Korumayı ne zaman öğreneceğiz?

Haber, Mustafa Sarıipek
Haberi paylaşın

Uzun yıllardan bu yana ülkemi defalarca gezdiğimi bir önceki yazımda belirtmiştim. Yeni başladığım gezide gördüklerimle ilgili düşüncelerimi burada sizlerle seyahat sonunda paylaşacaktım ama sabredemedim. Bu kadar güzelliğin içine etmeyi nasıl başardığımızı görmek çok acı veriyor.

Geziye başlamadan önce haftalara varan araştırma yapıyorum. Nerede nereyi gezeceğimi belirleyip yola öyle çıkıyorum. Gezerken de detaylı bilgi almayı sürdürüyorum. Dördüncü Türkiye turumuz Korkuteli Karain Mağarasından başladı. Ülkemizde çok mağara var. Çoğuna yakınını gezme fırsatı buldum. Bu gezmediklerimin arasındaydı. Büyük bir hevesle düştük yollara. Bulduk mağarayı. Gezdik, fotoğraf çektik. Önce mağaranın güzel bir fotoğrafını paylaşıyorum:

 

 

 

 

 

 

Mağaraya Korkuteli’nden Antalya’ya 34 km. kala Güllük Dağı Milli Parkı girişinden sola dönülüp 11 km sonra ulaşılıyor. Denizden yüksekliği 450 metre olduğu söylenen mağaraya ulaşabilmek için 470 merdiveni tırmanmayı göze almak zorundasınız. Mağara hakkında edindiğim bilgilere göre 500 bin yıl önce yerleşim yeri olarak kullanılan doğal bir mağara. Değişik büyüklükte yedi ayrı bölümden oluşuyor. 1946 yılında merhum Prof. Dr. İsmail Kılıç Kökten tarafından çok zor şartlar altında yaptığı çalışmalar sonrasında ortaya çıkarılmış. Fakat Kökten’in 1974 yılında vefatı üzerine kazılara uzun bir süre ara verilmiş. 1985 yılında, Prof. Dr. Işın Yalçınkaya başkanlığı altında uluslararası ekiplerle gerçekleştirilen çalışmalar sonrasında da mağara günümüze kadar gelmiş. Buraya kadar her şey güzel. Gezilmesi gereken mağaralar arasında demekte yarar var.

 

Gelelim çirkinliğe:

Bu fotoğrafa baktıktan sonra fazla söze gerek var mı? Avrupalı böyle yerleri korumak ve turisti buralara yönlendirmek için büyük çaba harcarken biz neler yapıyoruz? Bunu yazana “Kişi” demek yerine mahluk demekte yarar var. 470 merdiveni bu kadar güzel tarihi bir taşı kazımak için mi çıktık a be yaratık?

Sevgili yöneticiler:

Ülkemizde bu tür yaratıkların çokluğunu hepimiz biliyoruz. Bunları bile bile bu tür alanlarımız neden iyi korunmaz? O kadar masraf yapılmış. Mağara kamera ile gözlenemez mi? Bu zarar veren mahluka verilebilecek en ağır ceza verilemez mi? Bilmiyorum ama öyle para cezası falan değil de kameradan alınacak fotoğrafı tüm müze ve ören yerlerinde sergilenmesinde yasal engel var mıdır? Ülkemiz tarih açısından cennet. Kalıntılar o kadar çok ki artık kazmadıklarımızın sayısını kimse bilmiyor.

Bir cevap yazın