Fotoğraf dostlarına seminer

Haber
Haberi paylaşın

Marmaris Fotoğraf Dostları Derneği (MARFOD) 23-24-25 Kasım 2018 tarihlerinde “Özcan Yurdalan ile Uygulamalı Belgesel Hikayeler Semineri” düzenliyor.

15 kişiyle sınırlandırılan seminere kayıt başvuru sırasına göre değerlendirilecek. Seminer 23 Kasım Cuma günü 19:00 -22:00 saatlerinde tanışma ile başlayacak. 3 gün sürecek olan seminere kayıt yaptırmak isteyen üye ve fotoğraf dostları detaylı bilgiyi 05325114728 numaralı telefondan edinebilecek.

MARFOD’dan yapılan duyuru şöyle:
seminer süresi: 26-28 saat.

Katılımcı sayısı: 10-15 kişi

Çalışma saatleri : Cuma : 19.00 – 22.00, Cumartesi : 10.00 – 19.00, Pazar : 10.00 – 20.00

Katılım koşulları :

  • Fotoğraf çekmeyi bilmek.
  • Hangi türden olursa bir fotoğraf makinesine sahip olmak.
  • Seminer çalışmasına aksatmadan devam etmek.

Amaç:
Fotoğrafçıların çektikleri her kare, gösterdikleri her fotoğraf, aynı zamanda onların hayata bakışıdır, hayattan ne anladıklarıdır ve gerçekle kurdukları ilişkinin yansımasıdır.
Belgesel fotoğrafçılar yakın çevrelerine, yaşadıkları topluma ve çağa tanık olmaya çalışırken çokça kullandıkları yöntem foto röportajdır. Tanık oldukları hikayeyi bir dizi fotoğrafla anlatırken artistik düzeyi gözetir, yaratıcı uygulamalara başvururlar. Amaçları hayatı estetize etmek değil, tanık oldukları gerçekliği anlamaya çalışmaktır.

Yöntem:
Bu atölye çalışmasında “Belgesel Fotoğraf ve Fotoröportaj – Özcan Yurdalan / Agora Kitaplığı – 2008” kitabı temel alınır. Uygulamalı atölye çalışması katılımcı yöntemle gerçekleştirilir. Etik, estetik, dil, anlatım ve yaratıcılık konularında bireysel ve grup halinde – teorik ve pratik çalışmalar yapılır.

Gerekçe:
Belgesel Fotoğraf ve Fotoröportaj Kitabı’ndan alıntı:
“Bu kitap üç nedenle yazıldı. Biri, bunca zamandır emek verip çaba harcadığımız fotoğraf nedir ne değildir, toplumsal işlevi nasıl olur konusunu ele almaktı. İkincisi, röportaj fotoğrafçılığının Türkiye’de yeniden gündeme geldiği son yıllarda bir taraftan yaygınlaşırken diğer taraftan hızla içinin boşaltılmasından duyulan endişeydi. Üçüncüsü ise uzun zamandır atölye çalışmalarında ve kendi pratiklerimizde uyguladığımız foto röportaj yönteminin yazılı hale getirilmesiydi.
Bu üç nedenle ortaya çıkan kitap aslında topluca bir tartışma ihtiyacının ifadesi olarak görülmeli. Burada dile getirilen fikirler ve önerilen yöntemler, bugün bulunduğum yerden baktığım zaman gördüklerimdir ve mutlak doğruları, değişmez gerçekleri, tek modelleri ifade etmez.
İnsanla doğrudan ilişki kuran görsel bir dil olan fotoğraf, bunca yaygın olduğu günümüzde, toplumların hayatında önemli bir yer tutar. Aslında maruz kaldığımızı hiç fark etmeden görüntülerle biteviye ilişki içinde olduğumuzu biliyoruz. Fotoğrafın gerek insan yaşamındaki yerini, gerekse toplumsal süreçlerdeki etkisini, siyasal, sosyal ve ekonomik alanlardaki işlevini izah etmek için düşünmelere ve araştırmalara ihtiyaç duyduğumuz açık.
Fotoğrafın belgesel olarak kullanımı, içinde yaşamamız için bize dayatılan sınırlara itiraz etmenin ve sorumluluk hissederek hayata müdahil olmanın yaratıcılığa açık alanlarından biri oldu. Dünya tarihinde de, Türkiye’deki kısa ve kesintili varoluşunda da benzer ihtiyaçlar için kullanılan bu alan, güvenilir tanıklıklar üstünden söz kurulan karşılıklı bir iletişim ortamı yarattı. Foto röportajların anlattığı hikâyeler bir itirazı dile getirdi, muhalif duruşları ifade etti. Başka bir dünyanın mümkün olduğuna dair fikirleri, görüntü ve yazıyla dile getiren anlatılar foto röportajlarla yaratıldı.
80’lerin etkisiyle biçimlenmiş Türkiye fotoğrafının, fotoğraf çevrelerinin ve fotoğrafçı zihniyetinin günümüzdeki durumu açıkça tartışılmadan, belgesel fotoğrafın ve foto röportajın sahici bir var oluş gerçekleştirmesi oldukça zor. İçeriğinden ayrılarak sadece biçimsel bir araç olarak ele alınması ise sık rastlanan kendiliğinden ve sıradan bir durum. Moda gibi gelip geçiverme hali. Aynı biçimde indirgemeci tutumla ele alınması, net fikirler ve tutumlar sergilenmeden imalarla, inkârlarla bir anda gündem dışına itilivermesi de vakıa. Bizim çevrelerde bu tür tutumların sorumluluğu olmadığı gibi bedeli de yok. Öte yandan belgeselin bunca yıllık Türkiye fotoğrafı tarihindeki hali de pek iç açıcı değil. İşlevsel bir arşiv bulunmadığı gibi, toplumsal hayattan karşılaştırmalar yapabilmek için bilinçle hazırlanmış kapsamlı görsel tanıklıklara da sahip değiliz.”

 

Bir cevap yazın