Suçlu ve suç üzerine

Haber, Uzm. Dr. Hüsnü Kurtuluş
Haberi paylaşın

 

Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre; suç işleyen, kabahatli kişiye suçlu deniliyor.

İnsanlık tarihi kadar eski bir kavram; suç ve suçlu

Kriminoloji, suç ve suçluyu inceleyen bilim alanı, yıllar içerisinde bu konuda bilinmeyen birçok şeyi tanımladı, anlaşılır kıldı.

Amacım kriminoloji ile psikiyatrinin kesiştiği noktada bazı sorular sormak ve cevaplara ulaşmak.

Mesela; suçlular akıl hastası mıdır?

Bu soruyu sormaya iten temel neden, medya da, sosyal medya da, yönetici beyanlarında; bazı suç işleyen, marjinal söylem geliştiren yada beklenmedik davranışlar sergileyen kişilere; “akıl hastası, ruh hastası ya da deli” gibi sıfatlar ile hitap edildiğine tanık olmayanımız yoktur.

Suç bilimcileri, suçluların, suç işleme konusunda motivasyonlarının olduğunu ve uygun ortam bulduklarında da suç işlediklerini dile getirirler. Bu sebeple polisin, suç önlemek için sokaklarda dolaştığını ya da durduğunu ya da kamera gibi görüntüleme araçlarının sürekli çoğaldığını görürsünüz. Suçlular alan bulamazken vatandaşlarda güvenlik güçlerini görmenin getirdiği duyguyla sokaklarda daha rahat zaman geçirebilirler.

Oysa akıl hastalarının motivasyonu dağınık ve çok çeşitlidir. En önemlisi,  korku ve kaygılardan kurtulmak için uğraşıp dururlar. Bu uğurda çaresizce mücadele ederler. Genellikle stratejileri mevcut durumu değiştirmeye yeterli olmaz.

Yukarıda anlattıklarımdan yola çıkacak olursanız suçlu ile akıl hastasının farklı kişiler olduklarını kolayca fark edeceksiniz.

Elbette suçlular da ruh hastalığı geliştirebilirken ruh hastalığı olan birisi de suç işleyebilir. Yapılan çalışmalar,  ruhsal hastalığı olanlar ile herhangi bir ruhsal sorunu olmayan kitleleri arasında, suç işleme yönünden bir fark olmadığını gösteriyor.

Peki bu konu neden önemli?

Çünkü, ruhsal problemleri olan insanlar damgalanıyorlar. Damgalanmak; gizlenmeyi, kaçınmayı ve hatta var olan sorunları inkar etmeyi getiriyor.

Ruhsal hastalığı olanlar,  tedaviye daha geç geliyor ya da getiriliyor.

Çareyi, yetkin ve konunun uzmanı olmayan yerlerde arıyorlar. Kaybedilen zamana, kaybedilen sağlık, iş…eklemlenmekte gecikmiyor.

İnsanlar; bazen de aileler, çocuklarına “akıl hastası”, “deli” yaftası vurulacak korkusundan dolayı acılarını paylaşamıyorlar.

Gecikme, diğer sağlık sorunlarında olduğu gibi daha karmaşık ve uzun süren tedavileri ile hastaları karşı karşıya bırakabiliyor.

Son söz; kavramlar karıştırılmamalıdır. Suçlu kişi suçludur.

Bir kişinin suçu ispat edilene kadar o kişi suçun sanığıdır.

Akıl hastalığı; adından anlaşılabileceği gibi hastalıktır. Bazen görünür sebepleri olsa da çoğunluk biyolojik bozulmaların eşlik ettiği, doğrusal nedensellik ile anlaşılamayacak karmaşıklığa sahip durumlardır. Uygun yaklaşım gerekir.

Suçlunun akıl hastalığı varsa bile, muayene etmeden bilenemez.  Suçlu hasta olsa bile, o kişinin hastalığı kamuoyunda tartışılamaz. Kişisel bilgilerin paylaşılması da ayrı bir “suçtur”.

Ne dersiniz?

 

Bir cevap yazın