HBB’ler ve GAF’çılar

Haber, Mustafa Sarıipek
Haberi paylaşın

Temel Dursun’a sormuş;

-“Ula uşağum bana üç tane çok küçük hayvan poku söyle”

Dursun;

“Pire, fare, kuş” demiş.

-“Pildun uşağum, üç tane de orta büyüklükte hayvan poku söyleyesun şimdu” diye sürdürmüş Temel. Dursun bunu da hızlı bir şekilde cevaplandırmış:

-“Köpek, koyun, keçi”

-“Pak bunu da pildun. Şimdi de üç tane büyük hayvan poku diyeceğusun”

Dursun bilgiçle atlamış bu kez de:

-“Pilmeyecek ne var daa, İnek, manda, deve”

-“Hekii şimdi de baa üç Hint Bilginu adını diyesun” diyen Temel sırıtmış.

Dursun beklenmedik yeni soru karşısında çıkışmış Temel’e:

-Ula nereden pileyum o bilginleri” deyince Temel yapıştırmış cevabı:

-“Ula pok yiyenun oliii, her poku bileyusun da punlaru neden pilmeyusun?”

 

Albert Einstein ne demiş?

“Cehalet ne güzel lan, her şeyi biliyosun..”

İşte bu HBB’ler de öyle.

HBB’yi yani kısaca, “Her Boku Bilen” kişi anlamında kullanıyoruz.

Şöyle bir çevrenize bakın hele kaçta kaçımız HBB’ler ile yan yana yaşıyoruz.

Kalabalık bir ortamda konuşulurken eğer birisi “Ben onun yerinde olsam” ya da “Bana göre” diye söze başladıysa derin bir nefes alın. Bekleyin görün neler duyacaksınız.

Hele de konu siyaset, sağlık, hukuk ve futbolsa yandığınızın resmidir. Çünkü ülkemizdeki HBB’lerin en ve en bilgili oldukları alan bunlardır. İhtisas üzerine ihtisaslıdırlar bu konular üzerinde. Bilmedikleri yoktur. Ahkam kesmeye başladıklarında;

“Sen kimsin abi? Ne okudun? Mesleğin ne?” gibi soruları kendinize saklayın. Okul seviyesi onlar için fark etmez, meslek de öyle.

Bu tür kişilerin yaşadıkları dünya da bizimkinden farklıdır.

Siyaset için doğmuşlardır. Onlar kadar kimse ticaretten, ekonomiden, milli eğitimden ve turizmden anlamaz.

Doktora muayeneye gidip de doktorun yazdığı ilaçtan bir başkasının kendisine daha iyi geleceğini söyleyenlerden çok vardır çevremizde.

Futbol maçı seyreden topluluğa bir bakın hele. Hiç birini diğerinden ayırt etmeye gerek yoktur. En büyük teknik direktör onlardır. Futbolun kralını onlar bilir. Hakemden daha iyi hakemdirler.

Avukatları sınıfta bırakırlar.

Bunlar HBB sınıfına özgü şeylerdir. Üzerlerinde son kullanma tarihi de yoktur, tartışılmaz yazısı da. Çünkü her zaman onlar haklıdır. Onlarla fikir tartışması gerçek tartışmaya dönüşür. Dostluklar zarar görür.

 

GAF’çılar ise bizi güldürür

Bir de düşünmeden konuşanlar vardır aramızda. Hani “Gaf yaptı”, “Çam devirdi”, “Pot kırdı” dediklerimiz. Bunların HBB’ler kadar düşündürücü ve zarar verici yanları yoktur. Adı üstünde düşünmeden söylenen sözlerdir. Fakat şunu da unutmamak gerekir ki bu gafları yapan kişinin, adı ve mevkii de çok önemlidir. Örneğin sen ya da ben bu tür bir gaf yaparız, herkes güler geçer. Bir iki saat karşılıklı takılır millet birbirine sonrasında unutulur gider.

Hangileri unutulmaz?

Günümüzden bir örnek verelim:

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, 7 Haziran’da Kütahya’da yaptığı mitingde “Siz bor madeninin üzerinde yaşıyorsunuz. Biz madenleri ne yazık ki işlemeden satıyoruz. Madenleri cevher olarak satıyoruz. Bu da ucuza gidiyor. Biz madenlerimizi mamul madde olarak satmamız lazım. Yani bordan füze yakıtı yapmamız lazım. Bordan ısıya dayanıklı cam yapmamız lazım. Bor olarak satarsan ucuza satarsın ama füze yakıtı olarak satarsan, ısıya dayanıklı cam olarak satarsan pahalıya satarsın” demişti.

İnce’nin bu ifadelerine eski Enerji ve Tabii Kaynaklar, şimdi ki Maliye Bakanı Sayın Berat Albayrak’tan gelen “Yahu bu bildiğimiz Bor Cam değil mi? Hanımlar 10 yıldır bunu mutfaklarında kullanır. Sizin misyonunuz buysa….” şeklindeki yanıt sizce unutulur mu? Tarihteki GAF’lar sıralamasına son kaydedilenlerden oldu bile.

 

Siyasi GAF meşhurları

İnternetten yaptığım araştırmaya göre;

Abraham Lincoln, Abdullah Gül, Adnan Menderes, Ahmet Davutoğlu, Atilla Koç, Burhan Kuzu, Bülent Arınç, Deniz Baykal, Devlet Bahçeli, Ekmeleddin İhsanoğlu, Emrullah İşler, Ferenc Gyurcsány, George Walker Bush, Kamer Genç, Kemal Kılıçdaroğlu, Kenan Evren, Recep Tayyip Erdoğan, Rick Perry, Ronald Reagan, Silvio Berlusconi, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Turgut Özal yaptıkları gaflarla dikkat çeken siyasilerden.

Gaf yapmaktan, çam devirmekten veya diğer bir deyişle pot kırmaktan kurtulmak için Martine Luther’in “Çok bilmeli, az konuşmalı, her soruya cevap vermemelidir” sözünü unutmamak gerekir.

 

Son Söz:
“Her günü bitir ve onun doyumuna ulaş. Yapabileceğini yaptın. Kuşkusuz kimi gaflar ve saçmalıklar da olmuştur; onları unut. Yarın yeni bir gündür; ona neşeli ve huzurlu başla.”
Ralph Waldo Emerson

 

 

 

Bir cevap yazın