SİT alanlarıyla birlikte köylünün de yüreği daraldı bilesiniz

Haber, Mustafa Sarıipek
Haberi paylaşın

 

Marmaris’in de içinde yer aldığı Datça ve Bozburun Yarımadası’ndaki SİT alanları yıllardır çözüm bekliyor.

Kimin umurunda?

İyi ama nüfus fazla eve sığmıyoruz.

E zayıflayın o zaman.

Artık çocuklar büyüdü, karı koca ve iki tane çocuk aynı odada yatıyoruz, ayıp oluyor.

Kardeşim siz de ayıp olacak bir şey yapmayın.

Cumhurbaşkanımız üç ve hatta dört çocuk dedi. Çocuklar büyük yenisini nasıl yaparız?

Onu da biz mi anlatacağız, yorgan altında sizi gören mi var?

Haydi neyse biz çocuk yapmaktan da ve doğal olması gereken bu tür ilişkiden de vazgeçtik. Ev yapamadığımız için buluğ çağını çoktan geçmiş ve hatta karta kaçmış çocuklarımızı evlendiremiyoruz. Bu konuda bize ne diyeceksiniz?

Adam sende evlenecekler de ne olacak?

İyi de hani cumhurbaşkanı, üç çocuk?

Sen ecrimisili ödedin mi?

Ya ne ecrimisili? Konuyu değiştirme. Zaten benim muhtar tapum var.

İyi ama sen devletin arazisinde hayvanlarını otlatmışsın. Bunun karşılığını ödememişsin.

Arkadaş biz burayı yıllardır ekip biçeriz. Hayvanlarımızı otlatırız. Devlet izin verdi.

Nee siz ha. Bir de yıllardır devletin arazisini ekip biçer bir de para ödemezsiniz. Geriye dönük öde de gör bakalım devleti kandırmayı.

???

 

Sonuç?

Marmaris’in Taşlıca ve Söğüt Mahallelerindeki köylüleri yıllar öncesinde mahkemeye verilir. Devletin arazisini kullandın, hayvanlarını otlattın, ekip biçtin diye icra gelir. Avukat masrafları kira bedelinden kat be kat fazladır. Köylü şaşkındır. İzin veren devlet, izni kaldıran ama haberi olmayan köylü. Cezayı ödeyen de köylü.

Sonuç ne olur?

Mahkeme kapıları köylüye el kapıları gibidir.

Köylü yol yordam bilmez, avukat tutmaya da gücü yoktur. Cezayı da öder, karşı taraf avukatın vekalet ücretini de.

 

Yıkarım haaa sopası sürekli sallanıyor

Bozburun, Selimiye, Orhaniye, Datça yerleşim merkezleri oluşumundan bu yana kıyı kenar çizgisini ihlal eder konumda. Sıkıntı yüz yılların sıkıntısı, yeni değil ki. Peki neden çözüm getirilmemiş? Neden seçim öncesinde halka aba altından sopa gösterilir?

Bir hatırlatma:

Ne demekse “yeni bir başlangıç yapmak“ için görevinden ayrılan 19 Eylül 2011 – 06.02.2015 tarihleri arasında Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü görevini yürüten Osman İyimaya yıllar önce seçim öncesinde bölgeye getirilmişti. Sözüm ona çözüm getirecekti, köylüyü rahatlatacaktı. Anlattı, anlattı, anlattı.

Havanda su dövdü.

Üç soru sordum, sustu kaldı.

Bölgedeki SİT sorunu ne olacak?

Kıyı kenar çizgisine sorun getirdiniz mi?

Devletin arazisini şimdiye kadar ekip biçen köylülere haksız yere çıkartılan cezalar silinecek mi?

Kem küm, tek cevap; araştırıyoruz.

Hani sorunları çözmeye gelmiştin genel müdür?

Sen çözüldün, sorunu çözemeden.

Ben önerdim:

Dedim ki “30 yıl İstanbul yaşayanı olarak İstanbul Boğazı da aynı sorunları yaşıyordu ve özel kanunla bu çözüldü, burası için de böyle bir yasa düşünülemez mi?”

Cevap: “Araştırıyoruz”

Hala araştırıyorlar.

 

Çıkar kendilerine olunca iş başka

O genel müdür gitti yenisi geldi. Bölge sorunlarına el atmadığı için yenisinin adını bile bilmiyorum. Yeni gelenden bölgeye çözüm istemeye hazırlanırken ne oldu dersiniz?

16 Mart tarihi itibariyle öyle yerler imara açıldı ki nutkumuz tutuldu. Resmi Gazetede yayınlanan karara göre Akbük’ten Bördübet Koyu’nun olduğu alana kadar orman ve deniz kıyılarının yer aldığı şeritte SİT alanları daraltıldı. Bundan sonra ne olacak?

Minare çalınmadan önce kılıf meselesi.

Önce cumhurbaşkanlığı konutu halledildi. Açılan davaları umursayan bile yok.

Sonra sıra diğer yerlere geldi…

Peki bu arada bizim köylüler, kıyı kenar çizgisi, cezalar..?

Mesele rant ya da kendi rahatları olunca izni veren de denetleyen de kullanan da sesini çıkartmıyor. SİT bölgesinde binlerce ağaç kesiliyor.

Bu arada,

Dedim ya 45 yaşına geldiği halde SİT nedeniyle ev yapamadığı için hala evlenemeyen, tohuma kaçmış vatandaşımız da sevgiye hasret.

Kıyı kenar çizgisindeki evini her an yıkarız diyenlere karşı köylümüz de rahatlamaya hasret.

Devletin arazisinde hayvanlarını otlattığı için binlerce liralık icra davası açılan köylülerimiz de bu paranın nasıl ödeneceğine getirilmesi gereken sonuca hasret.

Köylünün hasreti mi?

Hadi canım sizde..

Bir cevap yazın