Cemaatçilik / Cemiyetçilik

Haber, Uzm. Dr. Hüsnü Kurtuluş
Haberi paylaşın

Geçtiğimiz yirmi yıl içinde, ülkemizde çok çeşitli cemaatlerin faaliyet gösterdiğine tanıklık ettik, bunlar; eskiden var mıydı? Bilmiyorum. Varsa bile etkinlikleri şimdikinden daha azdı ya da göz önünde değillerdi. Peki cemaat nedir?

Cemaat, Türk Dil Kurumuna göre iki anlamlıdır: Birincisi, imama uyarak namaz kılan topluluk, ikincisi ise insan topluluğu, kalabalık.

Cemiyet, aynı sözlüğe göre; dernek, düğün, yüksek sosyete ve toplum olarak tanımlanmış.

Yukarıdaki alıntılar; durumu açıklamaktan uzak ya da tanımın yan anlamlarına yeterince vurgu yapmıyor.

Sosyoloji bilimi ise cemaatleri çoğunluk, endüstrileşme öncesi döneme konumluyor. Yani, tarım toplumlarından modern toplumlara doğru yöneldikçe cemaatlerin yerini cemiyetler almakta.

Sosyolog Tönnies, insana ait iki tip irade olduğundan bahseder; birincisini doğal irade olarak isimlendirirken ikincisine rasyonel irade demiştir. Ona göre her ikisi de insana özgüdür.

Türkçeye topluluk olarak da tercüme edilen cemaat (gemeinschaft) kavramını Tönnies, geleneksel kırsal topluluklarla ilişkilendiriyor. Ona göre; cemaatler, doğuştan gelen (verilmiş) statünün ön planda olduğu, hem coğrafi hem de toplumsal hareketliliğin sınırlı olduğu, aile ve kilisenin temel toplumsal kontrol mekanizmalarını oluşturduğu topluluklardır. Cemaatlerde ki yaşamın, ailenin ve kilisenin belirlediği kesin değerler ve ahlak kuralları tarafından düzenlendiğini söyler. Cemaat içindeki bireyler birbirleriyle yakın, doğal ve duygusal bir ilişki içindedir.

Cemaat kavramı, kan bağına bağlı olan hane halkı ilişkilerine, akrabalığa, düşünce birliğine dayanan arkadaşlığa ve yerleşim yerine dayalı olan komşuluğa dayanır. Bu çerçevede cemaatler; akrabalık, arkadaşlık ve komşuluklardan oluşan, bireysel çıkarlara değil, ortak çıkarlara dayalı ortak bir yaşam tarzının ve güçlü bir toplumsal dayanışmanın görüldüğü, temel olarak gelenek ve göreneklerden doğan yazısız (informal) normlara dayanan, ekonomik açıdan tarıma dayalı, entelektüel açıdan dinin ve sanatın hakim olduğu toplumlardır.

Ancak endüstrileşme, kentleşme ve ticaretin artması sonucunda insanların ihtiyaçları ve talepleri değişmiş, cemaatler zayıflamaya ve cemaat duygusu kaybolmaya başlamış, yerlerini ortak cemaat çıkarları yerine bireysel çıkarların ön planda olduğu, yasama tarafından hazırlanan yazılı normların düzenlediği, toplumdaki ilişkilerin sözleşmelere dayalı olduğu, ekonomik açıdan endüstriyel üretime, entelektüel açıdan bilime dayalı olan cemiyetlere bırakmaya başlamıştır.

Diğer bir deyişle cemaatlerden cemiyetlere doğru yaşanan bu değişimin kaynağı tarımdan endüstriye geçiş, kapitalizmin ve serbest ticaretin gelişmesi ve modern ulus devletlerin doğuşudur. Bu değişim Tönnies’e göre bireylerin iradelerinin doğal iradeden rasyonel iradeye doğru dönüşmesini sağlamıştır.

Zaman zaman toplum ya da birlik olarak da Türkçeye çevrilen cemiyet (gesellschaft) kavramı ise, cemaat kavramının zıttı olan her şeyi içeren bir kavramdır. Tönnies cemiyet kavramıyla endüstrinin ve ticaretin egemen olduğu modern kent yaşamında insanların diğer insanlarla yakın duygusal ilişkilerden çok çıkara dayalı, rasyonel, hesaplı ilişkiler kurdukları, cemaate oranla daha hızlı, rekabetçi ve dinamik bir yaşam sürdükleri toplumları ifade etmektedir.

Cemaat ve cemiyetlerin tarihsel süreç içerisindeki konumlanışını göz önüne aldığımızda ülkemizdeki durumu nereye koyabiliriz?

Cumhuriyet ile başlayan cemiyetleşme çabası yerini hızla cemaat anlayışına terk ederken aslında olan şeyler post modern dünyanın bir yansıması mı yoksa yaşadığımız Anominin basit bir sağlaması mı?

Gerçek anlamaya çalıştıkça bulanıklaşıyor.

Tönnies’den, ülkemizi değerlendirmesini isteseydik eminim ki çok şaşırırdı.

 

Bir cevap yazın