Bayram geldi neyime

Haber, Mustafa Sarıipek
Haberi paylaşın

Sözde turizm ülkesiyiz, yılda bilmem kaç milyon turist geliyor ama biz hala turizmi, tesis yönetimini, insan ağırlamayı, alt yapı düzenlemesini, müşteriye hitabı, saygıyı öğrenemedik. Dövizin sürekli yükseliş göstermesiyle yerli halkımızı da iç turizme yöneltince resmen sınıfta kaldık.

Turizm bölgesi işletmecileri hayatlarında bu kadar kalabalığı bir arada görmemiştir. Yıllar yılı Marmaris yaşayanıyım ben de görmedim. Daha önceki yıllarda da bayram tatillerinin 9 güne uzatıldığı olmuştu ama bu kadar rezillik bir arada yaşanmamıştı. Tamam, belki turizmciler çok iyi para kazandı ama biz bölge yaşayanlarının huzurunun kaçmasına, çevrenin kirletilmesine, insanların kazıklanmasına kimse mazeret uydurmasın. Önce iş ahlakı ön planda gelmeli.

Turistik bölgelerimizdeki tüm otel sahip ve işletmecileri bayram öncesinde herkesi uyararak “Rezervasyon yapmadan gelmeyin” dedi. Görsel ve yazılı basın bunu herkese duyurdu ama kimse aldırış etmedi. “Ben Türk’üm nasılsa hallederim” düşüncesi yine ön plana çıktı. Sonuç? Gelen açıkta kaldı. Parkta sabahlayanlar, plajlara, yol kenarları ve orman içlerine çadır kuranlar mı dersiniz. Kamping dışında, elektriği, suyu ve özellikle tuvaleti olmayan alanlara çadır kuranları pisliklerinin sadece Marmaris’te 4,5 ton olduğunu hep birlikte yazdık. Plajlarda abartı lafı olan “İğne atsan yere düşmez” lafı cuk oturdu. İyi güzel de bundan kim ne kadar zevk aldı?

En büyük rezillik restoranlarda yaşandı
Bayramda dostlarla ortak nokta Didim Akbük’te buluştuk. Akbük de Didim’in en güzide yerlerinden birisi. Bayramın ilk günü çok kalabalık olacağı düşüncesiyle plaja gitmedik. Güneş battıktan sonra merkeze inerek sahildeki gezinti sonrasında en tanınmış, kaliteli restoranlardan birisine girdik. Kapalı alan, birinci ve ikinci açık bölgelerdeki masalarda yer yoktu ve insanlar sıraya girmişti. Sıra bize geldi. Oturduk. Küçük çocuk var ve çok açız diyerek siparişleri verip beklemeye koyulduk. Kimse bizi “Çok kalabalığız şu kadar süre beklemeniz gerekir” diye uyarmadı. Aradan yarım saat geçti doğal olarak sorduk ne oluyor diye. “5 dakikaya geliyor” dediler. Sabrettik. İkinci yarım saatte de sorduğumuzda “Pide siparişleri öne geçti, fırında yer olmadığı için 10 dakika sonra gelecek” dediler. La havle, ya sabır deyip bekledik bir yarım saat daha. Üçüncü yarım saat diliminde de gelmeyince mekanı terk ettik.

Saat 22 civarıydı. Bir başka yere girip siparişlerimizin ne kadar zamanda geleceğini sorduğumuzda “En erken 45 dakika” yanıtıyla aç bilaç evin yolunu tuttuk. Tabii ki olan bize oldu, paramızla rezil olduk.

Bu kadar beklemenin sebebi neydi?
Aslında nedeninin alt yapı eksikliği olduğunu biliyordum ama yine de içim rahat etsin diye ertesi gün tekrar sahile inerek aynı yere oturarak konuyu bayram kalabalığına getirdim. Efendim fırınları aynı anda en fazla 20 kişiye hizmet verebilecek büyüklükteymiş. Mutfakları da 50 hadi bilemedin 75 kişiye. Hizmet elemanı sayısı da yeterli gelmemiş. Gelmez tabii ki en fazla 75, hadi bilemedin 100 kişiye hizmet veren yere bir anda 250 kişi doldurursan olacağı budur.  O zaman fazla müşteri almasaydınız dedim. “Abi olur mu böyle piyango kaç yılda bir vurur?” cevabına sustum.

Peki ama ya fiyatları neden yüzde 50 artırdınız diyecek oldum;

Abi o kadar kurcalama. Dedimya böyle piyango kaç yılda bir vurur?” dedi tekrar sırıtarak.

Ne diyebilirdim ki?

Fosseptik çukuru kokuları
Böylesine önemli bir turizm merkezi Akbük’te kanalizasyon yok. Evler, restoranlar ve akla gelebilecek her yerden yayılan kokular burnumuzun direğini sızlattı. En çok da belediye araçlarının iki buçuk katı fiyatına fosseptikten pislik çeken özel şirketler kazandı. Vidanjörlerin biri gitti biri geldi pislik çekilirken çevreye yayılan kokular daha da arttı.

Hani ormanda mangal yasaktı?
Bayramın üçüncü günü orman yolu üzerinde ormanlık alan içindeki halka açık bir plaja gittik(İsmi bende kalsın). Her çam ağacının altında yer yaygıları, çadırlar ve hem günübirlik ve hem de kamp yapanların bolca doldurduğu bir manzarayla karşılaştık. Gözüme ilk ilişen orman içinde yakılan mangallar oldu. Hani yasaktı? Orman içinde mangal yakana ceza verilecekti? Mangalcıları, bizzat o bölgede konuşlandırılmış arazöz (Yangın söndürme araçları) kullanıcıları gözleriyle gördü de kimseye tek bir laf bile etmedi. Bir orman yangını çıksa acaba ne olurdu? Nerede yasalar ve uygulayıcılar?

Bayram geldi neyime” şarkısına turizmciler ekleme yaptı:

“Çok İyi geldi cebime”

Bir daha bayramda buluşmaya tövbe..

Bir cevap yazın