Rene Descartes’in 7 şüphesi

Haber, Uzm. Dr. Hüsnü Kurtuluş
Haberi paylaşın

Gün geçmiyor ki; televizyonlardan, gazetelerden ya da sosyal medyadan aynı konu üzerine birbirini yalanlayan derecede farklı haberler ve yorumlar duymayalım, duyuyoruz.

Gerçeğin ne olduğunu mumla arasak da bulmak nafile çünkü gerçeği bulmak için başvurduğumuz araçların neredeyse tümü benzer yollardan başka belirsizliklere kapı açıyor. Örneğin; ekonomist olan akademisyen birisi televizyon programında; ülkenin borç içerisinde olduğunu son derece inandırıcı bir şekilde söylerken, iktidar yetkilisi büyümede dünyanın önde gelen ülkelerinden birisi olduğumuzu, mega projelerimize diğer ülkelerin gıptayla baktıklarını ve ekonominin yolunda olduğunu söyleyebiliyor. Bu iki haberi dinleyen bir kişi hangisini doğru kabul etsin? Hangisine göre hareket etsin?

Bilgi kirliliği yetmezmiş gibi giderek artış gösteren metafizik uğraşlar ve dogmatik açıklamalar ise yaşadığımız çağdan farklı bir çağdaymışız hissini gittikçe daha çok tattırıyor hepimize.

Orta çağdan, yeniçağa ve aydınlanmaya geçerken Avrupa’da Rene Descartes, bilim felsefesinin ve bilimsel bilginin ortaya çıkması için kuşkunun merkezi rolüne ve insanın düşüncesinin önemine vurgu yapmıştır. “Düşünüyorum öyleyse varım” sözünü bilmeyenimiz yoktur. Ona göre, bu dünyada olan biten ne varsa insan aklının bir ürünüdür. Ötesi metafiziktir, ya da Uluğ Nutku’nun deyişiyle; “çözümsüzlük bırakan savdır.”

Acaba, Rene Descartes’in fikirleri toplum olarak maruz kaldığımız bilgi kirliliği ve kafa karışıklığından sıyrılmamıza ne ölçüde yardımcı olabilir? İsterseniz, okuyalım ve hep birlikte karar verelim.

İşte, Rene Descartes’in İçe dönük 7 şüphesi;

  1. “Gerçeği aramak için hayat boyunca bir defa, her şeyden olabildiğince şüphelenmek gereklidir.”

Doğru bilgiye, ulaşmamızı engelleyen önyargılar vardır. Karşılaştığımız küçük belirsizlikler de bile yaşamımız boyunca bir kez dahi her şeyden şüphelenmedikçe, bu önyargılardan kurtulamayız.

  1. “Şüphe duyulan her şeyin yanlış olduğunu kabul etmeliyiz.”

Şüphe duyulan şeylerin yanlış olduklarını kabul etmek o kadar yararlı olacaktır ki en çok kesinlik taşıyan ve bilinmesi en kolay olanı daha açık şekilde tespit edebilelim.

  1. “Güncel yaşamımızda bu kuşkuya başvurmamalıyız.”

Bu genel şüpheden yalnızca doğruya ulaşırken faydalanmalıyız. Çünkü yaşamımızın yönlendirilmesi söz konusu olduğunda, sadece olasılığa dayalı kararlara uymak zorunda kalırız. Kimse paranoyak olmak istemez değil mi?

  1. “Duyularımızdan şüphelenebiliriz.”

İlk olarak duyularımızla algıladığımız her şeyin ya da hayal ettiklerimizin gerçekten var olup olmadığından şüpheleneceğiz. Çünkü deneyimlerimizden biliyoruz ki duyular bazen yanılır. Hayallerimizde sürekli var olmayan birçok nesne görürüz. Her algıladığından şüphelenmeye karar vermiş biri için rüya ve gerçeği birbirinden kesin olarak ayıracak bir işaret bulunmamaktadır.

  1. “Matematiksel kanıtlardan dahi şüphelenebiliriz.”

Önceleri kesin oldukları savunulan şeylerden bile kuşku duyacağız. Bunlar, matematiksel kanıtlar ve şu ana dek kendi kendilerini ispatladıklarını kabul ettiğimiz ilkeler olsa dahi. Çünkü insanların bu hususta hataya düştüklerini gördük ve yanlış görünenlere tamamen kesin ve kanıtlanmış gözüyle baktık.

  1.  “Şüpheli olandan sakınmamızı sağlayan ve hatadan uzaklaştıran özgür iradeye sahibiz.”

Varlığımızın nedeni kim olursa olsun ve ne kadar kudretli ve bizi ne kadar aldatmaya çalışırsa çalışsın, sayesinde açıkça kesin olmayan ve şüpheli inançlara bağlı kalmaktan sakınabileceğimiz ve aldanmaktan kendimizi koruyabileceğimiz özgürlüğümüzün bilincindeyiz.

  1. “Var olmasaydık şüphelenemezdik.”

Düşünen bir şeyin düşündüğü sürece var olmadığını iddia etmek rahatsız edicidir.

Ne dersiniz?

Bir cevap yazın