Hayvanların korkusu iki ayaklı hayvanlar

Haber, Mustafa Sarıipek
Haberi paylaşın

Özel günler aslında öncelikli olarak farkındalık yaratmak ve tabii ki bu günleri fırsata çevirerek biraz da hediyelik eşya satmak adına yaratılıyor. Ülkemiz için bu günlerin önemi ve kıymeti ne? Hala anneler ve kadınlar gününde kadınlarımız öldürülebiliyor. Anneler ve babalar günü bir güne sığabilir mi? Bir güne sığdırılanlar ülkemizde nasıl kutlanıyor? Ya da gerçek değeri ile kutlanmaya çalışılıyor mu? Bu günden sonra geriye kalan 364 günde insanlar ne yapıyor?

Örneğin 4 Ekim Dünya Hayvanlar Günü yaklaşıyor. Bizim ülke insanlarımdan çoğuna yakınının pek itibar etmediği günlerden birisi bence. Bakmayın öyle adının “Dünya Hayvanlar Günü “ olmasına. Çevremiz ertesi gün yine kedi köpek taşlayan, itlaf eden, sokak köpeğine yemek içinde zehir verip öldüren iki ayaklı hayvan (insanlarla) dolu. Bu gün bana göre bir gün olarak değil de yılın her günü değerli olmalı ve hayvanlar korunmalı. Bazı günlerde karşımıza öylesine iğrenç görüntüler çıkıyor ki o anda insanlığımızdan utandığımız gün olabiliyor.

Biz gerçek anlamda hayvan sevgisini bilmiyoruz. Bu sevgiyi hayvanlar kadar da bilmediğimiz için onları sevmeyi de beceremiyoruz.

Marmarisli kedilerin annesi Jeanie Thirkill nerede?
İşte kendi hayatını bir kenara bırakıp, tüm geleceğini yıllarca sokak hayvanlarına adayan İskoç asıllı İngiliz (Türk vatandaşı oldu) Jeanie Thirkill’e yapılanları unutmadık. Unutmamız da mümkün değil. 25 yıldan bu yana Marmaris’teki sokak hayvanlarına kol kanat geren Thirkill bazı baskılara ve kişiliğine atılan iftiralara yerel yöneticiler de sahip çıkmayınca daha fazla dayanamayarak hayvanlarıyla birlikte Marmaris’i terk etti. Son olarak barınakta 250 kedi, 15 köpek, 2 at, 2 eşek, 15 kaplumbağa, 8 tavuk, 5 tavşan ve birer tanede de horoz ile baykuş bulunuyordu.

Bir plaket bile verilmedi
Jeannie gözleri yaşlı olarak Marmaris’i terk ederken yanında sadece ben vardım. Bu kadın hiçbir yerden maaş almadan, sağdan soldan sağladığı sponsorluklar ve yabancı arkadaşlarının desteği ile onca hayvana baktı. Elektriği ve suyu olmayan tek bir göz barakada yaşadı. Kendisi için hiçbir şey istemedi ama kendisine destek olup Armutalan’daki barınak arazisini satın alan dernek yetkililerini ikna ederek araziye Marmaris Belediyesi’ne bağışlanmasını başardı. Bütün bunlara karşılık kendisine bir tek plaket bile vermek kimsenin aklına bile gelmedi. Bırakın plaketi buradan giderken ne uğurlandı, ne de nereye gidiyorsun dur bakalım diyen oldu.

Biz kıymetini bilemezken ona 2004 yılında, İngiltere’deki İnternational Funding For Animal Welfare (Uluslararası hayvan sosyal yardım fonu-IFAW) tarafından “Sürekli olarak sokak hayvanlarına bakan dünyanın en iyisi” unvanı verildi ve İngiltere Kraliyet Ailesinden plaket bile aldı.

Hayvan almayıp, sahiplenelim
Jeannie’nin sürekli dile getirdiği bir konuyu ben de buradan yineleyeyim: Sözüm özellikle yazlıkçılara. Çocuğuna karne ya da sınıf geçme hediyesi olarak alınan evcil hayvanlar ki bunlar genelde kedi ile köpek oluyor, yaz tatili bitip eve dönüş vakti geldiği zaman da sokağa bırakarak hayatlarını karartıyoruz. Yavruyken evcil hayata alıştırılarak aylar sonra sokağa bırakılan hayvan kendini nasıl koruyabilir ki? Doğa içinde yaşayanlar orada doğduklarından yaşamın zor ve kolay koşullarını bilerek yaşıyor. Ama minikken bakıp besledikten sonra korumasız olarak sokağa bırakmak insafsızlığın en büyüğüdür. Bu nedenle evimize hayvan satın almak yerine sokak ya da barınaktaki bir hayvanı sahiplenmek çok daha güzel olanı. Hiç değilse sevgiden mahrum bırakılmış bir hayvana sevginin ne olduğunu anlatarak çok daha güzel bir şey yapmış olursunuz.

İşte size çok güzel bir örnek
“Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, ‘Benim de okulum var’ projesi kapsamında, hayvan barınağındaki sokak köpekleri, fiziki durumu yeterli okullara veriliyor. Öğrenciler, yaz tatilinde de sahiplenilen köpeklerin bakımını yapıp, birlikte oyun oynuyor. Projeyle öğrencilere hayvan sevgisi aşılanmaya çalışılırken, can dostlarının da barınaklardan kurtarılıp, okul bahçelerindeki kulübelerinde, daha özgür ortamda yaşamlarını sürdürmeleri hedefleniyor.”

Bu örnek davranışı ülke geneline neden yaymıyoruz? Eğer okulda böyle bir yer yaratılamıyorsa her bir öğrenciye barınaktaki bir hayvanın koruyucu sahipliği verilebilir. Kamu kurum araçlarıyla öğrenciler belli zamanlarda barınaklara taşınıp birkaç saat sahiplendiği hayvan ile zaman geçirebilir. Onlara sevgi verirken hayvan sevgilerini de pekiştirmiş olmazlar mı?

İnsanlık, hayvanlar için harekete geçmeli
Bir köpek ya da kedinin kulak ve kuyruğunu kesen, “Bakalım denildiği gibi yüksekten düşünce dört ayak üzerine düşebilecek mi?” diyerek hayvanı yüksekten aşağıya fırlatan,  çok fazla ürüyorlar diye sokaktaki hayvanları zehirleyen, eşek, koyun, inek ve hatta köpeğe cinsel tacizde bulunan iki ayaklı hayvan dediğimiz insanlara karşı kanunlarımız ne yapıyor? Kurumsal olarak ne yapabiliyoruz?

 

 

 

 

 

One thought on “Hayvanların korkusu iki ayaklı hayvanlar

  • Doğruları yazmışsınız ben marmaris te yaşıyorum dernek üyesiyim Jenny cok mücadele verdi evet destekçisi de oldu desteklemeyen de inanın barınak bu hale gelinceye kadar da bizim de mücadelemiz belediye çalışanlar veteriner hekimiyle oldu heryer de olduğu gibi zaman zaman agladık çırpındıkça canlar gitti bazen elinizi kolunuzu bağlıyorlar yılma ak lazım hayat hep bir mücadele değilmidir

Bir cevap yazın