Sakarya Acarlar Longozu

GEZİyorum, Haber
Haberi paylaşın

 

Sakarya İlimizin kuzeyinde, Karasu ve Kaynarca ilçeleri arasında yer alan Acarlar Longozu Türkiye’nin tek parça halindeki en büyük longoz ormanı unvanına sahip. Longoz’un çeşitli özellikleri var. Bunlardan ilki göçmen kuşların kullandığı Anadolu üzerinden geçen iki önemli göç yolunun birisi üzerinde bulunuyor olması. Bu nedenle de göçmen kuşlar için cazip bir konaklama alanı konumunda. İkincisi ise orman ve sulak alan ekosistemlerinin bütün özelliklerinin bir arada olması nedeniyle flora ve fauna açısından da oldukça bereketli olması.

Acarlar Longozu birinci dereceden doğal sit alanı. İğneada Longozu’ndan sonra Türkiye’nin ikinci büyük ve tek parça halinde en büyük longozu konumunda. Longozlar, altındaki kumulların set oluşturmasıyla akarsuların akamaması ve göl oluşturarak etraftaki ormanları sularla kaplamasıyla oluşuyor. Bir başka deyişle göl içindeki orman da demek mümkün.

Bu sahada tespit edilen 180 kuş türünün büyük bir bölümü, Dünya Doğal Hayatı Koruma Birliği (IUCN)’nin kategorisine göre nesli tehlike altında olan türlerini oluşturuyor. Alanda saptanan kuş türü sayısı Türkiye ornitofaunasına kayıtlı kuş türlerinin yaklaşık %yüzde 43’ünü oluşturuyor. Saptanan 180 kuş türünden 100 tanesi (yaklaşık yüzde 52) ötücü olmayan (Non-Passeres); 93 tanesi ise (yaklaşık yüzde 48) ötücü kuşlar (Passeres) grubuna ait.
Bu durum alandaki habitat çeşitliliğinin ve kalitesinin her iki kuş grubu için de elverişli olduğunu gösteriyor.
Longoz başta balıkçıl kuş türleri olmak üzere, dalgıçlar, ibisler, karabataklar, yaban ördekleri ve bataklık kuşlarının pek çok çeşidini bünyesinde barındırıyor. Ayrıca deniz ve balık kartalının yine bu bölgede konakladığı ve bir kısmının da kuluçkaya yattığı biliniyor.
Gölde sazan, yayın, yılan balığı, kızılkanat türlerinin bulunması buraya gelen kuşlara besin kaynağı sağlıyor.

Acarlar Longozunda orman ve sulak alan ekosistemlerinin tüm özelliklerinin bir arada olması nedeniyle flora ve fauna açısından da oldukça bereketli olduğu bilim adamlarınca açıklandı. Bölgede meşe, gürgen, kayın, dişbudak ve kızılağaç çok sayıda bulunuyor. En önemlisi de bölgede 12 ayrı endemik bitki türünün de bulunması. Gölün güney kısmının bir bölümü saz, kamış ve çeşitli su bitkileriyle kaplı.

Biraz da teknik bilgi verelim
Sakarya nehrinin Karadeniz’e döküldüğü kesimden yaklaşık 6 km batıda, Denizköy’ü güneybatısındaki Üçoluk köyüne bağlayan yol üzerindeki Gölköprü’den itibaren başlıyor. Buradan itibaren Karadeniz kıyı çizgisinden ortalama 1.5 km içeride ve kıyıya paralel olarak, batıya doğru dar ve uzunlamasına yaklaşık 7,5 km devam ediyor.

Asıl göl alanının en dar yeri 250 m civarında olup, en geniş yeri kuzeybatıya doğru sonlandığı kesimlerde yaklaşık 1250 m civarında. Uydu görüntüleri ve sahanın dijital haritalarından Coğrafi Bilgi Sistemlerine dayanılarak elde edilen sonuca göre alanı 23 bin 231 km2.
Göl seviyesi yağışlı ve kurak mevsim şartları da değişme gösteriyor. Gölün derinliği yazın 1 m’ye düşüp, kışın yaklaşık 5 m’ye çıkıyor.

Sahanın bin 576 Hektarlık kısmı 1976 yılında sülün ve su kuşlarını korumak maksadıyla “Yaban Hayatı Koruma Sahası” olarak ilan edildi. 2004 yılı başında saha sınırları yeniden gözden geçirilerek alan 2 bin 517 hektara çıkarılarak Yaban Hayatı Geliştirme Sahası olarak tescil edildi. Yayın, kızılkanat, sazan gibi balık türleri mevcut. Ayrıca tavşan, tilki, yaban domuzu, gelincik, doğan ve sincap faunayı zenginleştiren diğer türler. Kuş tespit çalışması edinilen bilgilere göre Acarlar Gölü yaban Hayatı Koruma Sahasında 235 farklı kuş türünün yaşadığı tespit edildi. Göl nilüferlerle kaplı. Su üzerinde yüzen ve Lotus olarak da bilinen nilüfer çiçeği, kökleri bataklık bir zeminde olup, içine hiç çamur kaçmadan temiz ve ışıl ışıl suyun yüzüne gelip açıyor.
Yine gölde su soğanı ve su menekşesi bitkileri de bulunuyor. Bunun yanı sıra, çok sayıda su bitkisi yaşıyor.

Ne zaman gidelim?
Acarlar Longozu’nu en güzel halinde yakalamak gerekir. Eğer gittiğinizde göl üzerindeki nilüferler açmadıysa fotoğrafınızda eksik kareler var demektir. Bu nedenle Mayıs’tan Kasım sonuna kadar olan dönem longoza gitmek için en güzel zaman. Renklerin tam geçiş dönemi olması nedeniyle çok güzel zaman. Yine Ekim ve Kasım aylarında ağaçlar kırmızından sarıya dönüyor, nilüferler ise pembe halleriyle su üzerinde yüzüyorlar. İskele halindeki yürüyüş yolunda da dökülen sonbahar yaprakları yolunuza seriliyor.
Longozun en yeşil ve canlı zamanı ise ilkbahar ve yaz mevsimi. Eğer açan nilüfer çiçeklerini kapanmadan yakalamak isterseniz en geç 15.30’a kadar bölgeyi gezmelisiniz.
Şunu da belirtmeliyiz ki longozun sadece küçük bir miktar alanı gezmeye açık. Bunun sebebi ise longozun korunması için önlemler alınmış olması. Yürüme alanı 750 metre kadar uzanan tahta bir platform şeklinde devam ediyor.

Gelelim YORUM bölümüne
Özellikle bölge hakkında bilgilerine başvurduğum bilim adamlarının çok önemli saptamaları var. Bunları kısa kısa notlar halinde yazmalıyım.
• Yöre halkı bataklık kabul ettiği bu alanın kurutulup tarım arazisi yapılmasını bekliyor.
• Tarım arazilerinde kullanılan aşırı gübre ve kimyasal ilaçlar göle ulaşıyor.
• Nemli çayırlık ve bataklık alanlarda yetişen Göl Soğanı yasal olmayan yollardan ihraç ediliyor.
• Ağaç kesimi, kurutma ve kumul istilası ile gölden kazanılan alanlar mısır tarlalarına, fındıklık ve kavaklıklara dönüştürülüyor.
• Göl çevresinde yer alan ve arıtma tesisleri bulunmayan çok sayıdaki tavuk çiftlikleri atıklarının göle ulaşması sulak alanın kirlenmesine neden oluyor.
• Av yasaklarına uyulmaması yaban kuşlarının barınma ve üreme faaliyetlerini olumsuz yönde etkiliyor
• Kumul alanları insanın müdahalesiyle aktifleşerek rüzgârların etkisiyle göl alanına doğru hareketi sulak alanı ve bitki türlerini kurutuyor.
• Su kirliliği.
Bunlara ek olarak benim ekleyeceklerim de şunlar:
Ahşap yürüme yolları biraz hor kullanılmış. Ormanlık alan, yol kenarları ve hatta göl içinde çok sayıda atık oluyor. Gezi yollarındaki dinlence yerleri çoğaltılıp gölgelendirilmeli. Göl içindeki yansıma o kadar güzel ki özellikle bu alanların rahat görüntüleme ve fotoğraf çekilebilme terasları yaratılmalı. Alan o kadar mükemmel ki göldeki balık sayısının artırılıp, konaklama alanlarının güzelleştirilmesi, doğaya uygun restoranların açılması ve özellikle de sıkı denetlenmesi suretiyle ziyaretçi sayısı çok çok yukarılara taşınabilir.

Son söz: Mutlaka gezilmesi gereken yerler arasında.

 

[Best_Wordpress_Gallery id=”129″ gal_title=”Acarlar”]

Bir cevap yazın