Göbeklitepe ezber bozdu

GEZİyorum, Haber
Haberi paylaşın

 

Tarihi milattan önce 11 bin 500 yılına kadar uzanan ve İngiltere’de bulunan Stonehenge’den 7 bin, Mısır Piramitlerinden ise 7 bin 500 yıl daha eski olan insanlığın ilk tapınağı Göbeklitepe, ortaya çıkışıyla insanlık tarihinin yazılmasını gündeme getirdi. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınan Göbeklitepe’nin keşfedilmesini sağlayan çifti Mahmut Yıldız olmuştu. Yıldız 1985 yılında baba ve amcasıyla tarlada çift sürerken buldukları iki taş günümüze ışık tutmayı sağladı.

Şanlıurfa’ya 20 kilometre uzaklıktaki Örencik Köyü yakınlarındaki Göbeklitepe’nin geçmişine bakıldığı zaman dar gelirli insanlardan oluşan ve genelde insanların tarım yaparak geçindiği eski bir köydür. Çevresinde harabelerin de bulunması nedeniyle bölge kutsal alan olarak kabul edildiğinden Urfalıların zaman zaman ziyaret ettiği yerler arasındadır. Halk arasında kutsal alanlara gösterilen titizlik burada da itinayla sergilenir. Bölge sürekli temiz tutulmaya çalışılır. Hatta anlatıldığına göre çoğu kırsal alanlarda olduğu gibi insanların tuvalet ihtiyacını çevrede karşılaması burada yasak konulmamasına karşın halk oto kontrol sistemiyle doğaya ihtiyacını karşılamaktan vazgeçmiş, tuvalet arar hale gelmiş.

 

Dünya tarihini iki taş değiştirdi

Mahmut Yıldız 1985 yılında baba ve amcasıyla tarlada çift sürerken iki taş bularak soluğu müzede alırlar. Müzede arkeolog yoktur. Taşın değerinin olmadığı “Kireç taşı” olduğu da ileri sürülerek geri götürülmesi istenir. Aile geri götürmeye yanaşmayıp yolda çöpe atacaklarını söyleyince taş müzede zorunlu olarak alıkonur. Taş 1993 yılına kadar müzede bir köşede amaçsızca sergilenir.

1991 yılından itibaren Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesine bağlı Güluşağı mahallesinin kuzey batısında bulunan Nevali Çori höyüğünde kazı yapan Alman arkeologlar 1993 yılında kazılardan elde ettikleri eserleri müzeye teslim ederken bu iki taşı görürler. Taşın değerini anlayan arkeologlar Göbeklitepe’de kazıya başlarlar. Mahmut Yıldız da kazı ekibine katılarak 20 yıl boyunca birlikte çalışır. Yaş ilerleyince yine ekipten gönderilmez bu kez daha kolay bir iş olarak bölge güvenliği kendisine emanet edilir.

 

Özellikleri

  • 300 metre çapında 15 metre yüksekliğinde geniş bir görüş alanı olan tepeden kuşbakışı seyredilebilen bir alan.
  • Şu anda tarihin bilinen ilk ve en büyük Neolitik döneme ait tapınağı.
  • En eski yapıt olan Mısır Piramitlerinden 7 bin 500 yıl daha eskiye ait.
  • Mağara duvarlarında kabartma akrep, aslan, boğa, tilki, yaban domuzu, turna ve yaban ördeği ile yılan figürleri bulunuyor. Bir kısım arkeologlar bu değişik hayvan figürlerinin tapınağı ziyaret eden farklı kabilelerin sembolü olduğunu fikrini savunuyor.
  • Göbeklitepe’de çok önceleri küçük gruplar halinde yaşayan, bitki toplayıp hayvanları avlayan insanlar kayalık bölgelerden büyük sütun ve taşları çeşitli yollarla 2 kilometre taşıyarak Göbeklitepe’yi oluşturmuş.
  • Boyları 3 -6 metre arasında değişen İnsanları temsil eden 40-60 ton ağırlığındaki T biçimindeki sütunlar üzerine insan ve hayvan figürleri çizilmiş. Diğer sütunlara göre bunlarda aşağıya doğru iner şekilde 3 boyutlu aslan kabartması en önemlisi.
  • Bölgede yetişen buğdayın kültür mirası olarak yüzlerce genetik varyasyona sahip olarak ilk burada yetiştiği ortaya çıkarıldı.
  • İlk olarak 1963 yılında İstanbul ve Chicago Üniversiteleri ortak çalışma başlatmasına rağmen bu devam ettirilmemiş. Daha sonra 1995 yılında Prof. Dr. Klaus Schmidt danışmanlığında kazılar devam ettirildi.
  • 2010 yılında 25-30 kiloluk 40 santim boyundaki üzerinde hayvan figürleri olan insan başı heykelinin çalındığı ortaya çıkarıldı.
  • 160 litre kapasiteli kireç taşına oyulmuş 6 tane bira varilinin ortaya çıkarılması bira elde etmek için tarım yapıldığını da ortaya koyuyor.
  • Tapınaktaki kalıntılarda sıvı geçirmeyen bölümlere de rastlandı. Bunun hangi amaçla kullanıldığı henüz aydınlanmadı.
  • UNESCO Göbeklitepe’yi 2011 yılında Dünya Miras Geçici Listesine aldı.

 

Profesörden önemli açıklama

Kazı çalışmalarına başkanlık ederken bir kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Prof. Dr. Klaus Schmidt Göbeklitepe ile ilgili şu görüşleri tarihteki sayfalarda yerini aldı:

“Göbeklitepe’deki kazılarda elde ettiğimiz bulgularla, dünyanın bilinen en eski tapınma merkezlerinden birinin bu bölgede olduğunu ortaya çıkarmıştık. Ancak, son kazı çalışmalarıyla tapınma merkezinin dünyanın en büyük tapınma merkezi olduğunu tespit ettik. Yaptığımız araştırmalarda, Cilalı taş devrinde yaşamış insanların yabani sığır, tilki, yılan, akrep, aslan, yaban eşeği, yaban ördeği ve yabani bitki kabartmalarını incelediğimizde hayvanlarını evcilleştiremedikleri sonucuna ulaştık. Ayrıca, dikili taşların(Stel) üzerindeki resim ve kabartmalar o dönemde yaşamış olan insanların sanatları hakkında bizlere fikir veriyor. Buradaki tapınak dünyanın bilinen en büyük tapınağı olma özelliğini taşıyor.”

 

YORUM

Ana giriş kapısından sonra gün ışığına çıkartılan eserlere ulaşabilmek için uzunca bir yol yürümek gerekiyor. Biz gittiğimizde yola parke taş döşenmesi sürüyordu. Önce o 300 metrelik alan çok güzel ve günümüz mimarisiyle üstten harika biçimde muhafaza altına alınmış. Uzaktan adeta bir uzay üssü görüntüsüne sahip. 300 metrelik alandaki tüm eserleri çok güzel bir şekilde üstten seyretme imkanı yaratılmış. Görevliler son derece kibar. Tek sıkıntı yaşlılar ile yürüme zorluğu çekenlerin kazının bulunduğu alana ulaşımı. Yönetimden ricacı olununca ona da çözüm bularak araç ile gidilebilecek en yakın yere kadar gözetimli olarak ulaşıma izin veriliyor. Sanırım alt yapı tamamlanınca bu durum da düşünülecektir. Mutlaka görülmesi gereken bir yer.

[Best_Wordpress_Gallery id=”137″ gal_title=”gobeklitepe”]

Bir cevap yazın