Mardin’e gidip de Dara’yı görmeden dönme

GEZİyorum, Haber
Haberi paylaşın

 

Mardin‘e 30 kilometre uzaklıkta bulunan Oğuz Köyü Dara Mahallesi’nde yer alan ve tarihte Yukarı Mezopotamya’nın en önemli yerleşim yerlerinden birisi olan Dara Antik Kenti, Mardin’e gidip de görmemek olmaz.

Dara Harabeleri, M.Ö. 530- M.Ö.570’te İran Hükümdarı Darayuvaşi (Daraxis) tarafından kurulmuş, çeşitli dönemlerde de İranlılarla Romalılar arasında el değiştirdiği tarihte belirtilmiş. 7. Yüzyılda Emeviler ve daha sonra Abbasilerin eline geçen şehir, yerel beylikler tarafından yönetilirken 15-16’ncı YY’da Osmanlıların eline geçti. Harabelerde bulunan Daryaka denilen paralardan yörenin zengin bir merkez olduğunu ortaya koyuyor.

Şehrin kurucusu Daraxis tarafından yaptırılan muhteşem yeraltı yerleşimi sonradan zindan olarak kullanılmış ve bugün tüm heybeti ile ayakta duruyor. Bölgenin dili Aramic. Dini inanç Ahura Mazda’ya inanılırdı. Şehrin surları ve burçları 4 Km. Biri kuzeye diğeri güneye açılan iki tane kapısı var. Su sarnıçlarının yanından Yunus ziyaretini ve iç kaleyi de içine alıp kale camiinin doğusunda birleşerek şehri çevreleyen suru oluşturuyor. Harabeler içinde eski kalıntılardan kilise, çarşı, ev, köprü, saray, cami ve su sarnıçlarını görmek mümkün.

Özetle Dara’yı anlatacak olursak; su sarnıç ve değirmenleri, kilisesi, tiyatrosu, köprüsü, çarşısı, deposu, tophanesi ve önceleri yerleşim amaçlı olarak kullanılmasına rağmen sonradan zindan olarak kullanılan 40 metre derinliğindeki muhteşem merkez görülmeye değer. Birçok yazar Dara’yı Mezopotamya’nın en önemli yerleri arasında gösteriyor.

 

İskeletler hala görülebiliyor

Bazı bölümlerdeki kazı devam ediyor fakat merkez genelde açık. Günümüze kadar yapılan kazılarda nekropol alanının uzun dönemler kullanıldığı, çeşitli dönemlerde farklı kültür ve inançlara ait gömüler yapıldığı belirenmiş. 2009-2010 yıllarında yapılan kazılar sırasında, Galeri Mezarın alt katında yüzlerce insana ait mezar bulundu. Bu mezarların ruhlara nefes verilmesi ve yeniden dirilişin canlandırıldığı “Ezekiel-Ölüleri Dirilten Peygamber” ile ilişkilendirildiği, insanların yeniden dirilecekleri gün için bu mezarda toplandıkları biliniyor.

Hatta şu anda bile kurşungeçirmez özel camlarla korumalı alanda bulunan bir mezarda iskeletleri görmek mümkün.

2009 yılında Mardin Müze Müdürlüğü tarafından yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında yapının alt katında yüzlerce insana ait kemik ile birlikte kandiller ve su kapları açığa çıkartılmıştır. Mezarda bulunan 3 binin üzerinde bireye ait olan insan kemiklerinin Tevrat´ta Ezekiel Peygamberin mucizesindeki gibi yeniden dirilecekleri gün için bu mezarda toplandıkları düşünülüyor.

 

En muhteşemi zindan

Halk arasında zindan dense de bu yapının depo olarak kullanıldığı düşünülüyor. Ev görünümündeki bir binanın kapısından içeri girerek merdivenlerden aşağıya inmeye başladığınızda karşınıza hiç beklemediğiniz güzellikle, muhteşemden öte bir manzara çıkıyor. Işıklandırmasıyla sütunlar müthiş güzel. Kaç merdiven indiğimizi saymadığıma pişman oldum. Oysa bu tür yerlerde ilk yaptığım şeyler arasındaydı bu. Fakat manzara o kadar güzeldi ki bir an önce ulaşarak zindanın tamamını görmek isteyince saymak aklımın ucuna bile gelmedi. Zemine ulaştığınızda gözleriniz içerinin ışığına alışmamış oluyor ve gerçekten zeminde olup olmadığınızı sorgular duruma geçiyorsunuz. Gözleriniz ortama ayak uydurunca 25-30 metre yüksekliğe erişen çok sayıda sütunların arasında olmak ürpertiyor insanı. Burayı gezmek isteyenlerin ellerinde mutlaka geniş açılı objektifi olan fotoğraf makineleri ya da panoramik fotoğraf çekebilen cihazları olması şart.

 

Gelelim YORUM’a

Önce zindandan başlayım. Biz buranın farkına son anda vardık. Kapıda tanıtıcı tabela yok. Çevresi içinde insanların oturduğu evlerden oluşuyor. Bahçesinde hayvan pislikleri, top koşturan çocuklar var. Tarihi bir yer olduğunu her şeye rağmen içire girip de bir gezeyim diyenler ancak anlayabiliyor. Hatta ilk giriş alanı da size bir şey anlatmıyor. Sanki birkaç oda ve salondan oluşan bir yer sanıyorsunuz. Mutlaka merdivenleri biraz inin ve sağ yanınızda kalacak pencereden sütunların üst bölümlerini gördüğünüzde dikkat edin küçük diliniz size her zaman gerekli olacağından yutmaya kalkmayın.

Biz kapıdan şöyle bir başımızı uzatıp geri dönmeye kalkanlardanız. Orada elektrik işlerini yaptıklarını belirten bir görevli içeriye neden girmediğimiz söyleyip bizi ikaz edince sütunları ancak görebilmiştik.

Aman buna dikkat.

Gelelim diğer yanlara. Mezarlar ve şehir merkezine.

Mardin’in o esrarlı ve çok güzel tarihi yapısına çok uygun bir yer. Kazıların devam ettiği yerler var. Görevliler güzel çalışıyor. Alan temiz.

 

Çok önemli üç not:

  1. Mardin yönünden bölgeye giderken novigasyonunuz sizi aldatmasın. Cihaz size antik kente giriş için sola yön gösterdiği yerde şu anda askeri karakol olduğundan giriş yasaklanmış. Buradan birkaç km. daha Nusaybin tarafına gittikten sonra sola tekrar giriş verilmiş. Bu yol da askeri alanın çevresini dolaşarak yine ilk giriş ile birleşiyor.
  2. Gezerken orada çalışan yöreyi çok güzel anlatan rehberler var. Mutlaka onlardan yararlanın. Çünkü şu ana kadar onların anlattığını bilgisayar ortamında yaptığım araştırmalarda çok azına rastlayabildim. Zaten büyük bölümü de birbirinden kes yapıştır olduğu için bu arkadaşların bilgilerini kayıt bile edebilirsiniz.
  3. Buradan çıktığınızda yukarıda geniş bir alana yayılmış su sarnıçlarını da görmeyi ihmal etmeyin.

 

Son Söz:

Mardin’e gidip de eğer Dara Antik Kenti’ni gezmediyseniz çok büyük eksiklik yaşamışsınız demektir. Daha doğrusu Mardin’i yarım yamalak gezmişsiniz demekte yarar var.

[Best_Wordpress_Gallery id=”131″ gal_title=”Mardin_Dara”]

Bir cevap yazın