HASTANE

Haber, Uzm. Dr. Hüsnü Kurtuluş
Haberi paylaşın

 

Dört Mart tarihli Hürriyet Gazetesinin haberine göre; Adana’da, ölen köpeğini hastaneye götürmek için 112 ekiplerini çağıran ancak ret cevabı alınca da aynı kişilerin sağlık ekibini darp ettiği ile ilgili bir haber vardı. Suçlular halen aranmakta.

Güleyim mi? Ağlayayım mı? Anlayamadım. Konu düşündürücü ama benzer olaylar düşünüldüğünde…

Oysa:

Günlük yaşamın olmazsa olmaz bir parçası, sağlık ihtiyaçlarının yirmi dört saat süreyle giderildiği olağandışı kamusal alanlar, hastaneler.

Konu sağlık olunca, kadın-erkek, yetişkin-çocuk, siyah-beyaz, zengin-fakir ayırt etmeyen, karşıtlıkların- fikir ayrılıklarının son bulduğu yerler, hastaneler.

Kimisi için; acı, elem, gözyaşı, bir başkası için umudun kapısı.

Çözüm beklenen ama bazen çözümsüzlüğün kabulünden başka seçeneğin olmadığının anlaşıldığı yer, hastane.

Yatan hastalar için misafirlerini ağırlayan oteldir, lokantadır, okuldur; her daim öğrenecek şeyi olanlara, hastane.

Ünlü Kalp Cerrahı Doktor De Bakey’e arabasını tamir için gittiği usta, aslında aynı işi yapıyoruz dediğinde: bir farkla demiş De Bakey, ben motor çalışırken kayışı değiştiriyorum, sen ise dururken.

Hastaneler; motor çalışırken kaputun açıldığı ve tamir edildiği yerler.

Yapılan kadar yapılmayan şeylerin de önemli olduğu yerlerdir, hastaneler.

Herhangi bir işletme doluyuz diyebilir. Acil servis, gelen hastaya bakmak ve bir şekilde çözüm üretmek zorundadır. Kendi yapamazsa başka hastaneye yollar orası tedaviyi üstlenir. Hastaneler, çalışanının kontrol edebildiği şeyin ancak kendi performansı olduğu yerlerdir.

Yokluğunda, varlığının öneminin anlaşıldığı yerler de hastanelerdir.

Hekimlerin, hemşirelerin, hasta bakıcıların, teknisyenlerin, sekreterlerin çalıştığı yerlerdir, hastaneler.

AMA, insanların muayene ve tedavi oldukları kuruluşlardır, hayvanların değil!!

 

Bir cevap yazın