Gelecek” çoook uzun sürecek, çok!..

Haber, Levent Donduran
Haberi paylaşın

Çoook uzun sürecek gelecek!.. Sandığından çok uzun…

Doğduğun kentin tozlu topraklı sokaklarında, çember çevirdiğin, misket oynadığın o yılların geride kalmışlığından da daha uzun sürecek gelecek…

Elindeki çanla dondurma satan ön tarafı dondurma dolabı, ardı bisiklet; o dondurmacılar ve o dondurmaların tadını unutmadın daha…

Ama gelecek çok daha unutulmuş bir uzaklıkta…

Şimdi anlamıyorsun ama anlayacaksın…

Çook uzun sürecek gelecek!..

Baban, senin için sabahın kör karanlığında kalkardı hep… Onun işe giderken kapıyı kapatış sesi hala kulaklarında biliyorum… Sıcak yatağında duyardın.

Ama geleceğin sesi o denli yakın değil…

Baban, her akşam eli kolu kesekağıdı dolu gelirdi eve… Kapının sağındaki yuvarlak butona nasıl da nameli basardı parmakları… Nasıl anlardın gelenin baban olduğunu… O sesi şimdi sen bile çıkartabilirsin bulsan o zili… Öylesine unutmadın, öylesine yakın değil mi…

Ama gelecek?…

İnan çooook daha uzun sürecek…

Her 1 Mayıs’ı hatırla… Öğrenciliğinin 1 Mayıs’larını… Nasıl kırlara giderdin düşünsene sınıf olarak… Henüz yeşermiş çimler ve arasındaki sarısı beyaz, beyazı sarı henüz bebek papatyaları…

Onların pantolonundaki izi bile hatırlarsın şimdi sen utanmadan… Hatta sorsam o kanlı Taksim 1 Mayısı, hangi yıldı diye; o bile ezberinde değil mi…

Ama çiçekleri yeniden hatırlamak, onların yeşiliyle pantolon boyamak için daha çok bekleyeceksin…

Gelecek çok uzun sürecek çünkü…

Televizyonsuz yılların “radyo tiyatroları” hala hatırında biliyorum… Nasıl salonun ortasına koyardınız radyoyu, nasıl çember olurdunuz çevresinde; eliniz çenenizde yüzükoyun uzanıp dinlerdiniz…

Çoğunuzun hatırındadır bile son dinlediği o radyo tiyatrosu… Sorsam deyivereceksiniz adını belki…

Ama tiyatrolar artık yakın değil…

Gelecek, onlar için bile çoook uzun sürecek çok…

Siz!.. Evet siz… Dedelerinizin öle öle kazandığı bu topraklarda yeşeren taze sürgünler gibi olan siz… Her birinizin kulağında İstiklal’e ait, Çanakkale’ye ait, Atatürk’e bile ait dede-nine anlatımı hikayeleriniz vardır eminim… Her biriniz, radyoda istiklal marşı çalındığında bile yattığınız yatakta ayağa kalkmış, saygı duruşuna geçmişsinizdir çocukken…

Öyle yetiştirildiniz ama, o hikayeler artık öyle yakın değil…

Gelecek, hikayeler için de, istiklal marşı coşkusu, dede-nine hikayeleri için bile uzak..

Çoook uzun sürecek gelecek dedim ya… Çok hem de…

Yeni hikayeler bekliyor değil mi çocukların… Yeni dondurmacılar… Yeni 1 Mayıs papatyaları… Yeni 3 kahramanlar bekliyor… Onların da tüylerini diken diken edecek hikayeler lazım onlara… Onlar da dede-nine hikayelerini hak ediyor sen gibi…

Ama anlatamayacaksın… Anlatman çok zaman alacak…

Öyle uzağa gitti ki her şey… Öyle hırpalandı, paralandı, harcandı, dağıtıldı, savruldu, toza dumana katıldı ki…

Mutluluk, senin çocukların için bile senden ayrıldığı kadar yakın değil…

Çoook uzun sürecek gelecek…

Ama bir gün mutlaka “gelecek” de gelecek…

Önemli olan, o gün geldiğinde senin nasıl anılacağın…

Gerisi, tarih zaten bu ülke için… Gerisi “anı” bile olmayacak kadar eski bir öykü kalacak…

Çooook bile, bazen o kadar çok değildir… İnan!..

 

Bir cevap yazın