Bel fıtığı teşhislerinin çoğu yanlış

Haber
Haberi paylaşın

5 Mayıs Dünya Ankilozan spondilit (omurgada hareket kısıtlılığına neden olan iltihaplı bir romatizma hastalığı) hastalığı günü nedeniyle açıklama yapan Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Özbek, “Ankilozan spondilit hastalarının 3’te 1’ine yanlışlıkla bel fıtığı teşhisi konuyor” dedi.

Ankilozan spondilit hastalığı nedir?

Ankilozan spondilit, omurgada hareket kısıtlılığına neden olan iltihaplı bir romatizma hastalığıdır. Yaklaşık her yüz kişiden 1’inde görülür. Hastalığa bağlı omurgaya esneklik sağlayan bağların ardışık kemikleşmesiyle, omurga adeta alçıya alınmış gibi sabitlenir.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Özbek, “Türkiye’de yaklaşık 400 bin kişiyi etkileyen ankilozan spondilit hastalığının tanısı yaklaşık 8 yıl gecikmeli olarak koyulabiliyor. Hastaların yüzde 33’ü doğru teşhisten önce yanlışlıkla bel fıtığı tanısı alıyor ve yüzde 7’si bu nedenle operasyon geçiriyor.  Bel fıtığı operasyonu geçiren hastalarda ise tanı gecikmesi 11 yıla kadar çıkıyor.

Bel ağrısı ve bel bölgesi sorunları, ülkemizde 15 yaş üzeri bireylerde en sık yaşanan sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Birinci basamak sağlık kurumlarına başvuran kronik bel ağrılı hastaların yüzde 5’inde ise ankilozan spondilit ve diğer spondilo artritler görülüyor” dedi ve şöyle devam etti:

İstirahatle artan bel artıları şüphe uyandırmalı

“Nefes alan her insan hayatı boyunca en az bir defa bel ağrısı yaşayacaktır. Bel ağrısı en sık karşılaşılan yakınmadır. Bel ağrılarını mekanik ve inflamatuvar olarak ikiye ayırabiliriz. Birbirinden tamamen farklı bu iki hastalık grubunun neden olduğu ağrıları, istirahat ve egzersize verdiği yanıtla ayırt etmek mümkün. Mekanik bel ağrıları istirahatten yarar görür. Mekanik olmayan yani inflamatuvar karakterli bel ağrıları ise istirahat sonrası ortaya çıkar ve egzersiz ile azalır ya da düzelir. Asıl önemli olan sinsi bir şekilde bedene yerleşen ankilozan apondilit gibi hastalıkların geç tanınması. Ankilozan spondilit hastalığında bel ağrısı istirahat sonrası ortaya çıkar ya da artar ve egzersiz ile düzelir ya da kaybolur. Bu yüzden üç aydan daha uzun süredir devamlı bel ağrısı yaşanması, sabah bel ağrısı ile uyanmak gibi belirtiler varsa gecikmeden doktora görünmek gerekir.”

 Geç teşhis, tedavide başarı şansını düşürüyor

Günümüzde ortaya çıkan etkili tedavilerin sayesinde ankilozan spondilitte erken tanının önemi gittikçe arttığını belirten Özbek şu bilgileri verdi: “Dünyada artık hemen her hastalık için geçerli ilk kural erken tanı ve buna bağlı olarak erken ve etkili tedavidir. Ankilozan spondilit hastalığının tanısı ne yazık ki 5-10 sene gecikmektedir. Geç tanı doğal olarak tedavi başarısını düşürür. Bu yüzden tedavide en etkili faktör erken tanıdır. Tedavi tüm dünyada belirli kurallar çerçevesinde yürütülür. Basamaklı olarak uygulanan tedavilerde ilk basamak tedavi olarak steroid olmayan anti-inflamatuvar tedaviler, başarılı olamadığı durumda da biyolojik ilaç grubu tedaviler tüm dünyada uygulanıyor. Ameliyat bu hastalığın tedavisinde kullanılan bir yöntem değildir.”

 Egzersizin olumlu etkisi çok büyük

Prof. Dr. Süleyman Özbek egzersizin önemini vurgulayarak, hastalara şu tavsiyelerde bulundu: “Ankilozan spondilit hastaları egzersizden çok yarar görürler. Bu yüzden hastalarıma ‘egzersiz dünyada yan etkisi olmayan tek ilaç’ derim. Ankilozan spondilit hastaları da hem hastalığın en önemli yakınması olan ağrıyı azaltmak, ortadan kaldırmak hem de ileride gelişebilecek postür problemlerini önlemek, en aza indirmek için mutlaka egzersiz yapmalıdır. Kesinlikle ‘bu hastalığın tedavisi yok’ gibi bir görüşe inanmasınlar. Erken tanı ve tedavi ile bugün ankilozan spondilit hastalarının yaşam kalitesi ve yaşam süresi çok önemli derecede normale döndürülebilir. Yeter ki erken tanı konulsun ve egzersiz ve ilaçlar bir arada kullanılarak her yönüyle doğru ve etkili bir tedavi uygulanabilsin.”

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın