Yaşamak var ya

Haber
Haberi paylaşın

 Metastatik (ileri evre) meme kanseri (mMK) ve bu kanserle birlikte yaşayan kadınların mücadelesi ile ilgili büyük çapta farkındalık yaratmak amacıyla hayata geçirilen “Bir Tıkla, Dinle, Umutlar Çiçek Açsın” projesi, daha fazla kanserli kadının ücretsiz psikolojik desteğe ulaşmasını hedefliyor. Projeye ünlü müzisyen Kalben de proje için özel olarak bestelediği “Yaşamak Var Ya” şarkısıyla dahil oldu.

Metastatik aşamadaki meme kanserlerinde, kanser hücreleri vücudun diğer organlarına da yayılır. Tedaviler bu evredeki meme kanserini tamamen ortadan kaldıramasa da, ilerlemesini, vücudun başka yerlerine zarar vermesini geciktirebilir. Böylece metastatik meme kanseri birlikte yaşanabilir bir hastalık haline getirilebilir.  Meme kanseri metastatik aşamada olan hastaların hayatları ve hep devam edecek olan tedavi süreçleri, başa çıkılması gereken zorluklarla dolu. Meme kanserinin en ileri evresinde olan metastatik meme kanseri teşhisi alan kadınlar, taşımaya çalıştıkları ağır duygusal yük altında çoğu zaman kendilerini stres, anksiyete, depresyon ve bunlara eşlik eden utanma, değersizlik ve yalıtılmışlık duygularının içinde bulur. İşte tam bu nedenle psikolojik destek, onların alması gereken ilk ve en önemli destektir.

Psikolojik destek hattı
Metastatik meme kanseri hastalarının bu ihtiyacından yola çıkan Europa Donna ve Kanserle Dans hasta dernekleri ve Türk Tıbbi Onkoloji Derneği(TTOD) tarafından başlatılan ve Pfizer tarafından koşulsuz olarak desteklenen Psikolojik Destek Programı, bir süre önce pilot bölge olarak İstanbul’da başlatıldı. Bu yıl İzmir ve Ankara’da da sürdürülmesi planlanan programın devamı niteliğindeki “Bir Tıkla, Dinle, Umutlar Çiçek Açsın” projesinin ise, daha fazla sayıda metastatik meme kanserli kadının ücretsiz psikolojik desteğe ulaşmasını sağlaması hedefleniyor. Projeyle ayrıca, toplum ve hatta hasta yakınları tarafından psikolojik etkileri tam olarak anlaşılamadığı bilinen metastatik meme kanseri ile ilgili farkındalığın artırılması da amaçlanıyor. Proje kapsamında, TTOD tarafından da onaylanmış iki psikolog projeye destek veriyor. “0530 969 39 33” numaralı Psikolojik Destek Randevu Hattı’nı arayarak uzman bir psikologdan randevu alan hastalara, psikolog ile yapacakları ilk görüşme sonrasında, ihtiyaçları doğrultusunda beş seansa kadar ücretsiz yüz yüze görüşme imkanı sağlanabiliyor.

Kanser kronik bir hastalık haline getirilebilir
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) Başkanı Prof. Dr. Mahmut Gümüş, metastatik meme kanseri hakkında şu istatistiksel bilgileri verdi: “Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü. Tıbbi onkoloji kliniklerindeki toplam kanser hastalarının yaklaşık yüzde 20-25’ini meme kanseri hastaları oluşturur. Yaklaşık olarak her yıl 100 bin kişide 40 kişi meme kanseri tanısı alıyor. Neyse ki bunların ancak yüzde 10-15’i başlangıçta metastatik olarak başvuruyor. İnsanların bu konudaki farkındalıklarının artması ve tarama yöntemlerinin gelişmesi ile birlikte hastalarımızın yüzde 85’i erken evrede tanı alabiliyor. Yalnızca yüzde 15’lik kısmı metastatik evrede geliyor. Bu hastalığın tamamen yok olması zor, ancak tedavilerle, birlikte yaşanabilir bir hastalık haline getirebiliriz.”

Metastatik meme kanseri hastaları yalnız değil
Europa Donna Türkiye Başkanı Violet Aroyo  “Metastatik meme kanserli kadınlar ve yakınları, tanı ve tedavi süreçlerinde kendilerini çok yalnız ve terk edilmiş hissediyor. Tam olarak bilgilendirilmediklerini ve hastalıklarının süreç ve tedavileriyle ilgili yeterince bilgi alamadıklarını düşünerek, kendilerini bu sürecin bir parçası olarak görmekte zorlanıyorlar. Bu süreçte hasta ile sağlık personelinin çok iyi bir iletişim kurup hastaya ve yakınlarına tüm süreci anlatması ve hastanın, gerekirse de hasta yakınlarının profesyonel destek alması gerekiyor. Bu süreçte hasta ve yakınlarına yalnız olmadıklarını ve her zaman onlara destek olacak bir profesyonelin yanlarında olduğunu hissettirmek gerekir” dedi.

Hastaları “kanser hastası” rolüne hapsetmeyin
Uzman Klinik Psikolog M.A. Pınar Serbest Günay, proje hakkındaki görüşlerini şöyle özetledi: “Kanser teşhisi ve tedavisi hiç kimsenin önceden hazırlıklı olamayacağı zorlu bir süreçtir. Bu nedenle, kanser teşhisi almış kişilerin tanı, tedavi ve tedavi sonrası dönemlerde duygusal olarak zorlandıkları görülür. Yaşanan duygusal zorlanmalar teşhisin tipi, evresi, nüks yapıp yapmadığı kadar, kişinin hayatın hangi evresinde olduğuna, başa çıkma biçimlerine, onu destekleyen yakın bir çevresi olup olmadığına bağlı olarak da değişiklik gösterir. Tüm bu değişkenleri hesaba katan, kişisel ihtiyaçlara duyarlı bir psikososyal müdahale programı temel olarak kişinin bireysel başa çıkma biçimlerini ve yaşam kalitesini iyileştirmeye odaklanır. Teşhisi alan kişiyi “kanser hastası” gibi bir role hapsetmeden, onu hayatının tüm yönleri ile ele alan bir yaklaşım; teşhisi kabullenmeyi, tedaviye uyumu, yan etkileri ile başa çıkmayı ve tedavi sonrası hayat kalitesine katkı sağlamayı hedefler.”

Zorlu ancak yönetilebilir bir süreç
Kanserle Dans Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Figen Ar’ın düşünceleri ise şöyle: “Bu süreç, zorlu ancak yönetilebilir bir süreçtir, tıpkı zor bir dansı öğrenmek gibi. Kimi zaman karmaşık, kimi zaman durağan, kimi zaman deli dolu. Kanser çok ürkütücü bir kelime. Ben de doktorumdan ilk duyduğumda dünya başıma yıkıldı, her şey anlamsızlaştı. Tam 2 yıl sürdü bu, ta ki şimdiki başkanımız, 35 yıllık dostum Sevil Gürkan çeke çeke beni Kanserle Dans Derneğinin psikoterapi grubuna götürünceye kadar. Gönüllü hocamız Psikolog Psikoterapist Sibel Cesur Akyunak sayesinde tekrar yaşamayı seçtim. İşime geri döndüm, sosyal hayatım kaldığı yerden devam etti. Artık ben de derneğimiz için çalışıyorum, “umutlar çiçek açsın” diye. Yaşamayı seçmek, umutları yeşertmek, daha güçlü olmak, zorlu dansın üstesinden gelmek kolay değil. İşte bu nedenle proje çok önemli. Bir hayat bin dokunuş, bin umut. Umutlar hiç kaybolmasın, hep çiçek açsın, hep çoğalsın.”

“Yaşamak Var Ya” özel olarak bestelendi
Müzisyen Kalben, “Bir Tıkla, Dinle, Umutlar Çiçek Açsın” projesi kapsamında, ileri evre meme kanseri hastalığını ve hastalarını fark ettirmek, onların öncelikli ihtiyacı olan psikolojik desteği sağlamak ve yaygınlaştırmak için “Yaşamak Var Ya” isimli bir beste yaparak herkese şu çağrıda bulundu:

“En sevdiğim insanı genç yaşta bir hastalık sebebiyle yitirdim ve bu, beni tanımlayan, yarım yamalak bırakan bir yara, boşluk, karanlık oldu senelerce. Şimdi, bizi hiçbir hastalığın ele geçirmesine izin vermememiz gerektiğini biliyorum. Hiçbir acının bizi tanımlamasına izin vermek istemiyorum artık. Neşemizde, umudumuzda, yaşamaktan aldığımız hazları keşfetmekte buluşabileceğimize inanıyorum. İnsan insanın yarasına kayıtsız kalamaz, kalmamalı. Ben de “Yaşamak Var Ya” için, kadınların bağımsızlığından, cesaretlerinden, kendilerini saklamadan ve acılarını yok saymadan dimdik yaşamalarından; asırlardır sistemli olarak hep öz güçlerini örtbas etmeye uğraşan kalıpların içine hapsedildikleri halde o toplumsal yahut geleneksel prangaları kırıp yollarını keşfetmelerinden ve devrimleri için, sevdikleri için yaşamayı da ölmeyi de göze almalarından ilham aldım. Bu parçayı dinleyin, konuşun ve paylaşın! Çünkü “Yaşamak Var Ya”’yı dinlediğinizde, izlediğinizde, aslında bir hastaya kulak vermiş, onu bir başka gözle görmüş, onun sesini çevrenize duyurmuş olacaksınız.”

Bir cevap yazın