“Kırkılacağınız” günü bekleyin

Haber, Mustafa Sarıipek
Haberi paylaşın

Yaşım 63. Geriye dönük en güzel geçmesi gereken son 16 yıla baktığım zaman büyük inişler ve çıkışların yaşanan bir ülkem ve o ülke içinde olduğum için duyduğum büyük üzüntüye artık aldırış etmemeye karar verdim. Bu kadar yıl boyunca dinin siyasetle kol kola, saygısızlık ve insafsızlığın insanlarla iç içe, sahtekarlık ve riyakarlıklarla koyun koyuna yaşamaktan artık usandım. Yıllarca özen gösterdiğim yalın, dürüst, özgürlük ve kişiliğimden ödün vermeyen, doğa ve çevre dostluğunu yine ön planda tutan, gerçek ve dürüst dostlarla yola devam etmeye karar verdim.

Çünkü’lerim çok;

Rahmetli babam ve annem 5 vakit namazında, orucunda ve dinimizin gerektirdiği tüm şartları yerine getirebilmek için büyük özen gösterirlerdi. Annem başörtülüydü. Dinlerine de siyasete de saygılıydılar. Tüm ülkemizin  “Karaoğlan” olarak tanıdığı Ecevit’in hayranıydı ikisi de. Hatırlıyorum da hiçbir zaman hem dindar olup hem de CHP’ye oy verdikleri için 16 yıl öncesine kadar ayrıştırılmamışlardı. Kimseden tek laf duymamışlardı.

16 yıldan önce tamam belki internet olmadığı için çocuk pornosu da yoktu ama 16 yıldan önce kimse çocuklara tecavüz etmezdi. En büyük suçlardan sayılırdı. Hiçbir siyasetçi bu suçu işleyenleri sümen altı yapmaz, cezalandırılması için tüm güçlerini harcardı. Soru önergelerine hiç gerek kalmadan gereği yapılırdı.

Bundan 16 yıl önce böyle bir suçu işleyene karşı hiçbir bakan “Bir kereden bir şey olmaz” demezdi, diyemezdi. Böyle bir şey söylemeyi bir kenara bırakın yüksek sesle düşünse bile anında partisinden azledilirdi. İnsanlığı sorgulanırdı.

Hele hele bir Diyanet görevlisi kalkıp da “Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil” dese artık tahmin bile edemiyorum neler olurdu? 16 yıl sonra bunu söylediler de ne oldu? Kim ne yaptı?

İktidardaki partiye yakınlığıyla bilinen, önce “6 yaşındaki çocuk evlenebilir” ve “Çalışan her kadın fuhuşa hazırlık” fetvalarıyla tepki çeken Sosyal Doku Vakfı isimli gerici vakfın başkanı Nureddin Yıldız’a hem bu sözleri ve hem de peşinden söylediği “3 yaşında kız çocukları amcalarının yanına külotla çıkmamalı” şeklindeki sözleri için karşı çıkanlar arasında iktidar partisi neden yok? 16 yıl önce olsaydı böyle mi olurdu?

Geçtiğimiz günlerde Institute for Economics and Peace (Ekonomi ve Barış Enstitüsü) tarafından hazırlanan endeks 163 ülkeyi; suç oranı, gerçekleşen terörist eylemler, silah ithalatı ve ihracatı, yolsuzluk, mahkum sayısı, cinayet sayısı ve hükümetin genel icraatı gibi kriterlere göre barışçıldan tehlikeliye doğru sıraladığını, Türkiye’nin ise 149’ncu olduğunu açıkladı. Yani Türkiye, sondan 14. sırada yer aldı. Haberi okuduğumda ben utandım. 16 yıldır ülkeyi yönetenlerin “Gık’ı bile çıkmadı.

Özetle 16 yılda neler kaybettik biliyor musunuz?

Eğitim bitti

Ekonomik güç bitti

İç barış gitti, ayrıştırıldık.

Geleceğe umutla bakamaz olduk,

İnsanlık bitti,

Söz hakkı kalmadı

“Düşünce özgürlüğü de ne ki?” oldu.

Ciddiyet kayboldu

Ülkemizi yalancılar yönetir oldu.

Görüşlerimizi

Umutlarımızı

Gençliğimizi kaybettik.

Uluslararası saygınlık kalmadı.
Karakter anlamını yitirdi.
Ahlak mı? O da ne ki?
Gerçek iman bitti.
16 yılda ormanlarımız talan edildi

Satılmadık bir şey kalmadı

Yeşil bitti, orman bitti.

Çocuklarımız borçlu doğar oldu.

Karamsar değilim.

Olmayacağım da.

Ama artık bu kadar koyunun arasından kurtulup, doğa, deniz, yeşil deyip lay-lay-lom yaşayacağım haberiniz olsun.

Şimdi sizler teker teker sırayı geçip “Kırkılacağınız” günü bekleyin

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın