Yalan Üzerine

Haber, Uzm. Dr. Hüsnü Kurtuluş
Haberi paylaşın

“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” diyerek doğrucuyu kovan toplum, “Yalancıyı kaçtığı yere kadar kovalamalı” demiş.

Atasözlerinin toplumsal olguları imbikle süzerek bugünle ulaştırdığı genel kabuldür.

Acaba doğru ile yalan nereye kadar kovalanıyorlar? Her ikisinin son durağı neresi?

Bugün ki yazımda yalan üzerine odaklanmak, deşifre etmek istiyorum.

Türk Dil Kurumu göre yalan; doğru olmayan, gerçeğe uymayan sözdür.

Yalanın yapısı demek ki doğruyu söylememek, bu tanımı temel aldığımızda; herkes yalan söyler ya da her zaman doğruyu söylerim diyen yalan söyler.

Bir gün, arkadaşınızla sözleştiğiniz saat olan akşam dokuzda arkadaşınız randevusuna geç geldiğinde mazeret sunmak yerine, “Ne olacak canım sen hiç geç kalmadın mı?” diye bir şey söylediğinde ne olmaktadır?

Geç kalan kişi; anlamdan kayarak uzaklaşmakta, konunun odağını bir başka yere; bekleyen kişiye çekmektedir. Doğruyu söylemeyerek yalan söylemektedir.

Her ruhsal travmada büyük oranda yalan vardır. Küçük çocukları taciz eden kişiler mesela; çocuklara “Sana para vereceğim, ” Ya da “Çok mutlu olacaksınız” gibi şeyler söylemektedirler.

 

Yalan söylenerek ruh cinayeti işlenmektedir.

Ayrıca doğruyu söylememek gibi yanlış bilgi vermek ve abartmak da bir çeşit yalandır.

Yalanların bazı çeşitleri vardır.

1-Narsisistik (Bencil) yalanlar. Burada kişi utanç verici bir şeyi saklamak için yalan söyler. Örneğin bir ortamda okumadığınız halde bir kitabı okuduğunuzu söylüyorsunuz. Burada kişi kendi hakkında bir şeyleri saklamak ister, bilmemenin utancından uzaklaşmak için yalan söyler.

Çok sık karşılaşılan yalan türüdür. Okulda, iş yerinde.

2-Psikopatik yalan: Avantaj ya da bir şey elde etmeye yönelik yalanlardır. Özellikle sosyopatik kişilik özelliği olan kişiler yalan söylemeye doğal yeteneği olan kilerdir.

Psikopat, karşısında olan kişinin duymak istediğinin ne olduğunu ve ne zaman konuşması gerektiğini çok iyi bilen kişidir. Bu grubun en üst basmağında seri katiller vardır. Kurbanlarını beklenmedik şekilde ikna ederler ve öldürürler.

Son zamanlarda çok sık karşılaştığımız dolandırıcılık türü olan telefon araması ile yapılan sahtekarlıkları da bu yalanın bir başka şeklidir. Telefondaki kişi o kadar ikna edici konuşur ki, kurban gidip binlerce lirasını istediği yere bırakır.

3-Patolojik yalan: Bazı kişilerin herhangi bir kazançları olmadığı halde talan söylemeleridir. Bu kişilerin derdi yalan söylemek değildir. Onlar için gerçeğe katlanmak çok zordur. Yalan söyleyerek gerçekten uzaklaşır ve güvende hissederler.

Patolojik yalanda dış gerçeklikler önemini kaybederken iç gerçeklik hemen her şeyin önüne geçiyor. Bu kişiler bebek gibi davranırken hemen her şeyin karşılıksız olduğu yaşamın ilk yıllarını kaybetmek istemezler. Halbuki erişkin yaşamda karşılıksız sevgi yoktur.

Bazı şeyler imkansız diğer bazı şeyler ise mümkün ama yasak olduğunu büyüyerek anlamak zorundayızdır. Zaman tek yönlü hareket eder, sonunda ölüm vardır. Patolojik yalan sizi bu durumlardan korur.

Ya da gençler ölümü düşünmezler şayet yaşadıkları olaylar onların ölümü düşünmelerine neden olursa “Yalan” daha çok söylerler.

4-Varoluşsal yalan: Bu tip yalanın kronik ve akut tipleri vardır. Kronik yalanlardan bir tanesi azınlıkların kendilerine söyledikleri yalanlardır. Mesela Amerika’da zenci olduğunu unutursun, aksi halde yaşam zorlaşabilir. Bazı tarikatlarda da bu tip yalanlar vardır.

Akut olan yalanlar ise hayat kurtarıcı olan yalanlardır. Mesela elinde kızgın bir adam Ayşe nerede diye sorar, bilseniz de söylemezsiniz.

5-İş ile ilgili yalanlar vardır. Mesela ajanlar yalan söylemek için eğitilirler, onların söyledikleri mesleki yalanlardır.

Ya da araba satanlar azda olsa yalan söyleyebilirler.

Ana başlıklarıyla yalan konusuna şöyle bir değindim.

Atasözlerinin konuya yaklaşımından da anlaşılacağı gibi muğlak tarafları olan bir konu, yalan konusunun daha çok incelemeyi hakkettiğini söyleyebilirim. İncelemeyi meraklı okuyucuya bırakıyorum.

 

2 comments

Bir cevap yazın