Şehir büyüdü, yönetim küçüldü

Haber, Mustafa Sarıipek
Haberi paylaşın

Birkaç günden bu yana büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri arasındaki yetki karmaşası üzerine yazılar okuyup belediyelerin sorumluluklarını anlamaya çalışıyorum. Onlarca kitap ve kararlar yazılmış. Danıştay kararları var. Çıkartılan kanunlar üzerindeki değişikliklere baktım. Sonuç? Başladığım yerdeyim. Sıfıra sıfır, elde var yine sıfır. Bir sürü laf salatası.

Biraz okuduklarımdan alıntılar yapayım:

Birisinde diyor ki; “Genel olarak bu denetim ilişkisi dikkate alındığında, iki kademeli sistemin uygulanması süreci ile beraber ilçe belediyelerinin gözünde büyükşehir belediyeleri; yapay olarak oluşturulan ve alt kademedeki belediyeler üzerinde kimi yetkileri kullanabilen ‘yeni bir vesayet yeri’ olarak görülmüştür”

 

Neredeyse valilik görevi üstlendirilmiştir

Bir başkasında 2007 ile 2013 yılları arasını kapsayan 9. Kalkınma Planının “Yerleşme Kentleşme Özel İhtisas Komisyonu Raporunda 5216 sayılı Kanunla büyükşehir belediye başkanlarının “vali” düzeyinde yetkilerle donatıldığı hususunun altı çizilmiş. Seçilerek iş başına gelen ilçe belediye başkanları adeta silinip bir kenara atılmış.

Bir de Danıştay 1’inci Dairesi konu hakkında 18.9.1996 tarih, 1996/124 esas ve 1996/181 sayılı kararı var; “Büyükşehir belediyelerinin ilçe ve alt kademe belediyelerinin imar uygulamaları ve diğer işlemleri üzerinde inceleme yapabileceği, bilgi ve belge isteyebileceği, kent bütünlüğünü sağlamaya yönelik önlemler alabileceği, incelemeler sonucunda mevzuata göre suç oluşturan durumlarla karşılaşıldığında ise, soruşturma açılması için Valiliğe veya İçişleri Bakanlığına başvurabileceği ya da ilgililer hakkında adli mercilere suç duyurusunda bulunabileceği” sonucuna varmıştır.

 

Bu ne yaman çelişki annem

Bu kadar lafı döndürüp dolaştırmaya gerek ne? Yaz kardeşim açık açık ve de ki 15 ya da 20 yıllık ilçe belediyelerine seçimle gelen belediye başkanları büyük şehir olunca büyük şehir belediyesinin sözünden dışarı çıkamaz. Şu şu şartlarda çalışacaktır. Boyunu aşan işlere karışmayacaktır. Vs. vs. O zaman ilçelerde seçime de gerek kalmaz. Atarsın birini olur biter. Büyük şehir başka partiden, ilçe başka partiden seçilirse gel de hizmet bekle. Aynı partiden olanlar sanki birbirlerini kolluyor mu?

Örnek Muğla Büyük Şehir Belediye ile Marmaris ve Bodrum İlçe Belediyeleri. Birinin ak dediğine diğeri kara diyor. İşte Marmaris’te yaşanan olaylardan birisi: Marmaris’in ana caddesinde denize yakın bölüm eskiden ücretli otoparktı. Büyük şehir olunca buranın gelirini Muğla istedi. İki belediye anlaşamadı, ilçe belediye otoparkı boydan boya bisiklet yolu yaptı. Büyük şehir karşı adımla park edilmenin yasak olduğu caddenin karşı tarafını ücretli otopark ilan etti. Hoş gerçi yasa gereği anayollardan otopark ücreti tahsil edilemez ama yasa dışı uygulamayla yol daraldı. Yazın teknelerin turdan dönmeye başladığı saat 17’den gece 23’e kadar yol sürekli tıkanıyor. Korna sesleri bölge yaşayanını isyan ettirmeye başladı.

En önemli tehlike ise durak dışında indirme bindirme yapan otobüs ve minibüslerin durdukları yer bisiklet yolunun hemen kenarı. Araçtan adımını yola atmak isteyen bisiklet yoluna basmak zorunda. Olası bir kazanın hesabını kim verecek?

Temizlik, yol yapımı, hizmet, cenaze, imar ve daha akla gelen tüm hizmetlere kim bakıyor birer liste yapıp ilan edin de herkes hakkını bilsin, boş yere başkalarını suçlamasın.

 

Bir cevap yazın