Futbolcu, yorumcu ve hakem

Haber, Mustafa Sarıipek
Haberi paylaşın

Bölgemiz gündeminden ayrı bir şeyler yazmak istedim bu kez. Aradan uzun yıllar geçti spor üzerine yazmayalı. Fenerbahçe Kulübü içerisinde 1992 yılındaki saldırı sonrasında geçirdiğim beyin kanamasının ardından doktorlar gazeteciliği yasaklayınca soluğu 1994 yılında Marmaris’te almıştım. Tabii ki bizim mesleğe bir kere bulaşan bunu canı pahasına olsa bile bırakamıyor. Ben de öyle yaptım ve aynen devam ettim, hatta hala ediyorum.

Gelelim sadede:

Son zamanlarda spor dünyasında olaylar öyle bir hale geldi ki artık gerçekten birilerine bir şeyler yazmak gerekti diye düşünüyorum.

Yazımın başlığından sırayla gidelim:

 

Futbolcular

Eskiden önce kendisine, sonra mesleğine ve son olarak da çevresine saygılıydı. Toprak sahalarda futbol değil, perişanları oynarlardı sürekli.

Deplasmana özel uçak mı?

Hadi canım sende.

Otobüs neyine yetmiyor?

Yol uzunca otobüste koridora kaşarlı futbolcular battaniye yayarak yatarlardı. Diğerleri kuş gibi tünedikleri koltuklar üzerinde uyumaya gayret gösterirdi. Aldıkları kaç kuruştu?

Eski futbolcuların çoğunluğu hayatlarını yokluk içinde tamamladığı gibi hala sefilleri oynayanları çoğumuz biliriz.

 

Yorumcular

Eskiden bu kadar televizyon yoktu. Yorum yapmak için bırakın para almayı herkes tek kuruş istemeden koşarak giderdi. En fazla bir elin parmakları kadardı sözlerini dinleten, yorumlarına saygı duyulmasını sağlayan.

 

Hakemler

Dedim ya futbolcu önce kendisine, sonra mesleğine ve son olarak da çevresine saygılı olduğu için hakeme de saygı duyarak en önemli yardımcısıydı saha içinde. Bir iki futbolcu dışında hakemi kandırmaya yönelik futbolcu sayısı fazla olmadığından işleri kolaydı. Sadece gördüklerini çalıyorlardı. Birileri ya da birkaç birilerinin radarında değildi. Etki altında kalmıyordu.

 

Gelelim günümüze

Yine önce futbolcu

Bu kadar büyük paralar verilmeye başlandığında herkes kendini ilah sanmaya başladı.

Bütün liglere bakalım hep birlikte:

Yerlisi ve yabancısı dahil olmak üzere ilah olabilecek sayıda futbolcu sayısı bir elin parmaklarını doldurur mu?

???

O zaman bu kadar para neden verilir?

Kendilerini eğitmek, mesleğine, kulübüne, taraftarına, hakeme ve tabii ki kendisine saygı göstermesi için mi?

?????

Peki onlar ne yapar?

Önce kuaförlerde saç stillerini, görünüşlerini değiştirir. Olmadık saç stillerini sahalarda onlardan görmek mümkün.

Olmadık şekillere büründürdüler kafalarını ama nedense o kafaların içi nedense hiç gelişmedi. Transfer edildiğinde imza attığı sözleşmenin içinde yazan parada kaldı aklı.

“Vay be ben neymişim, bu kadar para verdiler?” diye sorguladılar sürekli kendilerini.

Tek tek isim saymaya gerek var mı?

Sonra ne yaparlar?

“Önlerindeki çıkıntılarının sevdasına düşerler. O çıkıntı bazılarının sonu olur. İsim vermeye gerek var mı zaten herkes biliyor.

Manikürler, pedikürler, saçlara meç yapılırken o kuaförlerdeki aynalar bir anda dev aynalara dönüşüverdi. Aynada dev oldular ama sahalardaki durumları çıtkırıldıma dönüştü. Hani o eskiden toprak sahada top koşturan eskiler, hani neredeyse para almadan mesleğini saygıyla yapanlar neredeyse formalarına yapışanları beraberinde sürükleyip topu kaybetmemeye çalışırlardı.

Peki ya şimdi?

Dürüstlüklerini bir kenara bıraktılar. Çıtkırıldım olduklarından mıdır yoksa hakkı olmadan menfaat gözetmek için midir (ki kesinlikle menfaat söz konusu) en küçük bir rakip dokunmasında küt diye kendilerini yere atıveriyorlar. Hatta rakibi dokunmazken bile vatandaş yerde ve canhıraş. Vücudundan sanki parça alınmış. Yerleri dövüyor, kafasını yumuşak yumuşak çimlere vuruyor. Eyvah diyor maçı izleyenler, canından sanki can alınıyor. Ama eminim ki o sakatlık geçiren futbolcunun eşi, ailesi ve çocukları çok rahat. Evden çıkarken şöyle tembihlediklerini çok iyi biliyorum:

“Yerde yattığımda size şu hareketi gizliden yaparsam bilin ki sakatlığım önemli değil”

Nedense yüzde 80 hep de dedikleri çıkar. Yerde kıvrım kıvrım. Eyvah ayak gitti bu görünüşüne göre dersin ve maç durur. Hakem gelir, saha kenarından sağlıkçıları çağırır, sağlıkçılar futbolcuyla fısıldaşır. Kendini öyle bir canhıraş yere atmıştır ki ambulans sahasının ortasına gelecek diye beklersin ama nafile. Kandırmaca birkaç dakika sürer, futbolcu sahaya gerdi döner, rakipten ıslıklar.

Sonuç?

Futbolcular sahtekar en büyük taraftar?

Bunu ben demiyorum.

 

Hakemler

Maçın tek hakimi kim?

Hakem.

Hakimin kararı bir üst mahkemede bozulabilir ama hakemin verdiği karar kanundur.

Kurar ihlali yoksa bir takım katledilse bile hakem tek ve son kararlı hakimdir.

Ölen ölür, giden üç puan olur.

Hakem, hakimlikten öte krallık tacıyla sahadadır.

Tek adam

Tek seçici

Tek karar verici

Tek karar = 3 puan.

Eyyam?

Takım kayırma?

Başkan aşkı?

Yandaşlık?

Para?

Korku?

Bu satır sayısı daha onlarca uzar gider.

Sonuç?

Ne hakem, ne hakem..

Bunu da ben demiyorum.

Haa pardon bir de gözlemci vardı onu unuttuk;

O mu?

“Bozacının şahidi şıracı”

Anlattırmayın artık, her şeyi de döküp ortalığı çıfıt pazarına çevirmeyelim.

 

Gelelim yorumcularaaaa

Lafım meclisten dışarı ama bu işi bilen de konuşuyor, bilmeyen de.

İp kopmuş bir kere.

Meydan kimlere kalmış da kimsenin haberi yok. Ahkam kesen kesene.

Paçan yiyorsa gördüğün anda yorumla

Kanalın adı önemli mi?

Değil.

Kişilerin adı?

Hiç değil.

Canlı maç yayınının devre arası.

Ahkam kesene programı yönetenden soru:

“Bilmem kaçıncı dakikada, bilmem kim, bilmem kime nasıl girdi ama sizce penaltı değil miydi?”

Üstat cevaplıyor:

“Özetler gelsin anlatırız”

Nasıl yani?

İyi de şimdi anlat.

Hakemin gördüğünü çaldığı gibi bir tek görmeyle anlat. Hakem o kadar yoğunluk içinde ve bu kadar kısa sürede görüyor bu pozisyonu.

Hiç birinin paçası yemiyor.

Yer mi?

Mümkün mü?

Bu işi bilen en büyük olduklarını nasıl anlatacaklar?

Nasıl böbürlenecekler?

Sevmediği hakemleri nasıl eyyamcılıkla suçlayacaklar ?

Ama hakem saniye içinde gördüğüne düdük çalıyor.

Hadi yiyorsa sende buna yorum yap.

Oynat Ahmet, Mehmet ya da bilmem kim deme. Hatta bir de azarlama bunları geç yaptığı için.

Sonuç?

Bırakın bu işleri arkadaşlar. Eyyamın en büyüğünü siz yapıyorsunuz.

 

Üçüncü bardağı bize anlatır mısınız?

Önemli yorumcuların olduğu kanalın birinde yorumcuların önlerinde üç bardak var.

Sizce bu üç bardağın içinde ne var?

Tamam birinde su.

Diğerinde de çay.

Üçüncü bardakta?

????

Bütün kamu kuruluşlarının kamplarında, misafirhanelerinde, eğitim tesislerinde alkollü içki yasaktır.

Pardon yanlış anlaşılmasın kimseyi itham etmiyorum ama

Sahi bu üçüncü bardağın içinde ne var?

Bir cevap yazın