Başkanlık mı bakanlık mı?

Bahattin Yücel, Haber
Haberi paylaşın

 

Anlaşılan  AKP seçimlerden önce Kültür ve Turizm Bakanlığını ortadan kaldırmaya karar vermiş.

 

Her ne kadar adı tam konmamış olsa da; Başkanlık sistemine geçiş sürecinde zorunlu yeniden yapılanmanın bir parçası olmalı, eskilerin deyişleriyle bu tasarruf.

 

Henüz kesinleşmese  de  ilk bilgiler;  Tanıtma’nın Dışişleri, Kültür’ün Milli Eğitim geriye kalan birimlerin ise Ekonomi Bakanlıkları arasında paylaştırılacağı yönünde.

 

Menderes’li yılların son dönemine rastlayan, Franko İspanya’sından bir yıl daha eskiye tarihlenen, -o zamanki adıyla-  “Turizm ve Tanıtma Vekaleti’ni ilk ortadan kaldırma girişimi değil bu.

 

Özal ilk kabinesini oluştururken, 1983 yılında Turizm Bakanlığı kaldırılarak–zamanın – İmar ve İskan Bakanlığına bağlı bir birime dönüştürülmesi gündeme gelmişti.

 

Özal’ın anlayışına göre; turizm eşittir yatırımdı,

 

Kitle turizminin henüz başlamadığı yıllardı. Baskıcı askeri yönetimin olumsuz etkilerini ortadan kaldırma konusunda bakanlık üzerinden iletişim sağlamanın daha uygun olacağını düşünerek, Özal ile görüştük. Aslında turizmi güçlü hiçbir ülkede yoktu ama bu kez sektör kuruluşları olarak sahiplendik, bakanlık yerinde kaldı.

 

Turizm Bakanlığı süreç içinde bir kaç kez Kültür Bakanlığı ile birleştirildi. Ağırlıkla  güneş,  deniz ve kum ekseninde turizm yapılan bir ülkede;  yönetsel açıdan turizm ile kültürün bu denli gidiş gelişi çelişkili görülebilir.

 

İşin başka bir yanı daha vardı,  koalisyon pazarlıklarında karşı tarafa önerilen ilk koltuktu Turizm Bakanlığı.

 

Gündeme dönelim.

 

Kanımca; turizm tek disiplinli sektör özellikleri taşımadığı için Bakanlığın ayrılması; Kültür Bölümünün M illi Eğitime bırakılması yerinde bir yaklaşımdır.

 

Tanıtma birimlerinin Dışİşleri’ne bırakılması  da; siyasal ile turistik tanıtım arasındaki ince ayırım gözetilebilirse, daha etkin ve zengin içerikli tanıtım sağlayabilecektir.

 

Ancak son yıllarda orman arazileri, arkeolojik ve doğal sit alanlarındaki plan yapma yetkileri, basit rant hesapları yüzünden elinden alınan bakanlığın, sektör açısından yaşamsal önem taşıyan karar merkezlerinden uzaklaştırılması, turizme zarar verecek uygulamaların önünü açabilir.

 

Örneğin bakanlığın sivil havacılık konusunda kayda değer yetkisi de yoktur, Antalya, Dalaman, Bodrum Havaalanlarından iç ve dış hatlara düzenlenecek tarifeli seferlerin, sektör üzerindeki etkilerine ilişkin bir öngörü geliştirdiği de söylenemez.

 

Üstelik turizm bölge ve merkezleri üzerinde düzenlemede yapamaz.

 

Yeni düzenleme doğru tasarlanırsa, -belki- yetkisizlik yüzünden ilerleme sağlanamayan konularda çözüme katkı yapabilir. Örneğin sektörel kaynak kullanımı, teşvikler, çevre ve kıyıların korunması gibi değişik alanlardaki gelişmelere tek bir bakanlık çatısı altında yön vermek, yönetmek mümkün olmuyor.

 

Ancak sektörün yönetsel ihtiyacı ve buna göre yapılanması uluslararası kriterlere dayanmayan yöntemlerle belirlenmeye kalkılırsa, işlerin kötüleşmesi kaçınılmaz hale gelebilir.

 

Merak ediyorum; geçenlerde bakanlığın çağrısı ile bir araya gelen değerli yönetici arkadaşlarımız, başında bulundukları kuruluşları Sivil Toplum Örgütü aşamasına getirmişler mi?

 

Yeni düzenleme karşısındaki tutumlarından anlayacağız.

 

Bir cevap yazın