşadım da oradan biliyorum. Geçenlerde bir rakı muhabbetinin ilerleyen saatlerinde;
‘O iş imkansız’ lafı çıkmış ağzımdan.
‘Bak imkansızın içinde bile imkan var’ dediler; ‘Etme !’
Ne diyeyim;
Adam rakıyı icat etmiş, hala psikoloğa giden var;
‘Gitme !’
Yaaa şöyle günahtır, böyle haramdır, acıdır, ağırdır muhabbetinden çıkıp keyifli bir masanın etrafında toplanıp rakıdan dem vurunca başka bir alemin içinde buluyor insan kendini.
Çokça komik, bolca eğlenceli, esprili.
‘Üç rakı kapağı getirene pilot belgesi bedava’ yazan bir kapıdan girip;
‘Garson, kapı getir, dışarı çıkıcam’ a giden bir yolda sallanmadan yürüyebilirsen şanslısın.
Unutma; Şarap yaşayanlar için, rakı ise hikayesi yarım kalanlar içindir.
Böyle zamanlarda, bir ‘büyüğe’ danışmak iyi gelir.
Rakı içmek de adap gerektirir;
Bir kiminle içtiğine dikkat edeceksin bir de kimin için içtiğine.
Şarkı da önemli bak, Zeki Müren iyi gider mesela yanında. Derdini en iyi nağmeler anlar. Çünkü rakı yanındakiyle içilse de kadeh aklındakine kalkar!
Rakı seven adam kalitelidir. Beyaz peynir tercih eder, kaşarla işi olmaz.

Bir erkek için en büyük keyiflerden biridir dostla, ahbapla erkek erkeğe içmek tamam da sevdiği kadınla rakı içmek bir başkadır. Güzeldir kadın, içtikçe güzelleşir. Ondan derler ki; “Çirkin kadın yoktur, az rakı vardır.” Kadının içindeki beyazdır rakı, buğudur, dumandır.
Ütüsüz kadınlardır rakı sevenler.
Oysa şarap sevenler, ütülüdür.
Çantaları, ayakkabıları, kemerleri aynı renktir. Şöyle bir bakınca tastamamdırlar.
Oysa rakı sevenlerin üstleri başları değil belki ama dertleri, kederleri tastamamdır. Bardağa atılmış üç-beş buz söndürmez yangınlarını. Alayına isyan etmez bu kadınlar. Aksine kadehlerini, alayının şerefine kaldırırlar.
Sen hiç ömründe bütün aşkını gözlerine yükleyip o gözlerle ruhuna dokunan bir kadınla rakı içtin mi? İçmedinse, rakı içen bir kadından daha güzel olan tek şeyin, o kadının seni sevmesi olduğunu bilemezsin!
Aynen dediğin gibi Aydın Boysan;
Rakı sofrasına meze olmuş yürek yangınlarının kibritle oynayıp kaçan faili de, büyük kahkahaların ardındaki nemli gözlerin sahibi de bir kadındır.
Unutma; Rakı sofrasında kadın yoksa uğruna sofra kurulmuş bir kadın vardır…”
Vakti kerahettir…

 

 

Bir cevap yazın